TÜM YÖNLERİ İLE OTİZM

 

OTİZM

 

            Çocuk denilince çoğunlukla aklımıza neşe, canlılık, bitmek ve tükenmek bilmeyen bir enerji gelir. Genellikle çevremizde bu tip çocuklarla karşılaşır ve onların oyun ve hayal dünyalarını hayretler içinde seyrederiz. Aslında çocukları sevimli ve cana yakın yapan bu özellikleridir. Ancak çevresinde olup bitenlere karşı ilgisiz kalan, dış dünya ile adeta bağını koparmış ve kendi dünyasında yaşamaya çalışan çocuklar da vardır. Bu çocukların en belirgin özellikleri sosyal ilişki kurmadaki yaşadıkları güçlüklerdir. Bu nedenle bebeklik dönemi sonrası toplum içinde bu çocuklar çok kolaylıkla fark edilebilir. Çevrelerinde örülü o kalın duvarı aşmak hatta bir pencere olsun açabilmek için hayli zorlanacağınız bu çocuklara otistik çocuklar denmektedir. Yeni doğan her bebek yaşamın ilk günlerinde doğal otistik bir dönem geçirir. Yani çevresindeki insan ve eşyalara karşı ilgisiz ve dışarıdan gelen uyarılara karşı tepkisiz kalabilmektedir. Ancak normal gelişim sürecinde bu dönem bir kaç hafta kadar devam eder. Daha sonra, çocuk giderek dış dünyaya açılarak çevresiyle, özellikle insanlarla ilgilenmeye ve ilişkiye girmeye başlar.

            Otistik çocukların çoğu normal sayılan ve çok kısa süren bu dönemi bir türlü aşamaz ve dışa açılamazlar. Karşısına anne dahil herhangi bir kişi geldiğinde kimse yokmuş gibi tepkisiz kalan ve adeta bir gülücüğü dahi esirgeyen bu çocuklar, dikkatli bir gözlemci tarafından hemen fark edilebilirler. Otizm, bireyin başka insanlarla iletişim ve çevreye uygun tepkisini engelleyen bir beyin bozukluğudur. Bazı otistik bireylerin zihinsel yeterliliklerinde ve konuşma gibi becerilerinde herhangi bir sorunları olmamasına rağmen bazılarında zihinsel yetersizlik, sessiz ve ciddi dil gelişim gecikmeleri görülebilir. Ayrıca, bir kısmının tekrarlayıcı ve basmakalıp düşünce tarzları da olabilmektedir. Otistik bireylerin hepsi tamamen aynı belirti ve eksiklikler göstermemesine karşın, yordanabilecek tarzda davranışı etkileyen sosyal, iletişim, motor ve duyusal problemler sergilerler.

 

            Otizm ilk defa 1943 yılında ABD'de çocuk psikiyatristi Leo Kanner tarafından tanımlanmıştır.

Kanner'e göre otizmin üç karakteristik özelliği vardır;

1-Otistik yalnızlık,

2-Değişikliğe karşı olma,

3-Yetenek çokluğu.

            Kanner, otistik davranışların değişik görünümleri olmasına rağmen, “otistik yalnızlık” ve “değişime karşı olmak” üzere iki önemli değişmez karakteristik özelliğini vurgulamıştır. Otistik yalnızlıkta fiziksel değil, psikolojik yalnızlık söz konusudur. Otistik yalnızlık, otizmin teşhisinde önemli bir yer tutmaktadır. Değişmeye karşı olma ise zeka seviyesi normal dediğimiz kişilerde rutinlere bağlı olma, ilginç denecek değişik ve sınırlı ilgi alanlarıyla ortaya çıkar. Tekrar eden hareketler normal zeka seviyesinde olanlarda rutinler şeklinde yer alırken, zihinsel yetersizliği olanlarda aşırıya kaçar.

            Kanner'ın 1943 yılında otizmi tanılamasından sonra otizmin nedenleri ve otistik çocukların davranış özellikleri üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Çeşitli yaş grubundaki çocuklarla yapılan çalışmalar sonucu otizm, bir takım organik ve psikolojik nedenlerle açıklanmaya çalışılmıştır.

 

            Otizm en hafiften en ağıra doğru farklı yoğunluklar gösterir. Otizmin ağırlığı; zekadüzeyi, konuşma yeterliliği, öğrendiklerini genelleyebilmesi ile ilgilidir. Otizmin derecesi çocuğun gelişim aşamalarını etkiler. Ağır otistik çocuklarda belirtiler çok şiddetli olmasına rağmen, hafif otistikler zamanla konuşabilirler, göz teması kurabilirler ve normal eğitim alabilirler. Otistik çocukların %70-90'ı zihinsel yetersizlik göstermektedir. Zihinsel yetersizlik gösteren çocukların % 50'sinin zeka düzeyi 50'nin altındadır. %10 gibi küçük bir bölümünün ise normal zekaya sahip olduğu yapılan araştırmalarla vurgulanmaktadır.

 

OTİZMİN BELİRTİLERİ

 

            Otizme ait belirtiler, genellikle bebekliğin ilk iki yılı içinde başlar. Nadiren bu belirtiler daha geç yaşta da başlayabilir. Otizm belirtileri çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre çok farklılıklar gösterebilir. Bebekliğin ilk dönemlerinde bu çocuklara ilişkin ilk fark edilen durum, diğer çocuklara oranla daha az güldükleridir. Her çocuğun bedensel temas kurulma, kucaklanma ve öpülme arzuladıkları bir işlev olmasına karşın otistik çocuklar bu davranışlardan rahatsız olurlar. Adeta sevilmekten hoşlanmazlar ve tepki gösterirler. Ana babanın seslenmesine karşı yanıt vermemeleri nedeniyle çoğu aile çocuklarının sağır olduğunu dahi düşünebilir. Çevredeki insanların görünümleri, giysileri dikkatlerini çekmez, dışarıdan izlendiğinde adeta odada kimse yokmuş gibi davranırlar. İnsanlarla göz göze gelmekten kaçarlar. Yalnızlığı severler ve yalnız bırakılmaya tepki göstermezler. Normalde çocuklar uyumadıkları dönemlerde yatakta kalmak istemez anneden ilgi beklerler. Ancak bu çocuklar uyumadıkları halde saatlerce yatakta sessizce kalabilirler. İlk dönemlerde anne ve babayı diğer insanlardan ayırmakta güçlük çekmelerine karşın yaşları ilerledikçe anne babaya bağlılıkları aşırı derecede artabilir ve ayrıldıklarında yoğun sıkıntı yaşayabilirler.

            Otistik çocukların aileleri, en çok konuşma gecikmesi şikayetiyle çocuklarını uzman kişiye götürürler. Bedensel gelişimi yaşına uygun olan çocuğun konuşması yaşıtlarına göre oldukça geridir. 5 yaşına geldiklerinde ancak % 50'si tek sözcüklerle konuşabilir.  Konuşmayı ilişki kurmaktan çok ihtiyaçların giderilmesi için kullanırlar. Bir kısmı ise ileri yaşlarda dahi konuşamaz ya da konuştukları anlaşılamaz. Konuşmanın geriliği yanında bu çocuklarda söylenen sözcükleri tekrarlama ve sözcük uydurma gibi konuşma bozuklukları görülebilir. Konuşmadaki bütün bu gerilik ve bozukluklar çocuğun ilişki kurmadaki zorluğunu bir kat daha artırır. Her yaş çocuğu kendi yaşıtlarıyla oynamaktan hoşlandığı gibi yaşıtlarıyla bir araya geldiğinde onlarla ilgilenir ve oyun oynamaya çalışır. Otistik çocuklar ise hep yalnız olmayı tercih eder, çocukların içine karışmaz, hep bir köşede yalnız başına oynarlar. Kendilerine özgü davranış biçimleri ile diğer çocuklardan hemen ayırt edilebilirler.  Örneğin kendi etraflarında defalarca dönme, tek ayak üzerinde zıplama ve odanın içinde bir köşeden diğerine koşma gibi amaçsızca tekrarlanan hareketleri vardır. El çırpma, tüm bedeni sallama gibi olağan dışı beden hareketleri dikkat çekicidir. İlgi alanlarının kısıtlılığı nedeniyle belirli oyuncaklarıyla hep aynı biçimde ve tekrar tekrar oynarlar. Evde bulunan bazı nesnelere aşırı ilgi gösterebilirler. Mekanik aletlere ve dönen nesnelere ilgileri büyüktür. Bazı nesnelere karşı duygusal olmayan ve bize göre anlamsız aşırı bağlılıkları vardır. Bir parça ip ya da gazoz kapağı onlar için vazgeçilmez birer nesne olabilir.

            Yaşam içindeki olağan değişimlere karşı direnç gösterirler. Ev içinde bir eşyanın yerinin değişmesine izin vermez, eve alınan yeni bir eşyayı kullanmak istemezler. Değişime karşı bu direnç ailenin hayatında kısıtlamalara neden olacak derecede rahatsızlık verici olabilir.

            Tepkileri ani ve yersiz olabilir. Öfke patlamaları, kendine zarar verici davranışlar ya da uygunsuz sevinç nöbetleri gözlenebilir. Yaş ilerledikçe çocuğun çevresiyle aktif ilişkiye girmesi artmasına rağmen sınır koyamama gibi uygunsuz davranışlar devam eder. Daha ileri yaşlarda zekası normal olan çocuklarda önceden olan olayları ayrıntılı hatırlama ve akılda tutmalar görülebilir. Müzik, hafızada tutma ve okuma gibi bazı özel alanlarda garip ve akıl almaz becerileri olabilir.

 

            Otistik çocuklar arasında zihinsel yetersizliği olanlar bulunduğu gibi normal veya üstün zekâlı olanlar da vardır. Bazı otistik çocukların belli alanlarda olağanüstü yetenekleri olabilir. Örneğin, hangi tarihin hangi güne geldiğini hemen hesaplayabilir, aritmetik işlemlerde üstün bir yetenek gösterebilir ya da bir şarkıyı bir kez dinlemek ile hemen öğrenebilirler. Çevresindeki çocuklarla ya da yetişkinlerle ilgilenmezler, onların arasına katılıp oynamazlar. Otistik bir çocuk, zihinsel yetersizliği olan bir çocuğun aksine, zihinsel beceri düzeyi ne olursa olsun gözlenebilir bir sosyal beceri yetersizliği gösterir. Sosyal bir beceri olan empati duygusu bu çocuklarda gelişmemiştir. Otistik çocuklar başkalarının hislerini ve düşüncelerini anlama ve yorumlamada da güçlük çekerler. Gülümseme, göz kırpma ve yüz buruşturma gibi örtülü sosyal ipuçlarını çok az anlarlar Otistik çocukların bir çoğunda zeka düzeyi normalin altındadır. Bu durum, çocuğun genel olarak işlevselliğini azaltan bir faktördür. Otistik çocukların kardeşlerinde bu özelliğin görülme sıklığı normal gelişim gösteren çocuklara oranla daha fazladır.

 

OTİZM VE “DÜŞÜNCE TEORİSİ”

 

            Otistik bireylerin tek psikolojik özelliği olmamakla birlikte, en yaygın belirtisi, diğer bireylere göre başkalarının düşüncelerini anlamaktaki anormalliktir. Bunun yanında otistik bazı insanlar, tüm sembolik teorilerden yoksundurlar. Buna bazı durumlarda “zihin körlüğü” denilmektedir. Daha genel bir ifadeyle, otistik olan insanlar düşünce teorisinin önemli kısımlarına sahiptirler ama istenilen beklentiler dahilinde güçlükler çekmektedirler. Onun yerine, zeka düzeyleri başka alanlara kaymıştır. Sosyal zekaları, anti-sosyal zekalarına göre daha yavaş ilerleme kaydetmektedir.

 

Akıl-Beden Ayırımı 

        Bu fark düşünce teorisinin temelini oluşturur. Bununla ilgili testler, daha çok, çocuklarıniki farklı karakter barındıran hikayecikler dinlemesini içerir.

            İlk karakter, mantıksal deneyimi (köpeği düşünme) olan bir çocuğu temsil ederken ikincisi, bedensel deneyime (köpeği tutma) sahip bir çocuğu temsil eder. Daha sonra, bilim adamları çocuğun bu iki karakter arasındaki farkı belirlemesini ister. Örneğin; “hangi karakter köpeği okşayabilir ya da sevebilir?” sorusu karşısında, 3-4 yaş arasındaki normal bir çocuk bu ayırımı yapabilir. Bu ayırıma göre, 2. karakterin yani köpeği tutan karakterin okşamayı yapabileceğini belirler. Dolayısıyla, zihinsel ve bedensel farkı kolayca ayırabilir. Öte yandan, ciddi otizm sorunu olan çocuklar bu tip ayırımları yapamamaktadır.

 

Beyin Fonksiyonlarını Anlama

            3-4 yaşlarındaki normal gelişim gösteren çocuklar, beyinin birtakım zihinsel fonksiyonlardan (rüya, istek, düşünce, sır tutma gibi) oluştuğunu bilmektedir. Ayrıca, bazı çocuklar, hareket gücü ve hayatta kalma gibi fiziksel fonksiyonların varlığından da haberdardırlar. Zeka yaşı 4 yaş düzeyindeki otistik çocuklar ise, beyinin sadece fiziksel fonksiyonlardan oluştuğunu düşünürler.

 

Görünüm-Gerçekler Ayırımı

            4 yaş civarındaki normal gelişim gösteren çocuklar, gerçeği veya görünümü ayırtedebilirler. Örneğin; elma şeklinde bir mumun aslında elma şekline bürünmüş birmum olduğu gerçeğinin farkındadırlar. Aynı test otistik çocuklara uygulandığında, objelerhakkında aynı cevabı verememektedir. Bunun yerine, gerçekten ya elma yadamum olduğunu söylerler. Fakat objelerin bu iki yönlü kimliğinin ayırımına varamazlar.

 

Yanlış Kanı Testleri

            Bu testler, aynı şeyin farklı insanlarca farklı şekilde algılanabileceği gerçeğini ortaya çıkaran testlerdir. 4 yaşındaki normal gelişim gösteren çocuklar, insanların dünyası hakkında farklı düşüncelere sahiptirler ve bunun da farkındadırlar. Örneğin; 4 yaşındaki çocuklar, iyi bilinen öykülerden biri olan kırmızı başlıklı kız öyküsünde, yatakta uzananın aslında kırmızı başlıklı kızın babaannesi değil de, zalim kurt olduğunun bilincindedirler. Otistik çocukların ise, bu ayırımı yapmakta güçlük çektikleri ve sonuç olarak yanlış bir kanıya sahip oldukları belirlenmiştir.

 

Görmenin Bilmeye Önderliği

            Normal bir çocuğun düşünce teorisinin bir başka önemli noktası da, bilginin nereden geldiğini anlamasıdır. Yani, kimin neyi bildiği, daha da önemlisi kimin neyi bilmediğini bulabilmektir. Bu özellik, normal bir çocuğun gelişiminin anahtarıdır. Çünkü, çocuğun uygun iletişimini desteklemektedir. 3 yaşındaki normal gelişim gösteren çocuklar, görmenin bilmeyi sağladığı prensibinin farkındadırlar. Örneğin; iki farklı karakteri olan bir öyküde, yani karakterlerden biri kutuya bakarken diğeri kutuya dokunuyorsa, çocuk kutuya bakanın kutunun içinde ne olduğunu bileceğinin farkındadır. Buna karşın otistik çocukların bu ayırımı yapmaları hemen hemen şansa bağlıdır.

 

Zihinsel Kavramları Tanıma (Farkında Olma)

            4 yaşlarında normal gelişim gösteren çocuklar, zihin kapasiteleri doğrultusunda bir listeden sözcükler seçebilirler. Bu sözcükler; “düşünme”, “bilme”, “rüya görme”, “hayal etme”, “arzu ve istek”tir. Bu sözcükler “zıplama”, “yemek yeme” ve “hareket etme” gibi zihinsel kavramlı fiillerden ve “kapı”, “okul” yada “bilgisayar gibi zihinsel kavramlı olmayan sözcüklerden kolayca ayırt edilebilir. Otistik çocuklar bu ayırımı yapmakta güçlük çekmekteler. Bu onların zihinsel sözcük dağarcığını test etmektedir.

 

Doğal Konuşmadaki Zihinsel Kavramların Yeri

            Otistik çocuklar, normal yaşıtlarına göre resimli hikayeciklerin özgün tanımlarından çok az zihinsel kavramlı sözcükler türetmektedir. Çocukların bu sözcükleri kolayca kullanamamaları, onların bu beceriden yoksun oldukları anlamına gelmemektedir. Bu sadece ilgi eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

 

Spontane (Kendi Kendine) Yapmacık Oyun

            Otistik çocukların, çok az kendi kendine yalancıktan oyun oynadıkları bilinmektedir. Bu durum, hayal gücündeki zayıflığın veya düşünce okumadaki güçlüğün bir yansımasıdır. Yada gerçekle gerçek üstülükteki bağın kurulmasından kaynaklanmaktadır.

 

Duygulardaki Duyarlılığın Sebeplerini Anlama

            Duygular fiziksel olaylardan kaynaklanabilir. Örneğin, düşmemiz ağlamamıza bir neden oluşturur. Fakat duygular, ayrıca arzu, istek ve inançlar gibi zihinsel durumlardan da kaynaklanabilir. Örneğin, istenilen şeyin alındığını düşündüğümüzde veya aldığımızda mutlu olabiliriz. Normal gelişen 4-6 yaşlarındaki çocuklar, bu 3 tip duygusal nedenleri anlayabilmektedirler. Buna karşın otistik çocuklar bunlarda güçlükler çekmektedirler.

 

Göz Temasından, Birinin Ne Düşündüğünü Yada Ne İstediğini Anlamak

            Neden insanların gözlerinin içine bakmakla çok zaman harcarız. Şimdi biliyoruz ki küçük çocuklar bile göz temasıyla birinin ne düşündüğünü anlayabilir. Örneğin, gözlerini tavana dikmek veya dalgın olmak bir şeylerin düşünüldüğünün göstergesidir. Otistik çocuklar henüz bu göz teması pratiğini kazanmış değillerdir. “Paşa neye bakıyor?” gibi net bir soruyu cevaplandırmalarına rağmen, göz temasıyla edinilen bilgilere oldukça kapalıdırlar. Otistik çocuklar başkalarıyla göz-temasına dayalı zihinsel etkileşimlere çok fazla yanıt verememektedirler.

 

Kendi Amaçlarını Denetlemek

            İnsanların oldukları gibi davranmalarını anlamak, onların niyetlerini izlemekten geçmektedir.

Çünkü insanların hareketlerini izlemek, onların neden değil de, ne yaptıklarını anlamamızı sağlar. Bu testte 4 yaşındaki bir çocuğun belirtilen hedefi oyuncak tabancayla ateşlemesi istenir. Çocuğun haberi olmadan deneyi yapan tarafından yönlendirilerek hedefi vurması ya da vurmaması sağlanır. 4 yaşındaki normal gelişim gösteren çocuğun hedefi vuramaması halinde, “hangi hedefi vurmaya çalıştın?” sorusuna doğru yanıt verebilirken otistik çocuklar yanıtsız kalmaktadır.

 

Kandırma

            4 yaşlarına gelen normal gelişim gösteren çocuklar, yanıltıcı sorulara ilgi gösterirler. Ahlaki durumlar bir yana, kandırma sonucu edilen ifadelerle çocuk başkalarının düşüncelerini anlar. Çocuğun yalan söylemedeki erken girişimleri genelde etkisiz olur ve başarısızlıklarla sonuçlanır. Örneğin, yüzü gözü çikolata olmuş bir çocuğun annesine çikolata yemedim yalanını söylemesi gibi. Çocuk ısrarla yalan söylemeye çalışmasına rağmen delilleri ortadan kaldırmayı düşünemez. Otistik çocuklar yalan söylerken yada başkalarının onları kandırması durumunda başarı gösteremezler. Örneğin para saklama oyununda olduğu gibi, otistik çocuklar paranın hangi elde olduğunu veya kandırılmaya çalışıldıklarını kestirememektedirler.

 

Kinaye, Alay Ve İğnelemeyi Anlama

            Happé otistik çocukların masal anlatımı sırasında mecazi konuşmaları anlayıp anlamadıklarını test etmiştir. Mecazi konuşmada, konuşmacının niyetinin de anlaşılması gerekmektedir. Mecazi konuşma; “odan bugün ne kadar da düzenli!” ifadesinde olduğu gibi alay ve “Dilin ne kadar uzamış senin” ifadesinde olduğu gibi iğnelemeli ifadeleri içerir. Otistik çocuklar, bu güçlükteki zihin okuma testlerinde oldukça zorlanırlar.

 

Pragmatik (Gerçek)

            Mecazi konuşma ve mizahi anlama, gerçeklerin saptaması yada sosyal bağlamlı uygun dil kullanımıdır.

  • Belli bir dinleyici için konuşmayı biçimlendirme.
  • Dinleyicinin neyi bildiği veya neyi bilmesi gerektiğini içeriğe uyarlama.
  • Dürüst olma, konuyla ilgili olma ve nazik davranma gibi konuşma ilkelerine uyma.
  • Sırayla konuşmayı sağlama.
  • Birinin konuşmaya katılımına saygı gösterme ve duyarlı davranma.
  • Konuşmanın içeriğinde neyi ne zaman doğru veya yanlış söyleyeceğimizi bilme.
  • Konuya bağlı kalma.
  • Konu değişikliği olduğunda dinleyicinin takip etmesini sağlama.

Pragmatikler konuşmacının ve dinleyicinin duyarlılığını ve ayrıca kontext'in kullanımını içermektedir. Pragmatikte beliren bir güçlük en az 2 farklı nedenin ortaya çıkmasına sebep olur. Bunlardan biri zihin körlüğü diğeri ise Uta Frith'in tanımladığı “merkezi tutarlılığı zayıflığı”. Yine bu alanda da otistik çocuklar birtakım zorluklarla karşılaşıyorlar.

 

Yaratıcılık (Hayal Gücü)

            Sadece bize ait bir düşsel dünya kurmamızı ve bu sanal dünyayı gerçek dünyamıza yansıtma olanağını tanıyor olması nedeniyle yaratıcılık (hayal gücü), düşünce teorisine sıkı sıkıya bağlıdır. Yapılan bir çalışma, otistik çocukların gerçeküstü yada olanaksız olan resimler çizmeye (2 kafalı insanlar çizme) karşı isteksiz ve oldukça başarısız olduklarını göstermiştir.

Bu durum, resmin alışılagelmiş yaklaşımlarını bastırma gereği ve bunun yerine alışılmamış bir yaklaşımın yer almasından dolayı olabilir. Yine de otistik ve Asperger sendromlu çocuklarda (haşin, sert çocuklar), resimle sınırlanmamış ve hayal gücüne dayanan çalışmalarda ısrarcı davranmanın yararı vardır.

 

 

OTİSTİK OLAN VE OLMAYAN BEBEKLERİN DAVRANIŞLARINDAKİ FARKLILIKLAR

 

Otistik Bebekler

Normal Bebekler

İletişim

Göz temasından kaçınırlar

Annenin yüzünü araştırılar

İşitmiyormuş gibi gözükürler

Seslerle kolayca uyarılabilirler

Dil gelişimi başlar, aniden konuşma duraklar

Sözcük sayısı gittikçe artar ve gramere uygun kullanma başlar

 

Sosyal İlişkiler

 

Başkalarının farkında değillermiş gibi davranırlar

 

Annesi odadan ayrıldığında ağlar, yabancıların yanında kaygı duyarlar

 

Uyaran olmasa da başkalarına karşı fiziksel müdahalede bulunurlar

 

Acıktığında ya da hayal kırıklığı durumlarında keyifsiz olurlar

 

İçe dönük yaşıyordur, uyaranlara az tepki verir.

 

Aşina yüzleri tanır ve gülümserler

 

Çevrenin Araştırılması

Tek bir şey veya etkinlik üzerinde takılıp kalırlar

Bir ilgi çekici nesne veya etkinlikten diğerine geçiş yaparlar

Sallanma veya el çırpma gibi davranışlar görülür.

Nesnelere ulaşmak için vücudunu amaçlı kullanırlar

Nesneleri yoğun biçimde koklarlar

Oyuncakları inceler ve oyun oynarlar

Küçük sıyrıklarda ya da acı veren durumlarda duyarsız olabilirler.

Doyum ararlar, acıdan kaçınırlar.

Not: Yukarıdakiler gözlenebilecek belirtileri göstermektedir.

Uzman değerlendirmesi olmadan, tanı koymak için yeterli değildir.

 

 

OTİSTİK ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ

 

  • Kendine yöneltilen sözel ifadeleri genellikle aynı şekilde tekrar etme, “ben” yerine “sen” gibi şahıs zamirlerini ters kullanma,
  • Ekolali (söylenen sözleri aynı ses tonu ve vurgu ile tekrar etme) ve gecikmiş dil gelişimi olma,
  • Çok iyi bir belleğe sahip olma,
  • Kendiliğinden davranış başlatma becerisi sınırlı olma,
  • Hareketleri aynı şekilde sürekli olarak tekrar etme veya belli hareketlere aşırı bağlılık gösterme (Stereotipi),
  • Aynılığı koruma isteği olma,
  • İnsanlarla ilişki kurmada zorluk çekme,
  • Cansız nesne ya da resimleri tercih etme,
  • Göz temasından kaçınma,
  • Başkaları ile kendiliğinden iletişim kuramama
  • İsteklerini bir yetişkinin ellerini kullanarak belirtme,
  • Diğer çocuklarla oynayamama,
  • Sürekli bir konu üzerinde konuşma,
  • Sebepsiz şekilde ağlama, gülme ve sebepsiz davranışlarda bulunma,
  • Nesneleri tutup sürekli döndürmekten hoşlanma,
  • Yaratıcılık gerektiren oyunları oynayamama (Bazıları yaratıcılık gerektirmeye bazı işleri oldukça hızlı ve iyi yapar.).
  • Acıya karşı duyarsız olma,
  • Tehlikeye karşı duyarsız olma,
  • Seslere karşı aşırı duyarlı ya da aşırı duyarsız olma,
  • Normal öğrenme yöntemlerine karşı duyarsız olma
  • Yalnız kalmayı tercih etme,
  • Temastan, kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanma,
  • İhtiyaçlarını belirtmekte zorlanma. Konuşma yerine hareketlerle ihtiyaçlarını belirtmeyeçalışma,
  • Aşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik
  • Motor hareket gelişiminde düzensizlik (Topa vuramamaya rağmen küpleri üstüste dizme gibi).

 

DUYUSAL ÖZELLİKLERİ

 

Çocukların algılamaları tam ve sağlıklı olduğunda, işitme, görme veya hissetme yoluyla öğrenebilirler. Ancak duyusal bilgi hatalı ise veya çeşitli duyulardan gelen girdileri uygun bir resim halinde birleştirmekte sorun yaşanıyorsa, çocukların algılaması karışabilir. Otistik bireylerde bunlardan biri veya ikisi görülebilir. Yani, ya beyine gelen sinyalleri almada ya da bütünleştirme de sorun olabilir. Beyinin kötü işlevi sonucu, çoğu otistik çocuk, belirli seslere, dokunuşa, tatlara ve kokulara ya aşırı alışıktır ya da bu duyular onlar için aşırı acı verici ve rahatsız edicidir. Bazı çocuklar, elbiselerinin ciltlerine dokunmasından çok rahatsız olurlar ve başka bir şeylere odaklanamazlar. Bazı otistik çocuklar, elektrik süpürgesinin sesine, uçak sesine veya rüzgar sesine kulaklarını kapar veya çığlık atarlar. Otizmde beyin, gelen duyu uyaranlarını uygun olarak ayarlayamıyor gibi gözükmektedir. Bazı otistik çocuklar aşırı sıcak veya soğuğun farkında olamadıkları gibi diğer çocuklara oranla abartılı tepkiler de verebilmektedirler. Otistik bir çocuk, düşme sonucu kolu kırıldığında asla ağlamayabilir. Tam tersi olarak, hafif dokunulduğunda çığlıklar atabilirler.

İşitsel uyaranlara karşı tepkiler: Otistik çocukların seslere karşı gösterdikleri tepkiler farklılıklar gösterir. Bazen çok hafif seslere tepki verirken, bazen güçlü seslere tepkisiz kalabilmektedirler. Bebeklik dönemlerinde hiçbir sese tepki göstermemeleri ailelerde işitme problemi olduğu düşüncesini yaratmaktadır.

 

Görsel uyaranlara karşı tepkiler:

            Otistik çocuklar insan yüzüne ve çevrelerindeki bir çok nesneye bakmazken hareketli parlak nesnelere uzun süre bakabilmektedirler. Bazen ışıktan rahatsız oldukları için karanlık bir yerde kalmak isterlerken bazen çok güçlü ışıklara uzun süre bakabilmektedirler.

 

Acı-sıcak-soğuğa karşı tepkiler:

            Bazı otistik çocuklar acıyı-sıcağı-soğuğu hissetmeyebilir. Bazılarında soğuk suyla ellerini yıkarken ağlama, eline toplu iğne battığı zaman çığlık atma gibi aşırı duyarlılıklar şeklinde de görülebilmektedir.

 

Dokunulmaya karşı tepkiler:

            Otistik çocuklar bebeklikte kucağa alınmaya dokunulmaya aşırı direnç gösterebilirler. Fiziksel temas kurmak istemedikleri için insanlardan uzak durabilirler. Otistik çocuklar yeni bir nesneyi tanımak için genellikle koklama ve tatma duyularını kullanırlar. Daha önce görmedikleri bir nesneyi ağzına götürüp yalayarak ya da koklayarak tanımaya çalışırlar.

 

HAREKET (MOTOR) GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

 

Görünüş: 2-7 yaş arasında otistik çocuklar normal nüfusa oranla daha kısa boylu olmaya eğilimlidir.

 

Taraf tercihi:

            Normal gelişim gösteren çocuklarda serebral dominans oluştuğu halde otistik çocuklarda ambidekstroz olarak kalır. Otistik çocuklarda anormal dermatoglifiks (örneğin, parmak izi) yüksek sıklıktadır. Bu durum nöroektodermal gelişimsel anomaliye işaret edebilir.

 

Diğer fiziksel problemler:

            Otistik çocuklarda, normal kontrollere oranla daha yüksek sıklıkta üst solunum yolu enfeksiyonu, geğirme, febrilkonvulziyon ve kabızlığa rastlanmaktadır. Otistik çocuklarda enfeksiyonda ateş yükselmesinin olmayabileceği veya ağrıdan yakınmadıkları belirtilmektedir.

  • Fiziksel görünüşleri ile normal gelişim gösteren çocuklardan ayırt edilmeyenotistik çocuklar motor gelişimlerinde farklılık gösterirler.
  • Otistik çocuklar çoğunlukla 14-15 aylıkken top atma-tutma becerisi kazanırlar.
  • Otistik çocuklar ip atlama, yüzme gibi kaba-motor becerilerin gelişimini gerektiren

aktiviteleri daha geç ve zor öğrenirler.

  • Kağıt kesme, ipe boncuk dizme gibi ince motor becerileri geç gelişmektedir.
  • Otistik çocuklar hiperaktif (aşırı hareketli) ya da hipoaktif (az hareketli) olabilmektedirler.
  • Otistik çocuklarda normal yaşıtlarında görülmeyen parmak ucunda yürüme, sağa-sola öne-arkaya sallanma, ellerini farklı kullanma gibi gelişim özellikleri göstermektedirler.

Otistik çocukların fiziksel-motor gelişimlerindeki farklılığın bu çocukların çevreleri ile yeterince ilgilenmedikleri için taklit becerilerinin yeterince gelişmemesinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

 

SOSYAL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

 

            Yaşamın ilk dönemlerinde, bebek insanlara gözlerini diker bakar, sese yönelir, kendini sevdirmek için bir parmağı yakalar ve hatta gülümser. Bunların tersine çoğu otistik çocuk, her günkü insan iletişimindeki alış verişi öğrenmede büyük güçlük yaşar. Bebekliğin ilk birkaç ayında bile, çoğu otistik iletişime girmez ve göz temasından kaçınır. Yalnız olmayı tercih ediyorlarmış gibi gözükürler. Kişilerin sevgi ve sıcaklık gösterisine direnç gösterebilir veya kucaklama ve sarılmaya pasif katılım gösterirler. Daha sonraları sevgi ve kızgınlığa nadiren tepki gösterirler. Diğer çocuklardan farklı olarak anne babalarından ayrıldığında sıkıntı duymaz veya anne baba geri döndüğünde rahatlamazlar. Çocuklarının kendilerine sarılması, oyun oynama ve öğrenme gibi etkinliklerini bekleyen anne-babalar yanıt alamayınca hayal kırıklığına uğrarlar.

Otistik bireyler başkalarının duygu ve düşüncelerini anlama ve yorumlamada da güçlük çekerler. Gülümseme, göz kırpma ve yüz buruşturma gibi örtülü sosyal ipuçlarını çok az anlarlar. Kucağa çağırma gibi jestleri anlamakta zorluk çekerler. Jestleri, yüz ifadelerini yorumlayamaz ve sosyal sözcüklerde şaşkınlık gösterebilirler. Bu problemlerin dışında, otistik bireyler başkalarının bakış açısından bir şeye bakmada güçlük çekerler. Bu nedenle başka kişilerin eylemlerini anlayamaz ve yorumlayamazlar. Bazı otistik bireyler zaman zaman fiziksel olarak saldırgan olmaya eğilimlidirler. Bazıları özellikle alışık olmadığı, uyarıldığı ortamlarda veya sinirlenip hayal kırıklığına uğradığında kontrolü kaybederler. Eşyaları kırar, başkalarına saldırır ve kendilerine zarar verebilirler. Örneğin Ayşe, kızdığında veya reddedildiğinde ısırıyor ve tekme atıyordu.

Erol pencereleri kırıyor, eşyaları fırlatıyordu. Bu çocuklar ayrıca kendine zarar verici davranışlar, başlarını vurma, saçlarını çekme ve kollarını ısırma davranışları gösterebilirler. Ayrıca sosyal ilişkileri kurmaları daha zordur.

 

  • Normal gelişim gösteren çocuklar, sevgi ve güvende olma ihtiyacını karşılamakiçin anne-babaları ile fiziksel temasa girerler ve sosyal ilişki geliştirirler. Otistik çocuklardabu durum görülmez. Genelde zamanlarını tek başlarına oyun oynayarakgeçirirler. Kendilerini çevrelerinden uzaklaştırırlar ve kendi dünyalarında yaşarlar.
  • Sosyal çevreye karşı az ilgi duyarlar. Cansız nesnelere karşı aşırı duyarlı olan otistikçocuklar çevrelerindeki insanlar ile genelde ilgilenmezler.
  • Çevrelerindeki değişikliklere karşı çok duyarlı oldukları halde insan yüzüne bakmaktankaçınırlar ve karşılıklı iletişime girmek istemezler.
  • Otistik çocuklar genelde yaşıtları ile etkileşime çok az girerler; bu etkileşim dekısa ve olumsuz olur.
  • Otistik çocukların oyunu başlatmadaki kullandıkları sözel ifadelerin yetersizlikleriyaşıtları ile oyun oynamalarını kısıtlar.
  • Otistik çocuklarda çevreye uygun sosyal beceriler geliştirme ve oyunu başlatmabecerileri çok az gelişmiştir.
  • Otistik çocuklar saatlerce aynı oyuncakla, aynı şekilde oynayabilmektedirler.
  • Otistik çocukların ilgisini dönen nesneler çektiği için bisiklet ya da oyuncak arabaile normal oyunlar oynamak yerine ters çevirip sürekli tekerleklerini döndürmeyitercih ederler.
  • Otistik çocuklar ilginç ve tekrar eden (at üzerinden sallanma, kaydıraktan kaymagibi) oyunları daha çok tercih ederler.
  • Otistik çocuklar oyun oynarken nesneleri amacına uygun kullanamazlar; geneldenesneleri sadece döndürürler.
  • Otistik çocuklar iletişim ve hayal kurma becerilerinde yetersiz oldukları için normalyaşıtları ile oyun oynamazlar.
  • Normal zeka seviyesine sahip otistik çocuklarda dahi oyun oynama becerisi yeterincegelişmemiştir.
  • Otistik çocuklar sınırlı olarak oynadıkları oyunlarla da oynarken duygularını bellietmezler ve nesneleri sembolik olarak kullanamazlar.
  • Otistik çocuklar kendi aralarında ancak bir yetişkinin yardımı ile oyun kurabilirler.
  • Otistik çocukların kendi aralarında geliştirdikleri iletişim, diğer insanlarla geliştirdikleriiletişim ile aynı özellikleri göstermektedir.
  • Otistik çocukların sosyal becerilerinin geliştirilmesi sonucunda daha çok oyunoynadıkları ve iletişim kurdukları yapılan araştırma ve çalışmalarla tespit edilmiştir.
  • İstediği bir şeyin yapılması ya da yapılmaması için ısrar, öfke nöbetleri, çevresineve kendisine zarar verici davranışlar görülebilir.
  • Fiziksel temastan kaçınma, kucağa alınmak istememe, dokunma ve dokunulmaktanhoşlanmama ve annenin sesine tepki vermeme gibi davranışlar gösteren buçocukların çoğunda anneye bağımlılık görülmemektedir.

 

 

DİL VE İLETİŞİM ÖZELLİKLERİ

 

            Üç yaşına kadar birçok çocuk dili öğrenmede beklenen önemli bir kaç aşamayı geçerler. En erken olanlardan biri babıldamadır. Birinci doğum gününe doğru bebek tipik olarak ilk sözcükleri söyler. İsmi söylendiğinde döner bakar. İsteyeceği bir oyuncağı işaret eder ve hoşlanmadığı bir şey önerildiğinde hayır anlamında tepkide bulunur. İki yaşına kadar çocuk “köpeğe bak” veya “daha fazla kurabiye” gibi cümlecikleri konuşur ve basit yönergeleri takip edebilir. Araştırmalar, otistik tanısı konmuş çocukların yaklaşık yarısının yaşamları boyunca sessiz kaldıklarını göstermiştir. Bazı otistik bebeklerde yaşamların ilk 6 ayında babıldama olur fakat daha sonra kesilir. İşaret dili ile veya özgün elektronik aletlerle iletişim kurabilirler ancak asla konuşamaya bilirler.  Diğerlerinin dil gelişimi 5-8 yaşına kadar gecikebilir. Konuşan otistik bireyler dili olağan dışı tarzlarda kullanırlar. Bazıları anlamlı cümleler oluşturacak tarzda sözcükleri birleştiremezler. Bazıları yalnızca tek sözcük olarak konuşurlar. Bazıları duruma uygun olmayacak tarzda cümlecikleri tekrarlar. Bazı otistik bireyler işittiklerini papağan gibi tekrar ederler, bu durum ekolali (yansımalı konuşma) diye adlandırılır. Israrlı eğitim olmaksızın, başka insanların cümleciklerini yankılı tarzda tekrar etme, otistik bireylerin devam eden tek dili olabilir. Tekrarladığı, sorduğu bir soru gibi tekrar olabilir veya televizyondaki bir reklam olabilir. Bazıları haftalar önce söylenen bir cümleyi tekrarlayabilir. Otistik olmayan bir birey söylenenleri tekrar etme aşamasını üç yaşına kadar geçer. Otistik bireyler zamirleri karıştırmaya da eğilimlidir. “benim”, “ben” ve “sen” gibi sözcükleri konuştuğu kişiye bağlı olarak anlamlarını değiştirerek kullanmakta sorun yaşarlar. Ayşe'nin öğretmeni “benim ismim ne?” diye sorduğunda “benim ismim Ayşe” diye zamirleri karıştırarak yanıt verir. Bazı çocuklar çeşitli farklı durumlarda aynı cümlecikleri söylerler. Örneğin, bir çocuk “arabaya bin” cümleciğini gün boyunca söyleyebilir. Bu farklı durumlarda tuhaf karşılanabilir. Fakat bunun bir anlamı olabilir. Çocuk her dışarıya çıkmak istediğinde “arabaya bin” cümleciğini kullanıyor olabilir. Onun zihnine göre “arabaya bin” cümleciği dışarıya çıkmakla eş anlamlı olabilir. Başka bir çocuk her mutlu olduğunda “süt ve kurabiye” diyebilir. Bu cümleciği her zevk aldığı eylem için kullanabilir. Aynı şekilde otistik birey, vücut dilini anlamakta da güçlük çeker. Çoğumuz hoşlandığımız bir şey hakkında konuşurken gülümseriz veya bir soruyu cevaplayamadığımızda omuz silkeriz. Fakat otistik çocukların yüz ifadeleri, hareketleri ve jestleri nadiren söylediği şeyle eştir veya tamamlıyordur. Seslerinin tonu duygularını yansıtmaz. Yüksek perdeli ses tonu, melodik, düz veya robot benzeri konuşma yaygındır. Otistik bireyler gereksinim duydukları şeyleri başkalarına bildirmekte jest ve dili kullanmakta yetersizlerdir. Yani, istedikleri şeyleri çığlık atarak veya kişiyi oraya götürerek isterler. Gereksinimlerini anlatmak için daha iyi yollar buluncaya kadar, otistik bireyler başkalarıyla iletişim kurmayı bu yollarla yaparlar. Çevresindeki insanlar ile iletişim kuramama otizmin en temel belirtisidir. İletişim kurmadaki yetersizlik konuşma ve dil becerisinin kazınılmasındaki zorluklardan kaynaklanmaktadır.

 

Konuşmanın kazanılmasında sözel olmayan iletişim ve sözel iletişim olmak üzere iki tür iletişim vardır.

 

SÖZEL OLMAYAN İLETİŞİM

 

  • Normal gelişim gösteren bebekler insan yüzüne, hareket eden nesnelere ve sesleregülümseyerek tepki gösterirlerken otistik çocuklar sadece gıdıklandıklarındaya da havaya atıldıklarında gülümserler.
  • Otistik çocuklar çevrelerinde nesnelere ilgisiz oldukları için onlara uzanmak yada onları yakalamak istemezler.
  • Otistik bebekler isteklerini daha çok ağlayarak, çığlık atarak iletirlerken; yürümeyebaşladıktan sonra isteklerini yetişkinlerin elinden tutarak ya da onları çekerekbelirtirler; fakat bunu yaparken yetişkin ile göz ilişkisi kurmazlar.
  • Otistik çocuklar karşılıklı iletişim kurmak istemediklerinde bağırma, çığlık atmave vurma gibi olumsuz tepkilerde bulunurlar.
  • Sıklıkla yüzleri donuk ve ifadesizdir.
  • Bazıları belli el hareketlerini sosyal iletişim amacıyla kullanabilirler.

 

SÖZEL İLETİŞİM

 

  • Sözel olarak iletişim kurabilen otistik çocukların ses tonları ve ses şiddeti normalyaşıtlarından daha farklıdır. Konuşma tonunda tekdüzelik görülür.
  • Otistik çocukların konuşmaya başlama yaşı normal yaşıtlarına göre gecikmiştir.
  • Otistik çocuklar konuşmaya normal yaşıtları kadar istekli değildirler. Konuşmalarıgenelde isteksizdir.
  • Normal gelişim gösteren çocuklar bir yaşında “mama, anne” gibi birkaç sözcükkullanırken; otistik çocuklarda bu durum genelde iki-üç yaşına kadar gecikmektedir.
  • Otistik çocukların bir kısmı öğrendikleri ilk sözcükleri, anlamlı ya da başka birsözcüğe ekleyerek kullanamamaktadır.
  • Otistik çocukların konuşmaları genelde iletişim kurmaya yönelik değildir.
  • Otistik çocuklarda cümle kullanımı için sözcüklerin birleştirilmesi konuşmaya göredaha geç gelişmektedir.Normal gelişim gösteren çocuklarda karşılıklı konuşma becerisi iki-üç yaşındagelişirken otistik çocuklarda bu yaşlarda karşılık konuşma becerisi gelişmemiştir.
  • Normal bir çocuk iki yaşında zamirleri (ben, sen, o, biz, siz, onlar, biraz, birkaç,çok) doğru olarak kullanmaya başlamasına rağmen otistik çocuklar şahıs zamirlerinidoğru olarak ve yerinde kullanamamaktadır.
  • Konuşma üretimleri ve konuşmanın içeriği sınırlı ve normalden farklı olabilir, karşılıklıdiyalog kurmada yetersizlik görülebilir.
  • Genellikle basit ve kısa cümleler kullanırlar, konuşmaları karşılaştırıp örneklervermekten çok somut şeyler üzerinde konuşurlar.
  • Sözcükler ikinci bir lisanın parçaları gibidir ve aslında bir çoğu resimlerle düşünmektedir.
  • Aynı sözcük veya sözcük grubunu kullanmak için ısrar edebilirler. Standart sorularınastandart cevaplar beklerler.
  • Sadece bir iki sözcük söyler ya da çok sözcükle anlamsız konuşurlar. Konuşulanları anlamakta çoğu kez güçlük çekerler.

 

ZİHİNSEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

 

  • Otizmin tanımlandığı ilk yılarda otistik çocukların normal zekadüzeyine sahip olduklarıgörüşü yaygınken daha sonra yapılan çalışmalar otistik çocukların % 50'ının zihinsel engelli ve % 50'sinin de 50'nin altında zeka seviyesine sahip olduğu tespit edilmiştir.
  • Otistik çocukların sahip oldukları özel beceriler (müzik, güçlü bellek gibi), onlarınüstün zekalı olduğuna dair yanlış yargılar gelişmesine neden olmuştur.
  • Otistik çocuklar standart zeka testlerinde, test maddelerini anlamada güçlükler,bildiği cevabı ifade etmede zorlanma, sosyal yetersizlik ve dikkat dağınıklığına bağlı olarak düşük performans göstermektedirler. Zeka düzeyleri mevcut performanslarından daha düşük çıkmaktadır.
  • Uyarıcılara tepki vermedikleri, çok sınırlı sosyal ilişki ve iletişim kurdukları için zeka ya da psikolojik ölçüm yapan testleri almakta güçlük çekmeleri ve düşük performans göstermeleri zeka bölümlerinin belirlenmesini zorlaştırır. Zekâ düzeylerinianlamak güç olduğu için de, neyi ne kadar bildikleri konusunda kesin bilgiedinilememektedir. Otistik çocuklar dil ile ilgili performanslarda genelde yetersizkalmaktadırlar. Bu nedenle son yıllarda otistik çocuklar için daha çok gözlemedayalı olan gelişim ölçekleri geliştirilmiştir. Son yıllarda yapılan araştırmalar,otistik çocuklarda temel problemin, zihinsel yetersizliğe bağlı olarak ortaya çıkandil ve iletişim problemleri olduğunu; bunun ise davranışsal ve duyusal güçlüklereneden olduğunu göstermektedir.
  • Genellikle öğrenme bozukluğuyla bir arada bulunur. Son yapılan araştırmalar temelproblemin zihinsel gelişim alanında olduğunu belirtmekte ve bu konudaki tartışmalar zihinsel yetersizliğin birinci olarak dil ve iletişim problemlerine yol açtığı,ikinci olarak da davranışsal ve duygusal güçlüklere neden olduğu konusundayoğunlaşmaktadır.
  • Otistik çocukların bazı olağanüstü yeteneklere sahip oldukları biçiminde yaygın yanlış bir inanç bulunmaktadır. Oysa otizm her zaman özel yeteneklerle karakterize edilmez. Yine de bazı otistik bireylerin resim, müzik, matematiksel hesaplamalargibi konularda başarılı oldukları görülmektedir.
  • Bilgiyi insanların doğal olarak aldıkları şekilde almayıp bir CD Rom'a depolar gibi beyinlerinde depolamakta, hatırlamak istediklerinde de görüntüler yardımıyla video izlercesine yerinden çıkarmaktadırlar.

 

OTİSTİK ÇOCUKLARIN DÜŞÜNCE ŞEKİLLERİ

 

Detaylara Aşırı Takılma Ve Geneli Kaçırma

           

            Otistik çocuklar genellikle dışarıdan gelen uyarıcıları bizim algıladığımız biçimde bir önem sırasına göre düzenleyememektedirler. Bazen dönen bir nesneye, bir ipe, boncuğa, bazen bir yazıya, reklama yada yazıya takılırlar. Çalışmalar sırasında dikkatleri bu ayrıntılara yoğunlaştığından çalışılan konunun bütününü üzerinde durmak istediğimiz noktaları anlamada güçlük çekerler. Ama biz bu takıntılarını, öğrenmeye katkı sağlayacak bir biçimde kullanıp, faydalı hale getirmek için çocuğa özgü yöntemler geliştirebiliriz.

 

Dikkatin Çok Kolay Dağılabilirliği

 

Bu çocuklar dış uyaranlara çok duyarlı oldukları için dikkatleri kolayca dağılabilmektedir. Yine burada önemli olan dikkatini çalışılan materyale çekmek yada, dikkatini çeken materyali yapılan çalışmaya uyarlayarak faydalı hale getirebilmektir.

 

Anlam Çıkarmada Güçlük Çekmek Ve Somut Düşünme

 

Neden-sonuç ilişkisi kurmada güçlük çeken bu çocuklar, genelleme yapmada ve anlam çıkarmada güçlük yaşayabilirler. Burada önemli olan mümkün olduğunca çok ve çeşitli örnekle performansına uygun şekilde aşamalı olarak çalışarak bu çalışmalarda basit ve somut ifadelere yer verilmelidir.

 

Davranış Özellikleri

 

  • Otistik çocuklarda çevresi ile iletişim kurmadaki yetersizliğe bağlı olarak davranış problemleri görülür.
  • Anne-babaya ve diğer insanlara karşı ilgisiz davranma, onlarla ilgilenmeme sözkonusudur.
  • Çevresindeki yaşıtlarını ve tanıması gereken diğer insanları tanımama söz konusudur.
  • Ayrılık kaygısı yaşamadıkları görülür. Otistik çocuklar genelde anne-baba ve diğeryakınlarından ayrılırken ayrılık kaygısı yaşamazlar.
  • Arkadaşları ile oynamada ve iletişimde geri çekilme ve isteksizlik görülür.
  • Otistik çocuklarda yersiz ve gereksiz korkma tepkileri gelişebilmektedir. Örneğinsudan çok korkma, bazı oyuncaklardan korkma gibi tepkiler görülebilir.
  • Otistik çocuklar genelde çevrelerindeki tehlikelerin farkında değildirler. Yüksekbir duvar üzerinde yürümek ilgilerini çekebilmektedir.
  • Otistik çocuklarda nedensiz gülme ve ağlama davranışları görülebilmektedir.
  • Otistik çocuklar çevrelerindeki değişikliklere aşırı tepki verirler. Çevrelerindekiher şeyin değişmeden aynı kalmasını isterler.
  • Otistik çocuklar boş şişeler, parlak boş paketler, kurumuş yaprak gibi ilginç ve işlevselolmayan nesnelere aşırı bağımlılık gösterebilmektedirler.Otistik çocuğun büyümesi, çevresi ile ilişkilerinin artması ve eğitim ile bu davranışproblemleri azalabilmektedir.

 

Olağandışı Beceriler

 

Bazı otistik bireyler olağanüstü beceriler gösterirler. Birkaç becerisi olağandışı olabilir. Küçük yaşlarda düz çizgiler ve karalama yaparken, bazı otistik çocuklar ayrıntılı çizimler, üç boyutlu gerçekçi resimler çizebilirler. Bazı otistik çocukların görme becerileri o kadar iyi olabilir ki, karmaşık yap-boz oyunlarını yapabilirler. Bazıları konuşmaya başlamadan önce bile, olağandışı okumalar gösterebilirler. Gelişmiş işitme yetenekleri olanlar, önceden öğrenmedikleri müzik aletlerini çalabilirler. Bir şarkıyı bir kere dinlemekle çalabilir veya işittikleri müziğin notalarını çıkarabilirler. Bazı otistik bireyler tüm TV şovlarını akıllarında tutabilir, telefon rehberi sayfalarını ezberleyebilir veya son 20 yıldır ligdeki basketbol oyunlarının sonuçlarını akılda tutabilirler.

 

Otistik Çocukların Sorunları

 

Konuşma İle İlgili Sorunlar

 

Konuşulanları Anlamada Güçlük

            Otistik çocukların konuşulanı anlama kapasiteleri oldukça düşüktür. Otistik çocuklar söyleneni anlasalar bile çoğu zaman onu yerine getirmede zorlanırlar. “Gel-al” gibi tek adımlı direktifleri daha kolay yerine getirirler. Direktifler karmaşıklaştıkça onları yerine getirme zorlaşmaktadır. Otistik çocuklarda konuşulanı anlama becerisi geç gelişir. Otistik çocuklar soyut ifadeleri (Allah, ruh, melek, güzel gibi) ve zamanla ilgili ifadeleri anlamada zorlanırlar (geçmiş zaman, şimdiki zaman).

 

Ekolali

 

            Ekolali, 8-9 aylık bir bebeğin konuşma gelişiminde çevresindeki insanların seslerini ve dil hareketlerini taklit ederek başlayan rutin bir süreçtir. 3 yaş civarında kendiliğinden kaybolur. Otistik çocuklarda ekolali uzun süre devam edebilmektedir. İki tür ekolali vardır. Anında ekolali, konuşma sırasında konuşulanın aynı şekilde tekrar edilmesidir. Gecikmiş ekolali, günler, aylar, hatta yıllar önce duyulan bir şeyin aynı şekilde tekrar edilmesidir. Otistik çocukların dil gelişiminde yaratıcı olamadıkları için ekolali yaptıkları düşünülmektedir.

 

Gramer Bozuklukları

 

            Kendilerine has konuşması olan otistik çocukların ifadelerinde genelde gramer bozuklukları görülmektedir. Normal gelişim gösteren çocuklar, beş yaş civarında temel gramer yapısına uygun konuşurlarken; otistik çocuklarda gramer yapısı genelde normalden farklı olmaktadır. Örneğin “tabağı masanın üstüne koy” yerine “tabağı masanın içine koy” diyebilmektedirler. Otistik çocuklarda gramer yapısını oluşturan edat, zamir ve bağlaçların genelde yerinde ve doğru kullanılmadığı görülür. Nesnenin ismi yerine işlevinin söylenmesi otistik çocuklarda görülen bir diğer gramer bozukluğudur.

 

Telaffuz Güçlükleri

 

            Otistik çocuklar genelde seslerin tonlarını iyi kontrol edemedikleri için çok yüksek sesle ya da fısıltı ile konuşabilirler. Sözcüklerde vurgu yapmada zorlanırlar. Sözcüklerin bazı harflerini değiştirerek yanlış telaffuz edebilirler. Bazen başkalarını taklit ettikleri ya da kendilerine güvenmedikleri için ses tonlarını değiştirerek yani başkasını taklit ederek konuşurlar.

 

Zamirlerin Yer Değiştirmesi

 

            Konuşmada en belirgin özelliklerden birisi de şahıs zamirlerinin yer değiştirilmesidir. Birinci tekil şahıs ''ben'' yerine, ''sen'' yada ''o'' kullanılır. Özellikle ben zamirini kullanma çok az görülür. (“Giderim” yerine “gider, gidersin'' sözcüklerini kullanmak gibi.

 

“Evet-Hayır” Sözcüklerini kullanmada Güçlük

            Otistik çocuklar yaşıtları gibi “hayır'' sözcüğünü “evet'' sözcüğünden önce öğrenirler. Otistik çocukların 'evet' sözcüğünü öğrenmeleri genellikle 8-9, bazen de daha ileriki yaşlarda olabilir. “Evet” sözcüğünü öğrendikten sonra, sorulan soruya bakmaksızın hep aynı cevabı sıklıkla kullanırlar.

 

Davranış Sorunları

 

Hiperaktivite

            Otistik çocukların çoğunda aşırı hareketlilik ve dikkat dağınıklığı görülmektedir. Daha çok küçük yaşlarda başlayan bu durum bazı çocuklarda uzun süre devam edebilmektedir. Bazen de hiperaktivite belli durumlarda ve ortamlarda gözlenmektedir. Örneğin çocuk evde çok sakinken markette aşırı hareketlilik gösterebilir.

 

Saldırganlık        

            Şiddetli davranış problemleri, alışılmamış saldırgan davranışlar otistik çocukların bazılarında görülebilir. Genelde aile bireylerine vurma, saç çekme şeklinde davranışlar gösterirler. Saldırgan davranışların anlamlı bir nedeni yoktur. Saldırgan davranışların bir kısmı yineleyici hareketler şeklinde, bir kısmı ise sevgi ve ilginin yanlış ifadeleri olarak gelişebilir. Saldırgan davranışlar sürekli ise ve giderek şiddeti artıyorsa ilaç tedavisi gerekebilmektedir.

 

Öfke Nöbetleri (TemperTantrum)

            Küçük yaşlarda daha sık görülmektedir. Çocuğun istediğinin yapılmaması, istemediği bir şeyin oluşması ya da kendi düzeninin bozulması sonucu olur. Öfke nöbetleri, nedensiz ya da yetişkinler için çok önemsiz görünen (perdenin düzgün çekilmemesi veya alınan bir eşyanın yerine konulmaması gibi) bir olaydan dolayı çıkar. Bazen düzenli olarak günün belli saatlerinde ortaya çıkabilir ve bu öfke nöbeti bir saat kadar sürebilir. Öfke nöbetleri sırasında çocuk kendini yere atabilir, bağırıp-çağırabilir, kapıları çarpabilir, camları kırabilir. Öfke nöbetleri genelde yaşla birlikte azalır. Anne-babanın göstereceği mantıklı ve kararlı tutumlar öfke nöbetlerinin azalmasında etkilidir. Otistik çocukların öfke nöbetleri ve saldırgan davranışları, genellikle istedikleri bir şey yapılmadığında, kafalarındaki düzen bozulduğunda, kendilerini baskı altında hissettiklerinde, bazen de nedeni yetişkinlerin bilmediği yada anlamadığı zamanlarda ortaya çıkabilmektedir. Öfke nöbetleri ve saldırganlığın, otistik çocukların çevrelerinde olup biteni anlayamamalarından dolayı yaşadıkları gerilimin bir sonucu olduğuna da inanılmaktadır. Böylesi bir gerilimin çocukların ilişkilerini bozması, çevresindekileri çaresiz bırakması hatta korkutması da kaçınılmazdır. Ayrıca bu davranışlar otistik çocuğun öğrenme yaşantılarını da olumsuz etkileyecektir.

 

Kendine Zarar Verme

            Daha çok ağır zeka sorunu olan otistik çocuklarda ve/veya düşük işlevli otistik çocuklarda görülür. Küçük çocuklarda daha belirgin olan bu davranış zamanla azalarak kaybolur. Bu yüzden genellikle geçicidir. Saç çekme, hafifçe başına vurma gibi davranışların yanı sıra dilini ısırma, dudağını ısırma, parmağını ısırma ve başını sert bir yere çarpma gibi ağır ve tehlikeli davranışlar da görülmektedir. Bazı çocuklarda uzun süre devam edebilir.

 

Tekrarlayıcı Hareketler (Stereotipi)

            Zeka düzeyi düşük otistik çocuklarda daha sık görülür. Bazı otistik çocuklarda görülmeyebilir. Sağa-sola veya öne-arkaya sallanma, çevresinde dönme, alkış yapma, nesneleri çevirme, elini ağzına vurma en sık görülen stereotipilerdir. Bu davranışların nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bazen sıkıntının arttığı durumlarda bu davranışlar artmakta bazen de neşe sevinç belirtisi olarak sergilenmektedir. Bu hareketler çocuğun kendini uyarmaya dönük olabilir. Bu hareketler yaşla ve eğitimle azalmaktadır.

 

Obsesif-Kompulsif Belirtiler, Ritüeller

            Otistik çocuklar bir konu, nesne ya da kişi ile aşırı derecede ilgilenebilirler. Bu ilgileri yerini zamanla başka ilgilere bırakabilir. Sürekli aynı konuyu konuşmak isteyebilirler. Ayrıntılara aşırı dikkat ederler. Karşılarındaki kişilerin kendi ilgilerini çeken konular ile ilgilenmediklerini farketmeyebilirler. Nesnelerin bir parçası (gömleğin düğmesi, televizyon düğmesi gibi) ile aşırı ilgilenebilirler. Rutin (gündelik yaşam etkinlikleri) ve ritüelleri (merasim) izlemede mantıksız ısrar gösterebilirler. Odayı terk etmeden bütün eşyalara dokunmak isteyebilirler ya da okulu terk etmeden tüm bölümleri gezmek isteyebilirler. Yaşamlarında değişiklik istemezler. Her gün yaptıkları şeyleriaynı şekilde yapmak isterler. Bu davranışlarının nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Değişiklikleri sevmezler ve aynılık üzerinde ısrar ederler.

 

Tikler

            Tikler çoğu zaman stereotiplerle (tekrarlayıcı davranışlar) karıştırılır. Tikler genelde yüz ile ilgili olur. Bazen omuz silkme olarak da görülebilir. Burnunu veya boğazını temizliyormuş gibi sesler çıkarabilirler. Genelde tiklerin kullanılan ilaçların yan etkileri sonucu oluştuğu düşünülmektedir.

 

Duyu Sorunları

            Otistik çocuklar bazen duyu organlarına gelen uyarıcılara aşırı tepki gösterebilirler. Bazen de duyu organlarına gelen uyarıcılara tepkisiz kalabilirler. Örneğin telefon sesine aşırı tepki gösterirken balon patlamasına tepkisiz kalabilirler. Bazı otistik çocuklar ağrıya karşı aşırı dayanıklı olabilirler. Kuvvetli bir ışığa saatlerce bakabilirler yada dönen renkli nesnelere saatlerce bakabilirler. Bazı otistik çocuklarda soğuğu sıcağı hissetmeme görülürken, bazıları soğuk su ile temas etmek istemeyebilirler. Bazı otistikler ciddi yaralanmalara tepki vermezken, bazıları eline toplu iğne batmasına aşırı tepki gösterebilir. Bazen dokunulmaktan ve sıkıştırılmaktan çok zevk alırken, bazen bu durumlara aşırı tepki verebilirler.

 

Yeme Sorunları

            Otistik çocuklar katı yiyecekleri yemek istemeyebilirler. Çiğnemeyi reddedebilirler. Bazen de aşırı yiyebilirler. Daha çok çerez, cips gibi yiyecekleri severler. Yenmemesi gereken şeyleri bazen yiyebilirler. Yeni şeylere karşı direnç, yemek yeme için de geçerlidir. Uzun süre aynı yiyeceği yemek isteyebilirler. Tat duyuları kuvvetli olduğu için sürekli yedikleri yiyeceklerdeki farklılığı çok kolay fark edebilirler. Değişikliği fark edince her zaman yedikleri yiyeceği yemek istemeyebilirler.

 

Uyku Sorunları

            Otistik çocuklarda uyku sorunu çok sık yaşanır. Sık sık uyanma, uyanınca hırçınlaşma, uzun süreli ağlama, geç uyuma veya geç uyanma gibi uyku problemleri yaşarlar. Ayrıca, sürekli anne ile yatma ya da çok az uyuma gibi sorunlar da yaşarlar.

 

Cinsel Sorunlar

            Otistik çocuklarda ergenlik ile beraber cinsel sorunlar görülür. Yapılan araştırmalarda yetişkin otistiklerin cinselliğe ilgi duyduklarını ancak cinsellik ile ilgili deneyimlerinin sınırlı kaldığı tespit edilmiştir. Otistik çocukların büyük bir kısmı cinsel organlarına dokunurlar. Bazen otistik çocuklar herkesin içinde mastürbasyon yapabilirler. Bazıları karşı cinsin uygunsuz yerlerine dokunabilirler. Otistik yetişkinlerde karşı cinsin cinsel organına dokunma ya da cinsel ilişkiye girme eğilimi gösterebilirler. Konuşma becerisi gelişmiş otistik çocuklarda mastürbasyon daha çok görülür.

 

Tekrarlayıcı Davranışlar ve Obsesyonlar

            Otistik olan çocukların genellikle fiziksel olarak normal gözükmesine ve iyi kas kontrolü olmasına rağmen, tuhaf tekrarlayıcı hareketleri olması onların diğer çocuklardan ayırt edilmesini sağlar. Parmaklarıyla devamlı olarak oynama, ellerini kanat gibi  çırpma veya ileri geri sallanma bir çocuğun çok uzun zamanını alabilir. Çoğu kollarını sağa sola sallar veya parmakları üzerinde yürür. Bazıları belirli pozisyonlarda aniden donakalır. Uzmanlar bu davranışları stereotipi veya self-stimulasyon (kendini uyarıcı davranışlar) olarak adlandırır. Otistik bazı bireyler belirli eylemleri defalarca tekrarlama eğilimindedirler. Otistik çocuk saatlerce çubuk krakerleri bir çizgi üzerine sıralamayla uğraşabilir. Ayrıca,odadan odaya koşarak ışıkları açıp kapamayla uzun süre vakit geçirebilir. Bazı otistik çocuklar kendileri için tehlikeli veya sağlıksız objelere saplantı gösterebilirler. Örneğin bir çocuk tuvaletten sınıfa dışkı taşımada ısrar edebilir. Onun başka şaşırtıcı, komik veya can sıkıcı davranışları olabilir. Örneğin bir kız, dijital saatlere takıntısı olabilir ve yabancıların kollarında dijital saat gördüğünde onların kollarına sarılabilir. Bilinmeyen nedenlerle otistik çocuklar belirli çevrelerde uyumlu davranırlar. Çoğu aynı gıdaları yemek ister, aynı yerde oturmak isteyebilirler. Odadaki bir resmin yeri değiştirildiğinde veya diş fırçasının yeri hafifçe değiştirildiğinde kızgın olabilirler. Alışılmış olduklarının dışında küçük değişiklikler (örneğin, okula farklı bir yoldan gitmek gibi), büyük huzursuzluk yaratabilir. Bilim adamları bu çocukların tekrarlayıcı ve obsesif davranışlarına olası birkaç açıklama getirmişlerdir. Belki de sıralama ve aynılık ısrarı, onların duyusal karmaşa olan dünyalarında kısmen stabilite sağlamaktadır. Belki de böylece bazı acı veren uyaranları engellemektedirler. Diğer bir kuramda ise bu davranışların iyi veya kötü çalışmasıyla ilişkili olabileceği ileri sürülmektedir. Çevredeki her şeyi koklayan bir çocuk çevreyi araştırmak için stabil olan koku duyusunu kullanarak yapmaktadır. Belki de tersi doğrudur, sönük olan bu duyusunu uyarmaya çabalıyor olabilir. Tekrarlayıcı davranışlar ve obsesyonlar çocuğun hayali oyun kurmasını da kısıtlar. İki yaşına kadar çoğu çocuk taklide dayalı yaratıcılık yapar. Kafasına şapkayı ifade edecek tarzda yuvarlak kase takarak canlandırır. Annesinin yaptıklarını taklit ederek annesinin mutfakta yemek yapma eylemini, oyuncaklarla kendisi canlandırır. Oysa otistik çocuklarda bu durumun aksine, taklit çok azdır. Oyuncakla amacına uygun oynama yerine, oyuncağı saatlerce sallar veya çevirirler veya koklayıp durular.

 

Otizmin Nedenleri

 

            Otizmin tanımlanmasından yarım asır geçmesine ve gittikçe artan bilgilerimize rağmen, ne yazık ki otizm bilmecesini çözmekten hala çok uzakta bulunmaktayız. Önceleri psikodinamik ve ailesel etmenlerle nedenler açıklanmıştır. Ancak otizme sıklıkla zeka geriliğinin eşlik etmesi, epileptik bozukların ve EEG anormalliklerinin sıklığının yüksek olması, diğer tıbbi durumlar ile birlikte görülmesi, ayrıca beyin görüntüleme, elektroensefalografik, genetik, otopsi ve nörokimyasal çalışmalarında anormalliklerin bulunması ile daha çok biyolojik bir bozukluk olduğu düşünülmektedir. Otizmin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Ancak çok sayıda gen ve çevresel faktörün etkileşimiyle açığa çıkan bir gelişim bozukluğu olduğu görüşü kabul görmektedir. Doğum öncesinde, doğum sırasında ve sonrasında oluşan tıbbi sorunlar önemli olabilir. Örneğin, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyon hastalıkları, kanamalar, ilaç kullanımı, yüksek kan basıncı, göbek kordonunun bebeğin boynuna dolanması, otuz altıncı haftadan önce doğumun olması, düşük doğum ağırlığı, solunum problemleri ve uzamış sarılık gibi etkenlere bu çocukların öyküsünde daha sık rastlandığı görülmektedir. Kalıtsal etkenlerin önemli olduğu da ileri sürülmektedir. Bir çocukta otistik bozukluk var ise kardeşlerinde görülme sıklığı artmaktadır. Otistik kişilerin kendileri gibi otistik çocuğa sahip olma riski yüksektir. Beyindeki bazı bölgelerin gelişimini tamamlayamaması, beyincikteki bir takım hücrelerin gelişmemesi veya görevlerini yerine getirememesi nedenler arasında sayılabilir. Beyindeki serotonin, dopamin ve endorfinler gibi bazı kimyasal maddelerin artmasının da önemli olabileceği bildirilmektedir. Özellikle annenin hamileliğinin ilk üç ayında genital kanama yaşaması, bebeğin içinde bulunduğu amnios sıvısının çocuk dışkısı ile boyanması, annenin hamileliğinde bazı ilaçların kullanımı önemli sebepler arasında sayılmaktadır. Otistik çocukların çoğunda gözlenen bahar aylarındaki doğum oranları, annenin kış aylarında doğum öncesi kızamık geçirmesi ile bağlantılı bulunmuştur Birlikte zeka geriliği ve epilepsi nöbetlerinin sık bulunması biyolojik nedenlerin daha ön planda olduğunu göstermesi açısından dikkat çekicidir. Genetik nedenleri düşündüren en önemli özellik otizmin erkek çocuklarda kızlara oranla üç dört kat daha sık görülmesidir. Ayrıca tek yumurta ikizleri ile yapılan çalışmalar ve otistik çocukların ailelerinde oldukça sık görülen bazı davranış ve öğrenme sorunları da bu görüşü desteklemektedir. Otizm ile epilepsi arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Otistiklerin ortalama 1/3'ünde epilepsi nöbetleri görülür. Otistik çocuklarda bu nöbetler en sık ilk üç yaşta ve ergenlik sonrası görülür. Bazen ağır epilepsi tabloları otizm ile beraber seyreder. Bugünkü bilgilere göre otizme neden olan genler, bu etkilerini belli beyin yapıları ve seratonin, dopamin gibi beyin biyokimyasalları üzerinden göstermektedir.

 

Psikodinamik ve Ailesel Etmenler

Kanner, otistik çocukların ailelerinde yüksek eğitim düzeyinin olduğunu, bunların obsesif kişilik özelliklerine sahip, soğuk, mükemmeliyetçi, yeterince duygusal ilişki kuramayan anne ve babalardan meydana geldiklerini belirtmiştir. Ancak bu bulgular son 50 yılda yapılan çalışmalarda tekrar gösterilememiştir. Normal gelişim gösteren çocuklar ile otistik çocukların yetiştirilme şekilleri yönünden anne ve babaların karşılaştırıldığı  çalışmalarda da bir farklılık bulunmamıştır. Aile işlevlerinde bozulma ya da psikodinamik etmenlerin otistik bozukluğun gelişmesine neden olduğuna dair doyurucu kanıtlar yoktur.

 

Genetik Etmenler

            Bir kaç araştırmada otistik çocukların kardeşlerinin % 2-4'ü otistik bozukluk göstermiştir. Otistik çocukların kardeşlerinin otizm olma olasılığı, normal nüfusa göre 50- 100 kat daha yüksektir. İkiz çalışmaları da otizmde genetik etmenlerin rol oynadığını düşündürmektedir. Monozigot ikizlerdeki konkordans % 36-96 arasında değişmekte iken, dizigot ikizlerde % 0-24 arasındadır. Otizm için özgül bir gen bulunamamış olmasına karşın, son zamanlarda serotonin taşıyıcı genin otizmle olası bir bağlantısının olabileceği ileri sürülmektedir. Bazı sitogenetik anormallikler otizm ya da otizme benzer davranışlarla birlikte olabilmektedir. Genetik bozukluklar içerisinde otizmle birlikte en sık gözlenen frajil- X sendromudur. Otistik çocuklarda % 0-16 arasında değişen frajil-X oranları bildirilmektedir. Ancak bildirilen sitogenetik anormalliklerin sayısının çok az olması otizmle ilgilerini ortaya koymayı güçleştirmektedir. Yapılan birkaç ikiz çalışmasında, bazı beyin işlev bozukluklarının genetik geçişinin yüksek olasılıklı olduğunu düşündürmektedir. Örneğin, aynı yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine oranla otizmin aynı anda bulunma olasılığı daha fazladır. Bir otistik çocuğa sahip bir anne babanın, diğer bir otistik çocuğa sahip olma riski hafif derecede artar. Bu durum genetik bir ilişkiyi düşündürür. Buna karşın, otizme özgün tek bir gen saptanamamıştır.

 

Perinatal Etmenler

            Otistik çocuklarda perinatal komplikasyonlar yüksek olarak bildirilmesine karşın, doğrudan otizme neden olup olmadığı bilinmemektedir. Gebelikte ilk üç ayda kanamanın olması ve amniyondamekonyum bulunması otistik çocuklarda normal nüfusa göre daha sıktır. Neonatal dönemde otistik çocuklar yüksek sıklıkta respiratuvardistresssendromu ve neonatal anemi göstermektedir. Otistik çocukların annelerinin gebelik sırasında ilaç kullanımının sık olduğuna dair bazı kanıtlar vardır. Otistik çocuklarda kardeşlerine ve normal gelişim gösteren çocuklara göre daha çok silik doğumsal fiziksel anormalliklerin görülmesi gebeliğin ilk üç ayındaki komplikasyonların önemli olduğunu düşündürmektedir. Perinatal etmenlerin yüksek fonksiyonlu otistik çocuklarda daha az, düşük fonksiyonlu otistik çocuklarda ise daha fazla rol oynadığı bildirilmektedir.

 

Biyokimyasal Etmenler

            Otistik bozukluğu olan bireylerin en az 1/3'ü plazma yüksek serotonin seviyesine (hiperserotoninemi) sahiptir. Bu durum otistik bozukluk için özgün değildir. Çünkü zihinsel yetersizliği olan ancak otistik olmayan bireylerde de aynı bulguya rastlanmaktadır. Zihinsel yetersizliği olmayan otistik bozuklukta hiperserotoninemi sıklığı daha yüksektir. Serotoninin beyinin gelişiminde trafik rol oynadığı ileri sürülmektedir. Serotonininnöronal farklılaşmayı, nöroblast bölünmesini, hücre göçünü ve sinaps oluşumunu etkilediği bildirilmektedir. Beyin serotonin düzeyindeki yükseklikten ziyade, uyum sağlanamayan iniş çıkışlarının erken dönemde merkezi sinir sistemi nöronlarının maturasyonunda bozulmaya yol açtığı belirtilmektedir. Bir çalışmada otistik çocuklarda kanda ve beyin omurilik sıvısı (BOS) ndaserotonin içeren nöronlara karşı antikorlar bulunmuştur. Otistik bozuklukta seçici serotonin gerialım inhibitörlerinin stereotipik davranışları azalttığı ve sosyal etkileşimi arttırdığı bildirilmektedir Bazı araştırmacılar otistik bozukluğu olan çocuklarda merkezi sinir sistemi dopamin metabolizmasında bozukluğun olduğunu ileri sürmektedir. Bazı otistik çocuklarda artmış BOS homovalinik asit düzeyi (HVA; majordopaminmetaboliti) artmış çekilme davranışları ve stereotipiler ile ilişkili bulunmuştur. BOS 5-HIAA / BOS HVA oranı arttığında, belirti şiddetinin azaldığına dair bazı kanıtlar vardır. Noradrenerjik sistemin de otizmde önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Bu sistem dopaminerjik ve serotonerjik sistemleri, endojenopioidleri ve nörohormonal etkinliği doğrudan etkileyen uyarılma durumlarında önemli olan düzenleyicidir. Otistik bozukluğu olan kişilerde noradrenerjik sistemin aşırı çalışmasını gösteren ip uçları, birçok otistik çocukta kardiyovasküler anormalliklerin, kalp atım hızının fazla ve kan basıncının yüksek olduğunun gözlenmesidir. Noradrenerjik sistemin aşırı etkinliğinin beyin sapında aşırı uyarılmışlık hali meydana getirdiği ve bundan dolayı otistik çocuklarda tekrarlayıcı duyusal motor görünümlerin, ekolalinin ve garip sosyal ilişkinin oluştuğu ileri sürülmüştür. Bununla birlikte otistik bozuklukta noradrenerjik ve adrenerjikişlevleri araştıran çalışmalar çelişkili sonuçlar vermiştir.

 

Organik-Nörolojik-Biyolojik Etmenler

            Nörolojik lezyonları olanlarda, özellikle tuberosklerozis, konjenitalrubella, fenilketonüri,ve Rett bozukluğunda otistik bozukluk veya otistik belirtiler gözlenebilmektedir. Tuberosklerozis seyrek görülen otozomal dominant bir hastalıktır. Çalışmalarda tuberosklerozisde % 17-58 oranlarında otizmin görüldüğü, otizmde ise tuberosklerozis sıklığının % 0.4-3 kadar olduğu bulunmuştur. Özellikle temporal loblara yerleşen tüberlerin otizmle birlikte olduğu bildirilmektedir. Bu nedenle temporal lobların nörogelişimsel anormalliklerinin otizmin yada atipik (başka türlü adlandırılmayan tip) otizmin gelişmesi açısından risk meydana getirebileceği ileri sürülmüştür. Çoğu viral olmak üzere çeşitli doğum öncesi enfeksiyonların otizmin etiyolojisiyle bağlantılı olduğu ileri sürülmüştür. Bunlar başlıca rubella, sitomegalovirus, varisellazoster, sifiliz, toksoplazmozis ve herpessimplekstir.

Yapılan çalışmalar sonucunda otistik bozuklukta temporal lobların dışındaki beyin bölgelerinin de önemli olduğu gösterilmiştir. Otistik bozuklukta beyindeki patolojileri ortaya koymak amacı ile elektrofizyolojik çalışmalar (elektroensefalografi, beyin sapı işitsel uyarılmış potansiyeller, işitsel orta latansı yanıtları, olayla ilintili potansiyeller), beyin görüntüleme çalışmaları (bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, pozitron emisyon tomografisi, tek foton emisyon tomografisi) ve otopsi çalışmaları yapılmıştır.

 

Elektrofizyolojik Bulgular:

            Özgün bir EEG anormalliği olmamasına rağmen, otistik çocukların % 10-83'ü çeşitli EEG anormallikleri gösterirler. Otistik çocukların % 4-32'si yaşamlarının bir döneminde grandmal konvulziyonlar geçirmektedir. Genel olarak otistik çocukların EEG özellikleri yeni yürüyen çocuklara benzemektedir. Bu durum otistik bozuklukta merkezi sinir sisteminde olgunlaşmanın geciktiğini düşündürmektedir.

 

Beyin Görüntüleme Bulguları:

            Otistik kişilerin yaklaşık % 20-25'inde BBT'deventrikül genişlemesi olduğu gösterilmektedir. Parieto-oksipital asimetri diğer bir BTT bulgusudur. Ancak her otistik bireyde bu sonuçlar elde edilmemektedir. Son zamanlarda otistik ve normal gelişim gösteren çocuklarla karşılaştırmalı olarak yapılan beyin Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) çalışmalarında total beyin volümünün daha fazla olduğu bulunmuştur. Hacimdeki artma en çok oksipital, parietalve temporal loblardadır. Frontal loblarda farklılık görülmemiştir. Etiyolojisi ve neye işaret ettiği bilinmese de volümün daha fazla bulunması, nörogenezisin artmasından, nöron ölümünün azalmasından, glial hücreler yada kan damarları gibi nöronal olmayan beyin dokusunun artmış üretiminden kaynaklanabilir. Bazı beyincik MRI çalışmalarında posteriorvermallobül VI ve VII' nin ve beyincik hemisferlerin hipoplazisi bulunurken, bazılarında bu bölgelerde hiperplazi bulunmuştur. Bununla ilgili olarak otistik bozukluğun beyincikteki patolojiyi gösterme yönünden iki alt tipinin olabileceğidüşünülmüştür. Vermallobül VI ve VII' ninmidsagittal alanları ile otistik çocukların zeka bölümleri (ZB) karşılaştırıldığında vermalhipoplazisi en ciddi olanların en düşük ZB' ne sahip oldukları, zihinsel bozukluğu az ya da olmayanlarda ise vermal anormalliğin olmadığı bildirilmektedir. Otistik çocuklarda korpuskallozumunposterior bölgelerinin volümünün azaldığı da ileri sürülmektedir. Bazı MRI çalışmalarında ise başta polimikrogria olmak üzere kortikal anormallikler bulunmuştur. Bu anormallikler gelişimin ilk altı ayındaki hücre göçü anormalliklerini yansıtabilir. Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) tekniği ile beyinin bölgesel metabolik etkinliği, beyin kan akımı ölçümü yoluyla dolaylı ya da bölgesel glikoz kullanımının ölçümü yoluyla doğrudan yapılabilir. Otistik bozukluğu olan kişilerde sol-sağ anteriorrektalgirusasimetrisinin, normal grupta ise sağ-sol asimetrisinin olduğu ileri sürülmüştür. Tek Foton Emisyon Komputerize Tomografi (SPECT) çalışmasında otistik grupta normal kontrol grubuna göre kortikal metabolizmada yaygın olarak azalmanın olduğu saptanmıştır.

Üçü yetişkin üçü çocuk olmak üzere 6 otistik kişinin otopsi çalışmasında hipokampusve amigdalada yoğun nöron pakelerinin olduğunu gösterilmiştir. Ayrıca beyincikte purkinje ve granüle hücre nöronlarında azalma olduğu bulunmuştur.

 

İmmunolojik Etmenler

            Anne ile embriyo veya fetus arasında immunolojik uyuşmazlığın otizme sebepolabileceği ileri sürülmüştür. Bazı otistik çocukların lenfositleri anne antikorları ile reaksiyonvermekte ve bunun sonucunda gebelikte embriyoniknöral veya ekstra embriyonik dokularda hasar oluşabileceği ileri sürülmektedir.Otistik hastalarda T hücresinin aracılık ettiği immunitede eksiklikler olduğu ileri sürülmüştür.T lenfositlerinin mitojenlere olan proliferatif cevabı düşük bulunmuştur. Ayrıcaotistik çocukların % 40'nda önemli derecede NK sitotoksisitesinin azaldığı bildirilmiştir.Otizmde beyine karşı oluşan antikorlar araştırılmıştır. Yapılan bir çalışmada, 15otistik çocuğun 10' unda, babalarının ve kardeşlerinin yarısında nöron akson filamentproteinlerine karşı serumda antikorlar saptanmıştır. Otistik çocuklarda miyelin temel proteini ile tepki veren antikorlar (anti-MBP) yaklaşık % 58 oranında görülürken,kontrol grubunda bu oran % 9 olarak bulunmuştur. Anti-MBP'nin otistik davranışların gelişimi ile birlikte olduğu ileri sürülmektedir. Endokrin Sistem ve Endorfinler son yıllarda oksitosin hormonu otistik bozuklukta araştırılmıştır. Oksitosinhipotalamustasentez edilir. Oksitosin memelilerde uterus kasılmalarını ve süt salınışınısağlar. Oksitosinin cinsel bağlanmada ve anne-bebek bağlanmasında önemli olduğuileri sürülmektedir. Otistik çocuklarda normal gelişim gösteren çocuklara göre daha düşük plazma oksitosin düzeylerinin olduğu bulunmuştur. Normal gelişim gösteren çocukların plazma oksitosin düzeylerinin yaş ile birlikte arttığı ancak bu artışın otistikçocuklarda görülmediği bildirilmektedir.

Otistik çocuklarda gözlenen bir takım belirtilerin opiat bağımlısı olan kişilerdeki belirtilere benzediğinin gözlemlenmesi, doğum öncesi opiatlara maruz kalan bebeklerde otizme benzer belirtilerin görülmesi ve opiatantagonisti verilen laboratuar hayvanlarının sosyal gereksinimlerinde artış olması nedeniyle otistik bozuklukta betaendorfinlerde dahil olmak üzere beyin opiatpeptitlerinin aşırı salgılanmasının önemli olabileceğini düşündürmektedir.

 

Beyin Gelişimini Etkileyen Faktörler

            Beyinin gelişimi doğumla durmaz. Beyin yaşamın ilk bir kaç yılında değişmeye devam eder. Yeni nörotransmitterler etkin hale gelir ve iletişim için yeni yolaklar oluşur. Böylece, dil, duygu ve düşünce süreçlerinin oluşmasını sağlayan nöral ağlar için temel oluşur ve şekillenir. Buna karşın, normal beyin gelişimine birçok sorunun engelleyici etkisi olabilmektedir. Hücrelerin beyinde yanlış bir yere göç etmelerinden başka nöral yolaklardaki veya nörotransmitterlerdeki sorunlardan dolayı da iletişim ağının bazı kısımlarının işlemesinde sorunlar olabilir. İletişim ağındaki bir problem nedeniyle duyusal bilgi, düşünceler, duygular ve eylemleri koordine etmekte başarısızlık olabilir. Araştırmacıların bir kısmı gelişen beyinde ne gibi anormallikler oluştuğunu incelerken, diğerleri otistik beyinde şu anda saptanan anormallikler üzerinde durmaktadır. Bunun yanında, bilim adamları limbik sistemi de araştırmaktadırlar. Limbik sistemin yapılarından biri olan amigdala sosyal ve duygusal davranışı düzenlemeye yardımcı olmaktadır. Yüksek işlevli otistik çocuklarla yapılan bir çalışmada , bunlardaamigdala'daanormallik olduğu fakat hipokapmusun sağlam kaldığı gözlenmiştir. Başka bir çalışmada amigdala'sı doğumda hasara uğratılmış maymunlar izlemeye alınmış, bunlarda otistik çocuklar benzer şekilde fiziksel olarak büyümüşler, fakat artan tarzda çekilme ve sosyal ilişkiden kaçma görülmüştür. Sinir sisteminin kimyasal ulakları olan nörotrnsmitterlerindeki farklılıklar da araştırılmıştır. Bir çok sayıdaki otistik bireyde nörotransmitter olan serotonin düzeyinde yükseklikler bulunmuştur. Nörotransmitterlerin beyin ve sinir sisteminde impulslarıniletiminden sorumlu olduğunun saptanmasından sonra, bu çocuklarda duyusal distorsiyonun olabileceği düşünülmektedir. Manyetik Rezonans görüntüleme ile yapılan çalışmalarda, özgün zihinsel görevler sırasında beyindeki belirli bölgelerdeki enerji değişimi incelenmiş. Problem çözme ve dil görevleri sırasında, ergen otistik çocuklarda otizmi olmayanlara oranla daha az beyin aktivitesi olduğu gözlenmiştir. Küçük çocuklarla yapılan bir çalışmada pariyetal bölgelerde ve korpuskallozumda düşük aktivite düzeyleri saptanmıştır. Bu durum, beyinin belirli bölgelerinin bir sorun olduğunu veya impulsların beyinin bir bölgesinden diğer bir bölgesine geçişinde sorunlar olduğunu düşündürtmektedir.

 

Beslenme ve Gıda Alerjisi

            Bazı otistik bireylerde süt ve tahıl tüketiminden sonra otistik belirtilerde kötüleşme bildirilmiştir. Sağlıklı çocuklarla karşılaştırıldığında, otistik çocuklarda kazein, laktoalbuminve betalaktoglobuline karşı Ig A antijen özgül antikorları ve kazeine karşı da Ig G ve Ig M antikorlar bulunmuştur. Bu sonuçlar otizm ile gıda alerjisi arasındaki ilişkiyi desteklemektedir.

 

Eşlik Eden Bozukluklar

            Birkaç bozukluk yaygın olarak otizme eşlik etmektedir. Bunlardan bazıları bu tablonun sorumlusu olarak kabul edilmektedir.

 

Zihinsel Yetersizlik

            Otizmde zihinsel yetersizlik sık gözlenir. 0tizmli bireylerin % 75-80'i çeşitli derecelerde zihinsel olarak yetersizdir. % 15-20'si aşırı derecede zihinsel yetersizliğe (IQ 35 altında) sahip olmasına rağmen % 10'nundan fazlası da ortalama zeka veya üstüne sahiptir. Bu nedenle, otizm zihinsel yetersizlik anlamına gelmemektedir. Çok az bir kısmının olağandışı yetenekleri de olabilmektedir. Zeka düzeylerini testler ile değerlendirmek güçtür, çünkü çoğu zeka testi otistik olmayan bireylere göre düzenlenmiştir. Otistik bireyler alışılmış yollarla çevreyi algılayamaz veya ilişki kurmazlar. Test edildiklerinde bazı alanlarda yeteneklerinin normal

veya daha üstün olmalarına rağmen bazı alanlarda özellikle çok zayıftırlar. Örneğin, görme becerisine dayalı test kısımlarında oldukça iyi iken, dil becerilerine dayalı test  kısımlarında çok düşük puanlar alırlar.

 

Konvulziyonlar

            Yaklaşık otistik bireylerin 1/3 ünde erken çocuklukta veya ergenlikte konvulziyon gelişir. Belirli nörotransmitterlerin aktive olmasıyla nöbetlerin başlamasının ilgisi olup olmadığını araştırılmaktadır. Çoğu nöbetler ilaçla kontrol edilebilmektedir.

 

Frajil X

            Otistik bireylerin 1/10 unda, çoğunlukla erkeklerde Frajil X saptanır. Zihinsel yetersizliğin de sıklıkla birlikte olduğu genetik bir hastalıktır. Otizme özgü olmayan birçok fiziksel özellikler taşır.

 

Tubero Skleroz

            10000 doğumda bir gözlenen nadir bir bozukluktur. Otizm ile arasında bazı ilişkiler vardır. Tubero skleroz olan bireylerin 1/4 ünde otistik belirtiler taşırlar.

Burası eklenmedi.

 

Tanılama

            Otizmi tanımlamak için kullanılan birçok davranış kalıbı vardır. Ancak, çoğunlukla hiçbir otistik bireyde bu özelliklerin tamamı bulunmaz. Bu özelliklerin tamamı aynı anda görülmediği gibi bazen daha önce görülen davranış zamanla bitebilir ya da değişebilir. Örneğin sürekli elinde bir şey sallayan otistik birey zamanla bu davranışı bırakabilir ya da bir şey sallamaya hiç ilgi duymayabilir. Bundan dolayı kesin tanı koymak için çocuğun birçok defa belli aralıklarla, farklı ortamlarda ve farklı alanlarda çalışan uzmanlar tarafından değerlendirilmesi daha doğru olur. Otizmde tanı koydurucu görüntüleme veya kan tetkiki gibi herhangi bir tıbbi tetkik yoktur. Ancak, birkaç tıbbi rahatsızlık otizme benzeyen belirtilere yol açabilmektedir. Bu nedenle otistik belirtiler gösteren çocuğun pediatristi; işitme kaybı, konuşma problemleri, zihinsel yetersizlik ve nörolojik problemleri dışlaması gerekir. Bu hastalıklar dışlanır dışlanmaz, hekimin çocuğu otizm üzerine uzmanlaşmış profesyonellere yönlendirilmesi gerekir. Bu profesyoneller: çocuk psikiyatristi, çocuk psikologu, gelişim pediatristleri ve pediatrist nörologlardır. Otizm uzmanları tanı koymada çeşitli yöntemler kullanırlar. Standardize edilmiş ölçme araçları kullanarak, uzmanlar çocuğun dil ve sosyal davranışını yakından gözler ve değerlendirirler. Çocuğun davranışı ve gelişim durumunu açığa çıkarmak için anne babayla bir yapılandırılmış görüşme formu çerçevesinde görüşülür. Ailenin elindeki video görüntüleri, fotoğraflar ve bebeklik albümlerinin gözden geçirilmesiyle, çocuğun gelişim basamakları yoklanırken aynı zamanda her bir davranışının ne zaman gerçekleştiğini hatırlamaları da sağlanır. Uzmanlar bazı genetik ve nörolojik hastalıkları araştırmak için testler isteyebilir. Otizme ait ilk belirtiler taklit becerilerinde ve jestlerin gelişiminde görülür. Yapılan araştırmalar otistik çocuklarda taklit yeteneğinin bariz bir şekilde gelişmediğini ve buna jestlerin kullanımındaki sorunların eklendiği tespit edilmiştir. Göz temasında yaşanan sorunlar, dikkat becerisinin gelişmemesi, göz göze gelindiğinde anlamlı bir iletişim kurulmaması, bebeğin ihtiyaçlarını ifade etmek için değişik ağlamalar kullanmaması, etrafındaki nesnelerle ilgilenmeme, otizmin erken belirtileri olarak tespit edilebilir.

Bundan sonra bebeğin bir ihtiyacını ifade etmek veya dikkat çekmek için işaret verme eylemini yapmadığı görülür. İsmi söylendiğinde hiç dönmediği veya canı istediği zaman döndüğü belirlenir. Erken tanı eğitimin bir an önce başlaması için önemlidir. Gözlemler ve test sonuçları değerlendirildikten sonra aşağıdakiler bulunduğu taktirde otizm tanısı konur:

 

  • Sosyal ilişkilerin olmaması veya kısıtlı olması,
  • Gelişmemiş iletişim becerileri,
  • Tekrarlayıcı davranışlar, basmakalıp ilgi ve aktiviteler.

 

Otistik bireyler her alanda bozukluklar gösteririler, ancak her bir semptomunşiddeti bireyden bireye değişiklik gösterebilir. Otistik tanısı için bu belirtilerin 3 yaşından önce gözükmesi gerekir. Bazı uzmanlar, ailenin umutsuzluğa kapılacağından korktuklarından otizm tanısını koymaktan kaçınırlar. Bu yüzden otizm yerine geçecek genel terimler kullanabilirler. Bu çocukların davranış ve duygusal durumlarını basitçe tanımlamakta; “otizm benzeri davranışlı ciddi iletişim bozukluğu”, “çoklu duyusal sistem bozukluğu”, “duyusal bütünleştirme işlev bozukluğu” gibi terimleri kullanabilirler. Daha hafif veya daha az belirti gösterenlere sıklıkla “yaygın gelişim bozukluk” tanısını koyarlar. Günümüzde, otizmin prenatal başlangıçlı olduğu kabul edilse de tanı konabilmesi ancak 30-36. aylarda olabilmektedir. Erken tanı koymakla ilgili güçlüklerin, ilk sağlık hizmetine verenlerin sık rastlanmayan bu bozukluk hakkında yeterince bilgilendirilmemesinden kaynaklanabileceği bildirilmektedir. Araştırmacı ve klinisyenler, otizme özgü anormal gelişimin bazı göstergelerinin 30 ay öncesi başladığı görüşünde uzlaşmaktadır. Bir çok otistik çocuğun anne ve babası gelişim basamakları açısından çocuklarında iki yaş hatta daha öncesinde anormallikler veya gecikmeler tanımlamaktadır.0-2 yaşı kapsayan bebeklik dönemi ve daha sonra otizmin en belirginleştiği 2-5 yaş dönemine ait otizmin klinik özellikleri ayrı ayrı aşağıda ele alınmıştır. Ancak anlatılacak olan klinik özelliklerin, otizmin yaygın özellikleri olduğu, her çocuğun kendine özgü özellikleri olabileceği unutulmamalıdır.

 

Otizmde Ayırıcı Tanı

 

Zihinsel Yetersizlik

            Zihinsel yetersizliği olan bir çok çocukta dönme, el çırpma ya da baş vurma gibi otizmdeki davranışlara benzer belirtiler görülebilir, ancak bu çocuklar zeka yaşlarına uygun sosyal ilgilerinin olmasıyla otizmden ayırt edilebilir. Zihinsel yetersizliği olan çocuklar diğer kişilerle iletişim kurma amacı ile konuşmayı kullanırlarken, otistik bozukluğu olan çocuklarda dilin işlevsel kullanımı yoktur. Özellikle ağır ya da ileri derecede zihinsel yetersizliği olan bireylerde otistik bozukluk ek tanısı koymak zaman zaman zor olabilir. Toplumsal ve iletişimsel becerilerde nitel bozulmalar ve otistik bozukluğa özgü davranışlar varsa ek olarak otistik bozukluk tanısı konulabilir.

 

Rett Bozukluğu

            Rett bozukluğunda prenatal, perinatal ve doğumdan sonraki ilk 5 ay boyunca psikomotor gelişme görünüşte normaldir. Doğumda kafa çevresi normal olmasına karşın 5 ile 48 nci aylarda başın büyümesi yavaşlar. Daha önce edinilmiş olan amaca yönelik el becerilerinin 5 ile 30 uncu aylarda yitirilmesinin ardından el burma ya da el yıkama gibi basma kalıp el hareketleri başlar. İlk 2-3 yılda sosyal gelişme ve oyun gelişimi durur, fakat ilgiler sürer. Orta çocukluk çağında skolyoz ve kifoskolyoz ile bağlantılı olarak gövde ataksisi ve apraksi gelişir. Her olguda ağır zihinsel yetersizlik kalır. Erken çocukluk çağında sıklıkla epileptik nöbetler oluşur. Rett bozukluğu hemen sadece kızlarda görülür. Kilo alamama ve gelişme geriliği, hiperventilasyon ve intermittantapne gibi solunum sorunları da Rett sendromu tanısını düşündürmelidir.

 

Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu

            Otistik bozuklukta gelişimsel bozukluklar genellikle yaşamın ilk yılı içerisinde başlarken çocukluğun dezintegratif bozukluğunda en azından iki yıllık normal bir gelişimden sonra belirgin bir gelişimsel gerileme gözlenir. Otizmde motor beceriler göreceli olarak iyi iken çocukluğun dezintegratif bozukluğunda daha önce edinilmiş motor becerilerin bozulması DSM-IV tanı ölçütleri arasındadır. Benzer şekilde çocukluğun dezintegratif bozukluğunda daha önce edinilmiş bağırsak ve mesane kontrolünün yitirilmesi söz konusudur. Otizmin tanı ölçütleri arasında bu ölçüt bulunmamaktadır. Genellikle söylenen, belirtilerin klasik otizmden daha az ciddi ve daha az yaygın olduğudur. Çocukluğun dezintegratif bozukluğunda karşılaşma ve göz teması kurma gibi bazı otistik olmayan kişilik özellikleri devam edebilir. Uygunsuz ve yabancılara yönelik de olsa sevginin gösterilmesi bazen devam edebilir. Bakım veren önemli kişileri tanıyabilir, anne ve babalarını gülerek ya da kucaklayarak karşılayabilir. Gelişimle ilgili yeterli ve sağlıklı bilgi toplanamadığı durumlarda otistik bozukluk tanısı konulmalıdır.

 

Çocukluk Çağı Başlangıçlı Şizofreni

            Çocukluk çağı şizofrenisi normal ya da normale yakın bir gelişim döneminden sonra ortaya çıkar. On iki yaşından önce görülmesi nadirdir. Beş yaşından önce hemen hemen hiç görülmez. Çocukluk başlangıçlı şizofrenide klinik tabloda varsanılar ve sanrılar görülür. Otistik bozukluğun yanı sıra belirgin sanrı ve varsanılar gibi şizofreniye özgü aktif dönem belirtilerinin bir ay sürmesi durumunda ek tanı olarak şizofreni konabilir. Şizofren çocukların genellikle zeka bölümleri daha yüksektir.

 

Asperger Bozukluğu

            Hem otistik bozuklukta, hem de Asperger bozukluğunda, toplumsal etkileşimde nitel bozulma, davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntüler söz konusudur. Ancak, DSM-IV ve ICD-10' a göre Asperger bozukluğu ile otizm arasındaki en önemli fark, Asperger bozukluğunda dil ve bilişsel gelişmede gecikmenin olmamasıdır. Asperger bozukluğunda gecikmiş motor yetiler, motor beceriksizlik, garip duruş ve esnek olmayan yürüyüş ve görsel motor koordinasyon bozuklukları bulunmaktadır. Otistik bozuklukta bu gibi motor gelişimdeki gecikmeler pek tanımlanmaz ve motor işlevler göreceli olarak daha iyidir. Genellikle Asperger bozukluğunda yüksek fonksiyonlu otizme göre, sözel zeka bölümünün yüksek, performans zeka bölümünün düşük olduğu ileri sürülmektedir. Asperger bozukluğu olan kişiler kendi içlerinde değerlendirildiklerinde, sözel ZB'leri, performans ZB'den daha yüksektir. Bu durum yüksek fonksiyonlu otistik bozuklukta tam tersinedir.

 

Karışık Dili Algılama-Sözel Anlatım Bozukluğu

            Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda dil bozukluğu olmasına rağmen sözel olmayan iletişimde bozulma yoktur. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda ekolali ve stereotipik konuşma gibi dil anormallikleri daha seyrek olarak görülürken otistik bozuklukta bu anormallikler daha sıktır. Artikülasyon sorunları ise karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda daha sık olarak görülmektedir. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda otistik davranışlar, sosyal yaşantıda bozulma, stereotipiler ve törensel etkinlikler yoktur, varsa da ciddi değildir. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunda imgesel oyunlar genellikle varken otistik bozuklukta yoktur.

 

Edinsel Epileptik Afazi (Landou-Kleffner Sendromu)

            Edinsel epileptik afazinin başlangıcı 2-11 yaşlar arasındadır. İlk belirti afazi ya da epilepsi olabilir. Afazi başlangıçta işitsel ve sözel agnozi ile birliktedir. Çocuk, söyleneni anlamakta güçlük çeker. Sağırlık ve otizmin belirtileri gelişir. % 70 kadar çocukta parsiyelya da yaygın nöbetler görülür. Bu çocukların yaklaşık yarısında afazinin neden olabileceği hiperaktivite ve kişilik değişiklikleri olur. Zeka etkilenmez ve diğer nörolojik bulgular normaldir. Sendrom 7 yaşından önce başlamışsa, büyük olasılıkla konuşma düzelebilir. Nöbetler genellikle 10 yaş civarında düzelir. Ancak 15 yaşına kadar süren nöbetler de vardır. Landau-Kleffnersendromu tanısının konulmasında EEG yardımcı olur. Temporalve parietal lobları içeren multifokalkortikal diken boşalımlar görülür. Intravenözdiazepam verilmesiyle EEG normale döner ve konuşma geçici olarak düzelir.

 

Doğumsal İşitme Kaybı Ya Da Ciddi İşitme Bozukluğu

 

            Otistik bebekler sadece seyrek olarak bıngıldarlar. Sağır bebekler ise normal bebekler gibi bıngıldar. Ancak 6 aylıktan 1 yaşına kadar olan dönemde bıgıldamalarının azalması ve kesilmesi görülebilir. Sağır çocuklar sadece çok yüksek seslere yanıt verebilir. Otistik çocuklar ise çok yüksek ya da normal seslere yanıt vermezken alçak seslere yanıt verebilirler. Sağır çocuklar otistik çocuklardan farklı olarak bebekliklerinde kucağa alınmaktan hoşlanır, anne ve babaları ile ilgilenir ve sevgi gereksinimlerini gösterirler. Odiyogram ya da işitsel uyarılmış potansiyellerde sağır çocuklarda işitme kaybı saptanabilir.

 

Seçici Konuşmazlık

            Seçici konuşmazlık, başka durumlarda konuşuyor olmasına karşın özgül bir takım toplumsal durumlarda sürekli olarak konuşmazlık gösterme şeklinde tanımlanır. Sadece belirli toplumsal durumlarda konuşmama, toplumsal etkileşimde ve iletişimde önemli nitel bozulmanın olmaması, davranış ilgi ve etkinliklerinde sınırlı , basmakalıpve yineleyici örüntünün olmaması ile seçici konuşmazlık otistik bozukluktan ayırt edilebilir.

 

Psikososyal Yoksunluk

            Fiziksel ve duygusal yoksunluk içinde olan çocuklarda apati, içe çekilme ve uzaklık görülebilir. Dil ve motor becerileri gecikebilir. Ancak bu çocuklar uygun psikososyal ortamlarda tekrar bulundurulursa hemen her zaman bu belirtilerde düzelmeler meydana gelir. Otistik bozuklukta psikososyal ortam düzeltilse bile belirtiler devam eder.

 

Basmakalıp Davranış Bozukluğu

            Basmakalıp davranış bozukluğunda gözlenen yineleyici ve görünüşte amaçlıymış gibi olan fakat işlevsel olmayan motor davranışlar otistik bozukluktaki davranışlar ile karıştırılabilir. Ancak otistik bozuklukta toplumsal etkileşimde ve iletişimde nitel bozulma varken, basmakalıp davranış bozukluğunda bu alanlarda bozulma yoktur.

 

0-2 Yaş Döneminde Gözlenen Belirtiler

            Otistik özellikler gösteren bebeklerin iki tip davranış biçimi gösterdiği gözlenmiştir. Bunlardan birincisi; sürekli ağlayan, huysuz olarak adlandırılan bebeklerdir. İkincisi ise, sakin, uslu bütün gününü yatakta geçiren bebeklerdir. Acıktıklarında bile ağlamamaları nedeniyle bakımlarının kolay olmasına rağmen, anneden hiçbir ilgi beklememeleri, çevrelerine karşı ilgisizlikleri anne babaları endişelendiren özellikleridir.

 

Fiziksel Özellikler

Bu dönemlerde otistik çocukların fiziksel gelişimleri yaşıtlarından farklı değildir. Yaygın uyku ve beslenme problemlerine rağmen hemen hepsi sağlıklı bebeklerdir. Fiziksel olarak bir çok beceriyi normal gelişimlerine uygun olarak kazanmaya hazırdırlar; ancak bazı otistik bebeklerin çevrelerine karşı ilgisizlikleri nedeniyle daha geç yaşlarda oturdukları ve yürüdükleri gözlenmektedir.

 

Sosyal Duygusal Özellikleri

            Normal bir bebek yaşamın ilk 3 ayında, annesine bakar; annesi onunla konuşurken gülümser, agular. Daha ileri aylarda ise her fırsatta kucağa alınmak için kollarını kaldırır, hazırlanır. Tanıdığı kişileri görünce heyecanlanır. İnsanlarla ilişki kurmaktan hoşlanır. Yalnız bırakılınca ağlar, sinirlenir. Oysa otistik bebeklerde bunların tam aksine, kucağa alınmaya karşı isteksizlik ve kucağa alınınca huzursuzluk gösterme veya uygun beden duruşunu almama en belirgin özelliklerdir. Otistik bebekler, genellikle çevreleri ile ilişki kurmazlar. İnsanların konuşmalarına tepki vermezler. İnsanlar ile göz teması kurmaz ve bakabilirler.

 

Zihinsel Özellikler

            Otistik bebek, etrafındaki insanlara olduğu kadar cisimlere karşı da ilgisizdir; uzanıp onları almak ya da yakalamak istemez. Çevresindeki seslere, cisimlere ve hayvanlara ilgi göstermez. Otistik bebeklerdeki bu ilgisizlik ve meraksızlık karşısında, anne babalar, zaman zaman çocuklarında zihinsel bir problemin olabileceğini düşünürler.

 

Konuşma Özellikleri

            Normal bebekler genellikle 1 yaş civarında ilk sözcükleri söylerler. Yaşamın birinci yılında sesler çıkarırlar, çıkardıkları sesleri farklılaştırırlar ve bu şekilde duygularını, isteklerini ifade ederler. Normal bebeklerde görülen bagıldamaların (ba-ba, ba sesleri vb.) otistik bebeklerde görülmediği belirlenmiştir. Ayrıca diğer kişilerin kendileriyle konuşmasına ya da seslenmesine karşı tepkisiz kaldıkları gözlenmiştir. Bazı otistik çocuklar 0-2 yaş döneminde, tamamen sessiz kalabilirler; bazıları ise yaşıtları gibi birkaç sözcük öğrenebilir. Otistik çocuklarda beslenme problemleri yaygın olarak gözlenir. Bunlardan çoğunun ilk aylarda emmesi zayıftır ve altıncı aydan sonra beslenme problemleri artar. Birçok bebek, süt dışında tüm yiyecekleri veya katı gıdaları reddeder; bazıları ise normalin üstünde ve hemen her şeyi yiyebilir.

 

2-5 Yaş Döneminde Gözlenen Belirtiler

            Bebeklik döneminde anlatılan birçok özellikler 2-5 yaş döneminde devam etmektedir.

Ancak bu özellikler çocukların gelişimlerine bağlı olarak çeşitlenmiş ve farklılıklar ortaya çıkmıştır. 2-5 yaş dönemi, otistik özelliklerin en belirginleştiği, tanı için oldukça önemli bir dönemdir.

 

Fiziksel Özellikler

            Fiziksel gelişimleri oldukça normal, güzel ve çekici çocuklardır. Motor becerileri genellikle iyidir. Kağıt kesme, boncukları kutuya tek tek koyma veya ipe dizme gibi küçük kas becerilerinin oldukça zayıf oldukları gözlenir. Ancak birçok otistik çocuk mekanik ve takmalı-sökmeli oyuncakları kolaylıkla takıp sökebilir.

 

Sosyal-Duygusal Özellikleri

            Bebeklik döneminde gözlenen çevreye ilgisizlik daha belirgin hale gelmiştir. Çevresindeki kişilerin ve anne-babanın yüzüne bakmama hemen hemen her otistik çocuğun özelliğidir. İnsanların gözlerine bakmamaları veya anlık denebilecek kadar kısa bakışlardan sonra hemen gözlerini kaçırmaları dikkati çeker. Tamamen kendilerine ait bir dünyada yaşıyor gibi görünen bu çocuklar, çevrelerinde olup bitenlere karşı çok kayıtsızdırlar. Çağrıldıklarında tepki vermez, konuşurken dinlemez gibi görünürler. Bebekliklerindeki gibi fiziksel temastan kaçınırlar.

 

Zihinsel Özellikleri

            Otizmin ilk tanımlandığı yıllarda, otistik özellikteki çocukların çok zeki olduklarına, ancak bu zekanın problem davranışlarla maskelendiğine inanılıyordu. Otistik çocukların zihinsel gelişmeleri üzerinde yapılan ayrıntılı çalışmalar, en az iki grup otistik çocuk olduğunu düşündürmektedir. Birinci grubu, normal ya da zihinsel becerileri olanlar, diğer grubu ise zihinsel yönden yetersiz olanlar oluşturmaktadır. Otistik çocukların yaklaşık % 40'ı 40-55, % 30'u 50-70 ve % 30'u 70 ve daha fazla zeka bölümüne sahiptir. Otistik çocukların yaklaşık beşte birinin zekası normaldir.

 

Duyusal Uyarılara Tepkileri

a. İşitsel Uyarılara (seslere) Tepkileri: Bu dönemde seslere karşı çok değişik tepkilerverildiği görülmektedir. Çocukların seslere hiçbir tepki vermemesi bir çok anne babayı, işitme problemi endişesi ile doktorlara gitmeye yöneltmektedir. Yapılan testler çocukların işitmelerinde organik bir sorunun olmadığını gösterir. Gerçekten de bazen seslere hiç tepki vermedikleri, bazen en ufak seslere aşırı tepki gösterdikleri ve bazı seslere çok duyarlı oldukları gözlenmektedir.

b. Görsel uyarılara tepkileri: Bu dönemde görsel uyaranlara karşı normal dışı tepkiler yaygın olarak görülebilir. İnsan yüzlerine ve çevrelerindeki birçok nesneye bakmamalarına karşın, hareket eden, dönen ya da parlak olan bazı cisimlere çok uzun süre bakabilirler.

c. Acı, sıcak, soğuğa karşı tepkileri: Bu tepkiler, bazı çocuklarda acıyı, sıcağı ve soğuğu fark etmeme şeklinde ortaya çıkarken bazılarında ise soğuk suyla ellerini yıkarken ağlama, eline bir toplu iğne battığı zaman çığlıklar atma şeklinde görülebilir.

d. Dokunulmaya karşı tepkileri: Herhangi bir kimse tarafından dokunulmak, kucağa alınmak istendiği zaman, o kimseyi itmek, ondan kaçmak yaygın olarak gözlenen tepkilerdir.

            Bu dönemde de beslenme ve uyku problemleri yoğun bir şekilde gözlenmektedir.

Beslenme ile ilgili olarak, katı yiyecekleri reddettikleri, bazılarının sürekli olarak püre edilmiş yiyecekler yedikleri ve bu nedenle de çiğneme kaslarını kontrol etmekte güçlük çektikleri görülür. Aileler, çocuklarının garip yemek yeme alışkanlıklarının olduğunu ve yiyecek seçimi yaptıklarını sıklıkla anlatırlar. Belli bir süre hep aynı yiyeceği isteme, diğer yiyecekleri reddetme, sık sık tercih edilen yiyeceğin değişmesi de gözlenen özelliklerdendir.

 

Konuşma Özellikleri

            Otistik çocukların konuşma özellikleri, dil gelişimleri, yaşıtları olan normal gelişim gösteren çocuklardan farklı tablolar çizmektedir. Konuşmaya başlama çok farklı yaşlarda gerçekleşir; ancak genellikle ilk sözcükleri 5 yaş civarında söylerler. Bazı otistik çocukların konuşmaya normal yaşıtlarıyla aynı zamanda başladıkları, ancak daha sonraları, bildikleri sözcükleri kullanmadıkları gözlenmiştir. Beş yaş sonrasında, otistik çocuk yeni sözcükler öğrenirler, isteklerini sözle ifade etmeye başlarlar, hatta bir iki sözcüklük cümleler kurabilirler. Bununla birlikte, otistik çocukların konuşmayı bir iletişim aracı olarak kullanmadıkları gözlenmektedir.

 

 

Otistik çocukların konuşma problemlerinin başlıcaları aşağıdaki gibidir:

 

a. Konuşulanları anlamada güçlük: Otistik çocuklarla yapılan çalışmalar, konuşulanı anlama kapasitelerinin oldukça sınırlı olduğunu göstermiştir. Anlama, yaşla birlikte artar; kendilerinden istenilenleri anlayabilir, ancak istekleri yerine getiremezler. Tek sözcükleri anlayabilirken, sözcükler soyutlaştıkça ve cümleler karmaşıklaştıkça anlamaları da güçleşir.

b. Ekolali: Ekolali (yankılı konuşma), çocuğun duyduğu sözcükleri, cümleleri konuşmacınınhemen arkasından veya daha sonra taklit etmesidir. Normalde çocuklar, konuşmaya, duydukları sözcükleri taklit etmeyle başlarlar. Ancak bu taklit dönemi, 2.5yaş civarında sona erer. Otistik çocuklar da ilk sözcükleri, anlamlarına dikkat etmeden papağan gibi taklit ederek öğrenirler. Bazen sözcükleri, bazen de cümleleri olduğu gibi tekrar ederler. Sözcükleri, taklit ettikleri konuşmacının aksanı ve vurgulamalarıyla söylerler. Normal gelişim gösteren çocuklar bu dönemden sonra, taklit ettikleri sözcükleri uygun yerlerde kullanmaya başladıkları halde, otistik çocuklar bu dönemde oldukça uzun zaman kalır, öğrendikleri sözcükleri gerektiği zaman kullanmazlar.

c. Gramer bozuklukları: Konuşabilen otistik çocuklarda gramer bozuklukları da yaygın olarak görülür. Cümlelerdeki fiil eklerini söylememek yaygındır. “Okula gidelim” yerine “okul git” demek ya da “yemekten sonra şeker ver” yerine “şeker, yemek yer” demek gibi gramer yanlışlıkları yaparlar. Çocuğun ilerleyen yaşıyla birlikte konuşma becerisi de arttıkça, gramer bozukluklarında bazı düzelmeler görülebilir.

d. Zamirlerin yer değiştirmesi: Konuşmadaki en belirgin özelliklerden birisi de şahıs zamirlerinin yerlerinin değiştirilmesidir. Birinci tekil şahıs “ben” yerine, “sen” veya “o” kullanırlar. Özellikle “ben” zamirini kullanma çok az görülür (“Giderim” yerine “gider, gidersin” sözcüklerini kullanmak gibi).

e. “Evet-hayır” sözcüklerini kullanmada güçlük: Otistik çocuklar yaşıtları gibi “hayır” sözcüğünü “evet” sözcüğünden önce öğrenirler. Otistik çocukların “evet” sözcüğünü öğrenmeleri genellikle 8-9, bazen de daha ileri yaşlarda olabilir.

Konuşma becerileri ne kadar gelişmiş olursa olsun, konuşmayı iletişim aracı olarak kullanmak istemezler, yalnızca zorda kaldıkları zaman veya bir isteklerini belirtmek için konuşurlar.

 

Davranış Problemleri

 

            Otistik çocuklarda görülen problemli davranışlar, çocuğun bebeklik döneminden çıkmasıyla belirginleşir.

a. Öfke nöbetleri ve bağırmalar: Bir çok otistik çocukta, öfke nöbetleri olarak adlandırılan, kendini yere atma, tekmeleme, tepinme, ısırma ve şiddetli ağlama gibi davranışlar sıklıkla görülür. Öfke nöbetleri 2-5 yaşları arasında belirginleşir.

b. Çevresine zarar verici davranışlar: Evdeki duvar kağıtlarının ve koltukların yırtılması, etrafa su dökme gibi davranışlar olabilir.

c. Kendine zarar verici davranışlar: Kendi saçlarını çekme, ellerini ısırma, yüzünü tırmalama ve kanatma gibi davranışlar bu gruba girmektedir.

d. Tek tip vücut hareketleri: Kendi etrafında dönme, öne arkaya sallanma ve parmaklarıyla havada bir takım şekiller çizme gibi.

 

Duygusal Tepkiler

a. Özel korkular: Elini küvetteki sıcak suya sokarak yaktığı için küvette yıkanmadan korkan bir küçük kız, ayakkabısı ayağını sıktığı için ayakkabı giymeyi reddeden bir çocuk özel korkuları olan çocuklara örnektir.

b. Tehlikelerin farkında olmama: Otistik çocukların genellikle çevrelerindeki tehlikelerin farkında olmamaları anne babalarını en çok endişelendiren özelliklerdendir.

c. Nedensiz gülmeler ve ağlamalar: Duruma uygun olmayan duygusal tepkiler nedensiz olarak ortaya çıkabilir. Çocuğun kendisi veya bir başkası cezalandırıldığı zaman gösterdiği gülme, aniden bağırma ve ağlama gibi davranışların, bulundukları ortamı ve durumu değerlendirememelerine bağlı olarak ortaya çıktığı düşünülmektedir.

d. Değişikliklere tepki gösterme: Eve bir misafirin gelmesi, odasının farklı bir düzene sokulması ve sürekli kullandığı çarşafın değiştirilmesi gibi durumlar, otistik özellikteki çocuğun huzursuz olmasına, saatlerce ağlamasına ve öfke nöbetleri geçirmesine neden olabilir. Bu konuda çalışan uzmanlar, çocuğun yapılan her değişiklikten ötürü kendisini güvensiz hissettiğini, ancak çevresindeki aynılığı koruyarak rahatladığınıdüşünmektedirler.

 

Hayal Gücünün Eksikliği

 

a. Oyun oynama becerisinin olmaması: Otistik özellikteki çocuklarda hayal gücünün yetersizliğine bağlı olarak yaratıcı oyun oynama becerisinin bulunmaması yaygın olarak gözlenir. Bir oyuncakla amacına uygun olarak oynamaz, oyuncak bir arabayla oynarken onun gerçek bir arabanın modeli olduğunu, kendilerinin de arabanın şoförü rolünü oynayabileceklerini fark etmezler. Bazen yalnız arabanın tekerlekleriyle, bazen de arabanın çıkardığı ses ile ilgilenirler; dakikalarca arabayı ileri geri sürerler. Bu alanda genellikle çeşitli nesnelerin ve oyuncakların ellerinde tutulduğu, oyuncağın gerçek amacına uygun olarak oynanmadığı gibi bebeklik dönemi özellikleri gözlenir.

b. Ayrıntılara dikkat etme: Çevrelerindeki nesnelerin, kişilerin tamamı yerine, ayrıntılarına küçük parçalarına dikkat ederler. Annelerinin yalnızca küpesi, oyuncak arabanın yalnızca tekerlekleri çocuğun dikkatini çekebilir. Anneyi ya da oyuncağı, o anda bulundukları çevre içinde tümüyle algılamalarının hayal gücünün eksikliği nedeniyle ortaya çıktığı kabul edilmektedir.

 

Özel Beceriler

            Otistik çocukların en şaşırtıcı özellikleri, bir çok alanda sınırlı becerileri olmasına karşın, bazı alanlarda sahip oldukları özel becerilerdir.Bir çok otistik çocuğun konuşmadan önce şarkı söylediği görülür; bazıları ise bir enstrümanı iyi çalabilirler. Bazı anne babalar da, çocuklarında müzik becerisinin yanı sıra güçlü belleklerinin olduğunu belirtmektedirler. Çocuğun yıllarca önce gittiği bir yeri, o yerdeki özel bir eşyayı unutmadığını, çok uzun şiirleri ezberleyebildiğini ve televizyonda dinlediği çok uzun bir konuşmayı olduğu gibi tekrar edebildiğini sıklıkla anlatmaktadırlar.

Otistik çocukların diğer bir özel becerisi de sayılar ve sayısal ilişkiler üzerinedir. Bazıları sayıları çok çabuk öğrenirler ve çok güç işlemleri zihinlerinden yapabilirler. Ayrıca, gördüğü resimleri çok iyi kopya eden, güzel boyayan, mekanik oyuncakları söküp takabilen, karmaşık bul-yapları kolayca tamamlayabilen çocuklara da rastlanmaktadır.

 

Tanılama Sorunları

            Otizmin erken tanısındaki en önemli sorun otizme ait birçok belirtinin ileri yaşlarda fark edilmesidir. Örneğin, konuşmaya başlama yaşı ortalama bir-bir buçuk yaş civarıdır, bazen normal gelişim gösteren çocuklarda iki buçuk üç yaşına kadar gecikme olabilmektedir. Bundan dolayı bir çocukta konuşma bozukluğu olduğundan emin olmak için bir süre beklenmesi gerekir. Otizmin tanısı için kullanılan gözleme dayalı ölçüler hep bir şeylerin olmamasına ilişkindir. Oysa çocuk bazı özelliklerini dışa vurmak isteyebilir. Yaşıtları ve yetişkinlerle sosyal ilişkilerde yetersiz olma genelde geç yaşlarda fark edilir. Bazen de otistik belirtiler başka hastalık belirtileri ile karışabilir.

Yukarıda belirtilen nedenlere rağmen tipik otizmin tanısı genel olarak sorun oluşturmaz.

Karşılıklı dikkat becerisinin gelişmemesi, göz ilişkisinin kurulamaması, kucağa alınmayı reddetme, nesnelere karşı ilgisizlik otizmin erken belirtileridir. Otistik belirtiler gösteren bir çocuk kısa bir süre içerisinde normal bir gelişim seyri izleyebilir veya normal gelişim gösteren çocukların da bazı otistik belirtiler gösterebildiği ve bunların zamanla kaybolduğu.

 

Otizmin Sağaltımı

            Bugün yaygın gelişimsel bozuklukların tedavisinde en önemli yaklaşım özel eğitim ve davranış terapileridir. Çok az da olsa ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Tedavi planı ve tipi, her bireyin işlevsellik derecesine göre belirlenmelidir. Yaygın gelişimsel bozukluk çoğu vaka için yaşam boyu süren bir bozukluk olması nedeniyle tedavinin tipi kişinin yaşı ve gelişimine göre değişir. Çok küçük çocuklarda konuşma, dil eğitimi ve özel eğitim üzerine odaklanılmalı, anne-baba ile çalışılmalı ve yalnızca belli hedef semptomlar için psikoaktif ilaçlar kullanılmalıdır. Binişik depresyon, anksiyete, OKB belirtileri için psikoterapi, davranış veya bilişsel terapi ve ilaç tedavisi gerekebilir.

 

Aile Eğitimi

Otistik çocukların tedavisinde koterapist olarak aile kullanılabilir. Ayrıca otistik çocukların özellikleri ve ailenin tutumları konusunda aile eğitilir.

 

Eğitimsel Yaklaşımlar

            Otistik çocuklara özel eğitim programları uygulanır. Otistik çocuğun yapacağı görevler çocuğun durumuna göre belirlenmektedir. Grup içinde grup yaşamına hazırlayıcı kurallar konur. Kişinin kendine bakımı, yemek hazırlama ve alışveriş gibi becerilerin kazandırılması amaçlanır. 1960'lı yıllardan bu yana otizmin tedavisi ile ilgili yapılan çalışmalarda en iyi tedavinin eğitim olduğu görüşü benimsenmiştir. Otistik çocukların eğitiminde genellikle “Davranış Değiştirme Modeli”ne dayalı eğitim programları kullanılmaktadır Bu model sıklıkla operant koşullama ilkelerine dayanmaktadır o Operant koşullama Skinner'e göre sonuçların sistematik olarak düzenlenmesi yoluyla davranışın olabilirliğini azaltma ya da arttırma eylemi olarak tanımlanabilir.

Bu teknikte şu basamaklara önem verilmektedir.

  • Öncelikle çocuğun varılan performansı belirlenir ve hangi alanlarda beceri eksikliği

olduğu saptanır.

  • Beceri eksikleri belirlendikten sonra bu beceriler kendi içinde alt basamaklara

ayrılır.

  • Alt basamaklara ayrılan beceriler tek tek uygun programlar içinde geliştirilir.
  • Çocuğun verdiği olumlu tepkiler ödüllendirilir.

 

Davranış değiştirme modeli çocuğun davranışlarını gözlemeyi ve olumsuz davranışlarını değiştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun gereksinimi olan becerileri kazanmasını sağlamak ve davranış problemlerini mümkün olduğunca azaltmak otistik çocukların eğitiminde temel amaçtır.

Böylesine yapılandırılmış bir eğitim ortamında öğrenme sürecinin temel öğeleri;

(a) Uyarıcı,

(b) Tepki

(c) Sonuç

olarak gösterilebilir.

Temelde öğretim bu dizinin birinci ya da üçüncü öğelerinin veya her ikisinin de kontrollü olarak çocuğa aktarılmasını içermektedir. Etkili bir öğretim ise uyarıcının istenen bir şekilde sunulmasını ve çocuğun tepkisine bağlı uygun sonucun alınmasını içermektedir. Otistik çocukların eğitiminde öncelikle öğretilmek istenen ya da ortadan kaldırılmak istenen davranış belirlenmektedir. Gözlenen olumsuz davranışların sıklığının azaltılması ya da olumlu davranışların öğretilmesi ve kalıcı olabilmesinde de yardım ve ödül gibi teknikler kullanılmaktadır. Son yıllarda otistik çocukların eğitimlerinde bilgisayar kullanımı da ağırlık kazanmaya başlamıştır. Otistik çocukların eğitiminde bilgisayar kullanımının çocukların dikkat sürelerini ve sözel iletişimlerinin artmasına, çalışma ve öğrenme performanslarının gelişmesine olumlu etkisi olduğu gözlenmiştir. Ayrıca bilgisayar kullanımı, otistik çocukların dil gelişimini arttırmak, tepki hızlarını ve problem çözme becerilerini geliştirmek gibi yararlara da sahiptir.

 

Eğitimde Kazandırılması Amaçlanan Beceriler

 

Öğrenmeye Hazırlık Becerileri

            Çocuğa öncelikle göz ilişkisi kurma, uygun oturma ve basit emirlere uyma gibi en temel becerilerin öğretilmesi onu öğrenmeye hazırlayacaktır. Bu becerilerin basitten karmaşığa doğru bir sıra ile öğretilmesi, çocuğun daha kolay öğrenmesini sağlayacaktır.

 

Eğitim; uyarıyı verme, yardımları kullanma, doğru tepkileri alma, ödül ve ceza gibi aşamaları içermektedir.

 

Özbakım Becerileri

            Diğer çocuklarda olduğu gibi bu çocuklarında gereksinimlerini kendilerinin karşılamaları önemlidir. Bu nedenle çocukların kapasitesine uygun beceriler seçilerek, çok küçük yaşlardan itibaren öğretilmeye çalışılmalıdır. Özbakımla ilgili becerilerin öğretilmesinde asıl amaç çocuğun bazı temel becerileri kazanabilmesidir. Bu becerileri kazanmış çocuk çevreden bağımsız olarak hareket edebilecek ve özgüvenini kazanmış olacaktır. Tuvalet eğitimi, giyinme-soyunma, beslenme ve vücut temizliği gibi özbakım becerilerinin kazanılmasında çocuğa sık sık deneme fırsatı vermek, çocuğun kapasitesine uygun beklenti içine girmek, zorlamadan destekleyici olmak ve çocuğa öğretilecek becerileri basitten karmaşığa doğru sıralamak eğitim sırasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalardır.

 

İşitsel Entegrasyon Eğitimi

            Burada otistik çocukların çeşitli ses frekanslarına hipo veya hipersensitivite gösterdiği iddia edilmektedir. Buradaki amaç sese duyarlılığı azaltarak adaptif  davranışlarda olumlu değişiklikler sağlamaktır.

 

İletişimi Artırma

            Grup içine sokularak arkadaş ilişkisinin ve etkileşiminin sağlanması amaçlanır.

Dil Ve İletişim Terapisi

Dildeki gelişim sosyal etkileşimi artırması nedeniyle konuşma terapisi önemli olabilmektedir.

 

Dil Ve Konuşma Becerileri

            Otistik çocukların en belirgin sorunlarının sosyal gelişimleri ve dil gelişimleri üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Bu çocukların dille ilgili becerileri kazanmaları için öncelikle düzgün oturma, göz ilişkisi kurma, hareket taklidi yapma gibi hazırlık becerilerini tamamlamış ve bu becerileri değişik ortamlara genellemiş olmaları gerekmektedir. İletişim becerilerinde yetersizlik spontane konuşmanın olmamasından ve konuşmayı iletişim aracı olarak kullanmamalarından kaynaklanmaktadır. Yapılan bir çok çalışmada çocukların davranış problemlerinin kendilerini sözel olarak ifade edemedikleri için ortaya çıktığı görülmektedir. Ayrıca çocuklara sözel yada sözel olmayan iletişim becerilerini öğretmenin bu davranışların azaltılmasında etkin olduğu belirtilmektedir.

 

Sosyal Beceriler

            Sosyal becerileri iyi olan çocuklar karşılıklı iletişimde beklenen davranışları gösterebilmekte diğer çocukları ya da kendilerini tatmin edebilecek yönde iletişim kurabilmektedir. Ancak otistik çocukların sosyal kuralları esnek kullanabilme becerileri büyük ölçüde yetersiz kalmakta ve sosyal durumların değişikliğine uyum sağlayabilmede güçlükler gözlenmektedir.

Otizmdeki sosyal yetersizlik çocuğun sosyal uyumu ve davranışları üzerine etkili olmaktadır. Çocuğun yaşı ilerledikçe var olan problemler değişebilir, bazıları yok olur, bazıları şekil değiştirerek devam eder. Sosyal gelişim alanına yönelik eğitim amaçları çocuğun gelişimsel düzeyine ve belirli gereksinimlerine yönelik olarak saptanmalıdır. Küçük yaş çocukların sosyal iletişimlerinin sıklığını artırmak için bazı yapılandırılmış ortamların kullanılması gerekmektedir. Büyük yaştaki çocukların eğitiminde ise onların bağımsız birtakım becerileri yapmalarına yardımcı olunmalı ve sosyal uyumsuzluklarını azaltmak hedeflenmelidir. Otistik çocukların sosyal etkinliklere katılımını ve karşılıklı etkileşimi sağlamak için yapılacak etkinlikler, çocuğun tek bir davranışı düşünülerek uygulanmalıdır. Bu iletişim şekli çocuğa anlamlı ve zevkli geldiği sürece sürdürmesine olanak sağlayacak ve çocuğun kendi özel ilgileri de iletişimi artırmada etkili olacaktır. Buna göre anne babalara çocuklarının ilgisi doğrultusunda bul yap ile oynamaları, küplerle kule yapmaları oyuncaklarını sıralamaları için gereksinimleri olan çevreyi ve oyun etkinliklerini sağlayabilmeleri öğretilmelidir. Ancak böyle bir destek çocuğa o anda oyun için gerekli olan her materyali vererek yapılmamalıdır. Çocuk karşılıklı iletişime girme konusunda oyun yoluyla (oyuncağının eksik olan parçasını yetişkinden istemesi) yönlendirilmelidir. Çocuğun herhangi bir etkinliği tamamlamasında yetişkinle gireceği bir iletişim önem taşımakta ve sözel olarak gereksinimlerini belirtmesi, göz ilişkisi kurarak iletişimi sürdürmesi beklenmektedir. Bu durumu yaratmak ve sürdürmek için çocuğa yardımcı olunmalı ve yetişkinler onun kendiliğinden iletişimi başlattığı durumlara daha çok katılmalıdır. Bu şekilde çocuk iletişimin sadece yararını değil, ona zevkli gelen yanlarını da öğrenecektir.

 

Davranış/Psikososyal Yaklaşımlar

            Davranışın değiştirilmesi hem bazı davranışları artırma hem de bazı davranışları azaltmayı içerir. İstediğimiz davranışları artırmada ödüllendirmelerden faydalanılır. Burada önemli olan uygun ödülün seçilmesi, zamanlama, sıklık ve süredir. Davranışları azaltmada ise ceza verme ve çocuğun dikkatini kaydırmadır. İnsanlar belirli davranışları için ödüllendirildikleri zaman, o davranışı tekrarlama veya devam ettirme olasılıkları daha fazladır. Davranışçı yaklaşım bu prensibe dayanır. Otistik bir bireyin yeni bir beceriyi yapmaya çalıştığı veya yaptığı her bir zamanda ödüllendirildiğinde, o davranışı daha sık yapma olasılığı artar. Yeterince alıştırma yapıldığında, sonuçta bu beceri kazanılır. Örneğin otistik bir çocukterapisti ile her göz ilişkisi kurduğunda ödüllendirildiğinde, zamanla kendi başına göz ilişkisi kurmayı öğrenebilir.

 

Lovaas Yöntemi

            25 yıl önce davranışçı yaklaşımı uygulayarak bu işin öncüsü olmuştur. Onun yönteminde verilen komut zaman içinde yoğun şekilde tekrarlanır ve çocuğa da tekrarlatılır. Bu esnada çocuğun sergilediği her doğru davranış ödüllendirilir. Örneğin terapistbir çocuğa oturmasını öğretirken, terapist sandalyenin önüne çocuğu getirir ve ona oturmasını söyler, çocuk oturmaz ise, onu sandalyeye doğru hafif itekler, oturur oturmaz çocuğu hemen ödüllendirir. Ödüllendirme tarzı; bir parça çikolata, bir bardak meyve suyu, kucaklama, alkış veya çocuğun hoşlandığı bir şey olur. Bu komut iki saate yakın zaman içinde defalarca tekrarlanır. Sonuçta çocuk ittirme olmadan komutu yapar ve zamanla oturma süresi uzar. Oturmayı öğrenip ve yönergeleri takip etmeyi öğrenmesi, daha karmaşık davranışları öğrenmesi için temel oluşturur. Bir haftada 40 saate yakın bir süre bu yaklaşım kullanılarak, bazı çocuklar normale yakın davranışlar kazanabilmektedirler. Bazıları ise bu tedavi yöntemine yanıtsız kalmaktadır. Zaman içinde birçok davranışçı yöntemler geliştirilmiştir. Bugün bazı davranışçı tedavi yöntemleri, çocuğun ilgi ve yetilerine göre, kişiye özgü uyarlanmakta ve şekillendirilmektedir. Birçok program otistik çocuğa öğretimde, anne-babayı ve diğer otistik olamayan çocukları işin içine katmaktadır. Eğitim alanı sadece sınıfla sınırlı olmamakta, çocuk doğal ortam ve sosyal ortamlarda da eğitim almakta ve öğrendiklerini deneyebilmektedir. Süpermarkete yapılacak ziyaretler çocuğa boyut ve şekiller için sözcükleri kullanma fırsatı sağlayabilecektir. Ödüllendirme hala anahtar öğe olarak yer almasına karşın, çocuğun ödüllendirilmeli çeşitlendirilmiş ve duruma uygun hale gelmiştir. Göz ilişkisi kuran bir çocuk, bir şeker vermek yerine, gülerek ödüllendirilebilir.

Çocuğun zayıf ve kuvvetli tarafları araştırılmadan, ceza ile istenilmeyen davranışların yok edilmesine, bastırılmasına ve taklit ile öğrenilmesine çalışılır.

  • Çocuğun neleri sevdiği belirlenir.
  • Doğru cevap ya da doğru davranış anında ödüllendirilir.
  • Uygun ses tonuyla “ bravo, aferin “uyarıları verilir.
  • Eğitimin başında ödül olarak genellikle bir yiyecek verilir. Yiyecek ödülü sık sık veazar azar verilir. İstenilen davranış yerleşince somut ödül soyut ödüle dönüştürülür.
  • Hayır derken sert bir ses tonu, aferin derken yumuşak bir ses tonu kullanılır.
  • Alıştırmalar günde bir iki saat yapılır.
  • Bir alıştırmayı sözel yardım ile on defadan sekizinde (Tam öğrenme kuramına göre% 80 ölçütüne ulaşıldığında) doğru yapınca bir sonraki alıştırmaya geçilir.
  • İlk öğreneceği komutlar “otur, bana bak, düzgün dur vb” olmalıdır.
  • Çalışmalar arasındaki kısa aralarda çocuğa sevdiği şeyler yaptırılır.
  • Eskiler devamlı tekrarlanır. Yeni alıştırmalar ise eskilerin arasına serpiştirilir.
  • Bir alıştırma için 15 dakika önerilir.

Otistik çocuklar için çerçeve çok önemlidir. O çerçeveyi ve kuralları önce siz koymazsanız o kendi kurallarını koyar. Konulan kurallardan taviz verilmemelidir. Aksi takdirde program çöker.

 

Hanen Programı

Hanen programını üç temel kural üzerine kurmuştur.

  • KURAL 1. Çocuğun iletişimde lider olmasına izin verin.

- Gözlemek

- Beklemek

- Dinlemek

- Yüz yüze olmak

- Çocuğun ilgilerini takip edin ve ilgisini fazlası ile çekebilecek durumlar yaratın.

Taklit edin

Dillendirin

Yorumlayın

Katılın ve çocukla oynayın

- İletişimde, karşılıklı olmasına dikkat ederek sıra alın. Zor çocukları, liderliğe teşvik etmek için;

Çok sevilen oyuncakları kullanın,

Günlük herhangi bir durumu sevilen bir aktiviteye dönüştürün,

Çocuğun ihtiyaçlarını önceden tahmin etmeyin,

Sosyal rutinleri kullanın,

  • KURAL 2. Anı paylaşmak için dilinizi ve davranışlarınızı çocuğa göre düzenleyin.

Sosyal rutinler sağlayın,

Ortak dikkati sağlayın,

Çocuğun iletişimde sıra almasını sağlayın,

Fazla konuşmaları azaltın,

Yavaş şekilde iletişimi durduran değil sürdüren sorular sorun,

Dili çocuğun anlayabileceği şekilde uyarlayın,

  • KURAL 3. İletişime dil ve deneyiminizi katın.
  • İsimlendirin,
  • Betimleyin,
  • Mimik ve hareketler kullanın,
  • Yavaş olun,
  • Anahtar sözcükleri abartın,
  • Konuşmalarınızın konu ve içeriğini çeşitlendirin,
  • Çocuğun oyununu zenginleştirin,

 

Teacch Programı

            Otizmi farklı bir düşünce tarzı olarak yorumlar. Bu programa göre bireylerde iki değişik kültür vardır. Yeni bir kültür ile tanışan kişi yine eski kültürüne göre düşünür, değerlendirme yaparsa; yeni kültürü anlamaz ve dışında kalır. Bu iki kültür arasında tercümanlığı yapacak olan kişiler anne baba ve eğitmenlerdir. Otizmin kendine özgü kültüründe şu özellikler görülür:

  • Düşünceleri somuttur,
  • Soyut düşünemedikleri için anlama ve anlayarak konuşma zorlukları vardır,
  • Yankı konuşması (ekolali) yaparlar ama dili anlamazlar,
  • Detayları görürler ama birleştirme, genelleştirme, transfer etme özellikleri çok zayıftır,
  • İyi bir hafızaları olmalarına rağmen kullanmakta zorluk çekerler,
  • Dikkatlerini en iyi görme ile kullanırlar,
  • Parçaları birleştirme, organize etme onlar için zordur,
  • Oyundaki sembolleri yakalayamazlar,
  • Başkalarının bakış açısından göremedikleri için yorum yapamazlar,
  • Güdüleri somuttur. “şimdi” ve “ burada “ yi yaşarlar,
  • Yorumları somuttur. Sözleri sözcük anlamı ile anlarlar,
  • Hayal kurmadan yoksundurlar,
  • Sosyal kurallarda zorluk çekerler,
  • Otizm kültürü dışında her birinin bireysel bir kültürü de vardır,
  • Hiç ses duymak istemeyebilirler,
  • İnsan sesi duymak istemeyebilirler,
  • Saç ve tırnaklarını kestirmeyebilirler,
  • Sürekli bedensel temas isteyebilir ya da dokunulmak istemeyebilirler,
  • Acıya dayanıklı olabilirler,
  • Yap boz oyunlarına düşkün olabilirler.
  • Yeni hareketleri zor öğrenebilirler (takla atmak, salıncağa binmek vb),
  • Arabaya binmeyi sevebilir ya da nefret edebilirler.

 

Teacch programının amacı, çocuğu mümkün olduğu kadar bağımsız yapabilmektir. Eğitim teke tek başlar. Amaç; evde, okulda, çevrede az yardım ile ya da yardımsız bir gelecek hazırlamaktır. Teacch programı uzman ve aile işbirliğine dayanır.

 

Teacch programında, üç alanda çalışılır.

1. Çocuk: Çocuğu anlamak Bireysel öğrenme programını ortaya çıkarmak (performans belirlemek). Bireysel eğitim programını somutlaştırmak.

2. Aile: Aileye bilgi vermek. Aile ile duygusal dayanışmada bulunmak. Aileye tavsiyeler ve somut önerilerde bulunmak.

3. Okul: Okula bilgi vermek. Okula somut önerilerde bulunmak.

 

Gelişimsel Yaklaşımlar

            Uzmanlar otistik çocukların becerilerine ve ilgilerine en iyi hitap eden öğrenme ortamının oluşturulmasını önermektedir. Gelişimsel yaklaşıma göre düzenlenen programlar uyaranın uygun düzeyi ile uygunluk ve yapı sağlar. Örneğin her gün yordanabilen bir etkinlik şemasının olması, otistik çocuğun plan yapması ve deneyimlerini organize etmesine yardımcı olur. Her etkinliğin sınıfın belirli yerinde yapılması, yapması beklenen şeyin ne olduğunu bilmesine yardımcı olur. Sınıfın o köşesine geldiğinde belirlenen etkinliğin yapılması gerektiğini zamanla öğrenmiş olacaktır. Duyusal sorunları olan çocuklar için, belirli uyaranlara karşı çocuğun sensitize veya desensitize edilmesi çocuğa yardımcı olabilir. Okul öncesi dönemdeki bir sınıfta, tipik bir ders; denge, koordinasyon ve vücut farkındalığının gelişimine yardımcı olacak fiziksel etkinliklerle başlar. Çocuklar boncuk dizer, bulmaca legolarını bir araya getirir, boyama yapar ve yapılandırılmış diğer etkinliklere katılırlar. Yemek zamanında öğretmen sosyal etkileşim için yüreklendirir, biraz daha meyve suyu istemek için dili nasıl kullanması gerektiği yönünde model olur. Daha sonra, öğretmen tren olmayı taklit ederek, çocuklara suflörlük yaprak, yaratıcı oyun için uyarır. Sınıfta yer alan bütün çocuklar yaparak öğrenirler. Yüksek işlevli otistik çocuklar akademik işlerle başa çıkabilirken, verilen görevleri organize etmelerine ve dikkatlerinin dağılmamasına yardımcı olmak gerekir. Otistik öğrenciye sınıf arkadaşı ile aynı ödev verilmelidir, birkaç sayfa yerine belirli zaman için bir sayfa verilmeli ve görevler listelenmelidir.

 

Biyolojik Yaklaşımlar ( Farmakoterapi)

            İlaç tedavisi otizme özgü belirtilerde değişikliğe yol açmaz. Ancak otistik çocuklarda sık görülen aşırı hareketlilik (hiperaktivite), sıkıntı (anksiyete), depresyon, uyku ve yeme sorunları, kendine zarar verici davranış, saldırganlık ve diğer düzen bozucu davranışlarda kullanılır. İlaçların konunun uzmanı tarafından ve belli aralıklarla takip edilerek uygulanması doğrudur. Gerekirse ilacın etkinliğini ölçmek için aralıklı olaraktestler ve değerlendirmeler yapılır. Beyinde kimyasal sistemler vardır. Bunların başlıcaları, dopamin, seretonin, noradrenalin ve opioit sistemleridir. Otizmde bunların bir veya birkaçının bozuk olduğu sanılmaktadır. Kullanılan ilaçlar beyin biyokimyasında bazı değişiklikler yaratarak etkili olur. Otistik bir çocuğun zeka düzeyi tedavi sonucunu belirleyebilir. Beş yaşına geldiği halde hala konuşmanın gecikmiş olması, zeka bölümünün 50'nin altında olması, epilepsi hastalığının bulunması ve klinik görünümünün ağır olması tedaviden yararlanma şansının az olacağını gösterir. Saldırgan davranışları olan otistik çocukların ilaç tedavisi ile bu davranışları azalmakta ya da ortadan kalkmaktadır. Ayrıca epilepsi gibi otizmeeşlik eden bazı hastalıkları ilaçla tedavi etmek olasıdır. Türkiye'de belli merkezlerde otistik çocuklara bireysel ve grup eğitimi veren özel eğitim kuruluşları vardır. Buralarda bilişsel ve davranışçı yöntemlerle tedavi yaklaşımları uygulanır. Otistik çocukların bazıları bu merkezlerden aldıkları eğitimlerle öz bakımlarını yapabilir hale gelmekte, sözcük dağarcıkları gelişmekte ve sosyal iletişimlerinde düzelmeler olmaktadır. Tedavi programlarına yoğun ve aktif olarak ailelerin katılması, davranışçı tekniklerin ailelere de öğretilmesi önemlidir. Aileler, çocuğun içine kapanmasına izin vermemeleri ve uyaranları çocuğa düzenli olarak sunmaları gerekmektedir. Uğuldaması ya da tekrarlayıcı basmakalıp davranışları olan bir çocuğun ilgisi bir oyuncak ya da bir nesne ile başka yöne çekilmeye çalışılmalıdır. Uğuldamayı bıraktığı zaman ödüllendirilmeli, hızla ilgisini çekebilecek başka bir etkinliğe geçilmeli ve olumsuz davranışın sıklığı bu şekilde azaltılmalıdır. Eşyaları tanıtmak, onunla konuşmak ve güçlü bir duygusal bağ kurmak çok önemlidir. Otistik çocuğun tedavisi zaman alıcı, uğraştırıcı, pahalı ve zordur. Otistik çocuğu olan aileler hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamalı, çocuklarının bir şeyler öğrenebileceğine inanmalı, onlarla sıcak ve yakın ilişkiler kurmalı ve çocuklarının tedavisinde sabırlı olmalıdırlar. Otizmin altta yatan nedenleri olarak düşünülen beyin yapılarını veya bozulmuş sinir bağlantılarını düzeltecek herhangi bir ilaç tedavisi yoktur. Bilim adamları başka hastalıklarda benzer belirtileri tedavi için geliştirdikleri ilaçların otistik çocuklarda çeşitli ortamlarda güçlüklere neden olan belirti ve davranışları tedavide bazen kullanmaktadırlar. Aslında bu ilaçların hiçbiri otizm tedavisi için ana ilaçlar değildir. Anksiyete ve depresyonda kullanılan ilaçların otizmin belirli belirtilerini nasıl iyileştirildiği araştırılmaktadır. Bu ilaçlar fluoksetin, fluvoksamin, sertralin ve klomipramin'dir. Bu bozukluklar ve otizm, bir nörotransmitter olan serotonin üzerinden belirli yolları etkiliyor olabilir. Bir çalışmada fluoksetin kullanan otistik hastaların % 60'ında amaçsız davranış ve saldırganlıkta azalma olduğunu bulmuşlardır. Daha sakin olmakta ve çevredeki değişikliklerle daha kolay başa çıkabilmektedirler. Buna karşın, serotonin düzeyini etkileyen fenfluraminve diğer ilaçların faydalı olduğu kanıtlanamamıştır. Otizmde obsesif kompulsif bozuklukdakine benzer tarzda usandırıcı, kontrol edilemeyen tekrarlayıcı davranışlar olmaktadır. Buna dayanarak bu iki bozukluğun ilişkili olabileceği düşünülmüş, obsesifkompulsif bozuklukta kullanılan ilaçların bazı otistik çocuklarda obsesyonları ve tekrarlayıcı davranışları azalttığı gösterilmiştir. Fakat bu konuda daha çok çalışma yapılması gerekmektedir.Bazı otistik çocuklar aşırı hareketlidir, bu taşkın hareketleri DEHB'ndakine benzer DEHB tedavisinde kullanılan metilfenidat gibi stimulan ilaçların bazı otistik çocuklarda aşırı hareketliliği tedavi ettiği görülmüştür. Bu ilaçlar konvulziyonları ve nörolojik problemi olmayan yüksek işlevli otistik çocuklarda çok etkili olduğu gözlenmiştir. Çoğu otistik çocuk, duyusal sorunlar yaşamakta ve sıklıkla acıya duyarsızdırlar. Bilim adamları fiziksel duyumların geçişini azaltacak veya artıracak ilaçları araştırmaktadırlar. Endorfinler vücut tarafından üretilen doğal ağrı önleyicilerdir. Fakat bazı otistik çocuklarda endorfinler duyuları baskılamaktan çok uzaktır. Bilim adamları endorfinlerinbu etkisini bloke eden maddeleri araştırmaktadırlar, böylece dokunma duyusunun daha normal düzeye getirilmesi amaçlanmaktadır. Az duyu olması bu çocukların bazı davranışlarını artırmaktadır. Eğer acı duyusunu hissedebilselerdi, bu çocuklardaha az olasılıkla kendilerini ısıracak, başını etrafa vuracak veya kendilerine zarar vereceklerdi. Klorpromazin, tiyoridazin, haloperidol önceleri sık kullanılmasına rağmen yan etkiler nedeniyle son dönemlerde tercih edilmemektedir. Magnezyum ile birlikte alınan Vitamin B6'nin beyin aktivitesini nasıl uyardığını araştırmışlardır. Vitamin B6'nın beyin için gerekli olan enzimlerin sentezinde önemlibir role sahip olması nedeniyle, bazı uzmanlar yüksek dozda verilmesinin otistik çocuklarda beyinin aktivitesini teşvik edeceğini ileri sürmektedirler. Buna karşın vitamin çalışmaları sonuçsuz kalmıştır, daha ileri çalışmalar gerekmektedir.

 

Psikoaktif ilaçlarla tedavisi amaçlanan hedef semptomlar şunlardır:

            Hiperaktivite, öfke patlamaları, irritabilite, içe çekilme, stereotipiler, saldırganlık, kendine zarar verici davranışlar, depresyon ve obsesif kompulsif davranışlardır. Hedef semptomlarıntedavisi yaş gruplarına göre farklılık gösterebilir. Erken çocuklukta hiperaktivite, irritabilite ve öfke nöbetleri daha belirginken, ileri çocukluk dönemlerinde agresyon ve kendine zarar verici davranışlar önemli olabilir. Ergenlerde ve erişkinlerde, özellikle yüksek fonksiyonlu olanlarda depresyon veya obsesif kompulsif bozukluk gelişebilir ve bunlarda işlevselliği etkileyebilir. Klinik deneyler, psikoaktif  ilaçların kullanımının bu çocukların eğitimlerini ve verilenleri almalarını kolaylaştırdığını göstermiştir.

 

Nöroleptikler:         

            Bu grup ilaçlardan özellikle haloperidol sistematik olarak çalışılmıştır. Geniş klinik popülasyonda yapılan çalışılmalarda, otistik çocukların haloperidol'den yararlandıkları gösterilmiştir. Haloperidolün ZB veya öğrenme üzerine olumsuz etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Haloperidol vermek sadece agresyon, koopere olamaması, aşırı hareketlilik gibi semptomları azaltmakla kalmaz aynı zamanda otizme ait özgün belirtileri de azaltabilir. Haloperidolün terapötik dozları kişiye göredir: 2-8 yaş arasındaki çocuklarda doz aralığı 0.25-4 mg/gün'dür (0.016-0.184 mg/kg, ortalama 0.05 mg/kg/gün). Haloperidol tedavisinin en önemli dezavantajı tardifdiskinezinin oluşmasıdır. Son yıllarda otizmde hedef semptomların tedavisinde risperidon ve olanzapin gibi atipiknöroleptikler kullanılmaya başlanmıştır. Bu yeni kuşak nöroleptikler detardifdiskinezi riski daha azdır.

 

Fenfluramin:

            Yapılan bir çalışma, otizmde fenfluramin kullanımına büyük bir ilgi oluşturmuştur. Ancak bu bulgular sonradan doğrulanmamış ve fenfluramin öğrenme üzerinde geriletici etkisinin olduğu bulunmuştur.

 

Naltrekson:

            Naltrekson, potentopiatantagonisti olup otizmin ve kendine zarar verici davranışların tedavisinde etkin olduğu belirlenmiştir. Hiperaktiviteyi ve kendine zarar verici davranışları azaltmasına rağmen öğrenme üzerine etkisi gözlenmemiştir. 

 

Klomipramin ve Seçici Serotonin Gerialım Inhibitörleri (SSRI):

            Klomipraminbir serotonin gerialım inhibitörü olan trisiklikantidepresandır. Son zamanlarda otizmin tedavisinde etkinliği araştırılmaktadır. Klomipraminin OKB'nda ve obsesyonsuz tekrarlayıcı davranışların tedavide etkinliği, otizmde sıklıkla gözlenen ritualistik davranışlara da etkili olabilir mi düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Yapılan bir çalışmada ortalama günlük doz olarak 152 mg (4.3 mg/kg) klomipramin kullanıldığında stereotipiler, kompulsiyonlar, ritueller ve kızgınlığın azalması plaseboya üstün bulunmuştur. Fluoksetin ve fluvoksamin gibi SSRI'lar ile yapılan çalışmalarda, özellikle erişkin otistik çocuklarda tekrarlayıcı davranışları azalttığı saptanmıştır.

 

Standart Olmayan Yaklaşımlar

            Bu çocuklara yardımcı olmak için olası birçok denemeler yapılmaktadır. Çoğu anne baba yeni tedavi yaklaşımlarını denemek için aceleci davranmaktadır. Bazı tedaviler ünlü uzmanlar tarafından veya otistik çocuğu olan aileler tarafından geliştirilmiş, henüz bilimsel olarak test edilmemiş, kesin faydası kanıtlanamamıştır. Etkin olduğu gösterilememiş bazı tedavi yaklaşımları şunlardır:

 

Kolaylaştırılmış İletişim (FacilitatedCommunication):

            Konuşmayan çocuğun kollarını ve parmaklarını destekleyici olarak kullanarak, iç düşüncelerini yazabilsin diye klavye kullanılır.

 

Kucak Terapisi (Holding Therapy):

            Çocuk direnç gösterse bile anne-baba çocuğunu uzun süreli kucaklar. Bu tekniği savunanlar; bunun ebeveyn-çocuk arasındaki bağı güçlendirdiğini ileri sürmektedirler. Bazıları ise bunun çocuğun kendi vücut sınırları hakkındaki duyuyu alan beyin bölgelerini uyardığını ileri sürmektedirler. Bunları destekleyecek bilimsel kanıt yoktur.

 

İşitsel Bütünleştirme Eğitimi (Auditory Integration Training. Berard Vs):    

Çocuğun dili anlamasını geliştirmek amacıyla çeşitli sesler dinletilir. Bunu savunanlar, böylece çocuğun çevreden daha dengeli duyusal girdiler almasına yardımcı olduğunu ileri sürerler. Bilimsel olarak test edildiğinde bu yöntemin müzik dinlemekten daha etkin olmadığı gösterilmiştir.

 

Dolman Yöntemi (Delcato Method):

            Bu yöntemde, çocuğun yaşamın erken gelişim dönemlerinde yapamadığı işlemler (sürünme vs.) yapılmaya çalışılır. Bu yöntemi destekleyen bilimsel çalışma yoktur.

 

ANNE- BABALARA ÖNERiLER

 

  • Teşhis ne kadar erken koyulur ve eğitime ne kadar erken başlanırsa o kadar iyisonuç alınmaktadır. Bir çok araştırmacı erken yaştaki müdahalenin özellikle dilgelişiminde ve sosyal davranışlarda geliştirici olduğu konusunda hem fikirdir.Dört yaşına gelmiş ve hiç eğitim görmemiş orta derecede ağır otistik bir çocuğun,sekiz aylık bir bebeğin davranışlarına eşdeğer davrandığı gözlenmiştir. Oysabazı otistik çocukların bebekliklerinde bazı sesleri çıkardığı ama daha sonra bunlarıkaybettikleri bilinmektedir. Anne ve babaların söylediklerinden yola çıkılarakerken dönemdeki bu sosyal iletişim ve dil gelişimi üzerinde dikkatle durulur vegeliştirilmeye çalışılırsa sonraki yaşam için gerekli olan bu özellikler kaybedilmeden geliştirilebilir.
  • Zeka düzeyinin bir otistiğin ileride ne olacağını belirleyen en önemli faktör olduğu düşünülmektedir. Zeka düzeyine, gözlemlerle ve izlenimlerle karar vermekdoğru değildir. Uygun testler yapılmalıdır.
  • Anne karnındayken teşhis edilemediğini, çocuk sahibi olmak isteyip istememe,çocuğa yeterince ilgi göstermeme, eşler arası anlaşmazlıklar gibi etkenlere bağlı olarak ortaya çıkmadığını ve her sosyoekonomik-kültürel seviyede görülebildiğini dikkate alarak anne babaların kendilerini suçlamamaları gerekir.
  • Yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi çocuğun kendisine ve başkalarına zarar verecek davranışlarına engel olunmasıdır. Çocukların saldırgan davranışlarının engellenmesi anne babaların onlarla daha iyi ilişki kurmalarını ve onlara daha çok yakınlaşmalarını sağlar.
  • Otistik bozukluğun tedavisi gerekli eğitim, sosyal ve iletişim becerilerinin kazandırılmasına yöneliktir. Tamamen ortadan kaldırılabilecek bir sorun değildir. Bu nedenle temel tedavi özellikle anne baba tarafından tutarlı ve sürekli olarak eğitimin devam ettirilmesidir. Bir çocuğa uygulanan bir yöntem bir diğeri için geçerli olmayabilir. Biri sese biri kokuya karşı aşırı duyarlı olabilir ve duyulara farklı tepkiler gösteren çocuklara farklı şekilde yaklaşmak gerekir.
  • Anne babaların durumu kabullenmelerinden ve çocuğu için gerekli eğitim şekline karar vermelerinden sonraki adım çocuğu eğitime hazırlamak olmalıdır. Çocuğun eğitime hazır olması eğitimcilere de çocuğa da kolaylık sağlar.
  • Aileler çocuğun eğitimi için ev koşullarındaki fırsatları kolayca değerlendirilebilirler. Sanılanın aksine çocuklara eğitim vermek için özel olarak zaman ayırmaya ve materyal kullanmaya gerek yoktur. Çocuğun daha iyi öğrenmesi için pahalı oyuncak ve materyaller gerekli değildir. Evdeki kavanoz, tencere, kaşık gibi mutfak eşyaları, çorap kazak gibi giysiler, eski dergiler eğitim için kullanılabilir. Çoraplar renklerine göre eşleştirme, kaşıklar sayı sayma, resimler adlandırma yada öykü anlatma şeklinde değerlendirilebilir. Evde yapılabilecek her şey çocuğun çevresiyle ilgili daha fazla bilgi edinmesine yönelik olarak kullanılabilir. Lambaların düğmesine basarken, masayı hazırlarken ya da yatağı düzeltirken yapılan işleri çocuğun düzeyine uygun bir şekilde anlatmak etkili olabilir. Çocuğun verilen sorumlulukları hemen yerine getirmesi beklenmeden, sabırla ve gerekli destekle başarılı olmasına yardımcı olunabileceği unutulmamalıdır. Ev ortamındaki etkinlikler hem çocuk hem de aile bireyleri için zevk verici olmalıdır.
  • Tedavi sürecinin uzun olması ve otistik çocuklarla iletişim kurmanın güç olması nedeniyle anne babalar kendilerine yönelik olan aile terapilerine de önem vermelidirler.
  • Otistik çocukları dünyayla ilişki içinde tutmak, onları dışlanmaya bırakmamak çok önemlidir. Yalnızca oturup, ileri geri sallanarak avucundan kumun kayışını izleyerek dünyayı kendi dışında bir yere alıp, orada kilitli tutmasına izin verilmemelidir.Toplumdan soyutlanmamalı ve normal bir yaşam sürdürebilmesi için diğer çocuklar gibi onlarla da alış verişe çıkılmalı, parka gidilmeli, eş dost ziyaretinde bulunulmalıdır.
  • Bu çocuklara özel bir yaklaşım gerekmesine rağmen tüm çocuklar gibi otistik çocuklarda kendilerine sevgi gösterildiğini yada yanlış bir davranışta bulunduklarında kızıldığını anlayabilirler. Onlara normal davranılması, konuşmasalar da onlarla konuşulması normalin ne olduğunu anlamalarına yardımcı olacaktır.
  • Bu çocukların çevredeki kişiler tarafından uyarılmaya gereksinimleri vardır vebunu sağlamanın en iyi yolu çocukla birlikteyken konuşmak ve dinlemesine yardımcı olmaktır.
  • Çocuğun etkinliği sürdürmesinde ısrar etmek başarısızlığa neden olabilir. Bu nedenleçocukla çalışırken süre ve çalışma açısından zamanın iyi ayarlanması gerekmektedir.Evde yapılan etkinliklerde çocuk zamanla tek başına hareket edebilir,istek ve gereksinimlerini tek başına karşılayabilir hale gelmelidir. Bağımsız olma çocuğun kendine güven duymasına ve diğerleriyle birlikte yaşayabilme becerisini kazanabilmesine yardımcı olacaktır.
  • Çocuğun başarılarının her zaman övülmesi bir sonraki adımı daha istekle atabilmesini sağlamaktadır. Ancak övgülerin gerçek durumlar için kullanılması çokönemlidir. Bu çocuğun kendisinden beklenileni doğru olarak yaptığını anlayabilmesine yardımcı olacaktır.
  • Çocuğun eğitimine başlanmadan önce eğitim göreceği çevreyi ve kişileri tanımasıgerekir. Bazı çocuklar için evden ayrılmak son derece kaygı verici olabilir. Bu kaygının azaltılabilmesi için önceleri kısa sürelerle okula gidilmesi ve çocuğun ortama alışıp çevreye ve kişilere iyice alıştıktan, güvende olduğunu hissettikten sonra eğitime başlaması yararlı olacaktır. Sınıf ortamına alışma süresi bazı çocuklarda çok kısa bazılarında ise daha uzun olabilmektedir. Özellikle küçük yaş çocuklarda ve aile bireyleri dışında hiç kimseyle sosyal ilişkisi bulunmayan çocuklarda bu süre uzayabilmektedir.
  • Çocuğunuzun kendini daha iyi ve mutlu hissedebilmesi için yaşam kalitesini yükseltmeye çalışınız.
  • Çocuğunuzun eğitimine çocuğunuzu tanıyarak başlayın. Neyi sever? Neyi sevmez?Neler ister? Neye ihtiyacı var? Nerede ve kimlerin yanında olumlu davranışlar sergiler? Neler yapabilir? Hangi konularda daha başarılı? gibi sorulara cevap bulmak için günlük tutmanız yararlı olacaktır.
  • Her dakikanızı çocuğunuza ayırmanız mümkün değildir. Ona ayırdığınız zamanları en iyi şekilde geçirmeye çalışınız.
  • Çevresindeki çocukların, çocuğunuzla alay etmelerine, zarar vermelerine izin vermeyiniz. Çocuğunuzu kabul etmelerine ve anlamalarını sağlamaya çalışın.
  • Çocuğunuzun bir gününü düzenli bir şekilde geçirmesini sağlayınız. Çocuğunuziçinde bulunduğu günde neler yapacağını önceden bilsin. Mecbur kalmadıkça ani değişikliklere gitmeyiniz. Eğer mecbur kalırsanız çocuğunuzu değişikliğe hazırlayınız.
  • Çocuğunuz ile yapacağınız faaliyetler seviye olarak daha küçük çocuklara uygun olabilir. Bu durum sizi rahatsız etmesin. Çocuğunuzun gelişimini dikkate alınız.
  • Çevresindeki diğer yetişkinleri çocuğunuza sabırlı, sevecen ve hoşgörülü davranmaları için teşvik ediniz.
  • Aile bireyleri çocuğa yardım ederken her şeyi aynı şekilde yapmalıdır. Tutarlı davranmak çocuğun gelişiminde çok önemlidir.
  • Çocuğunuzla beraber bir etkinlik yaptığınızda onunla konuşmayı unutmayınız.
  • Çocuğunuzla günlük rutinlerde (banyo yapma, giyinme, yemek zamanı vb.) meydana gelen fiziksel temasları kullanınız. Bu aktivitelerde aceleci olmayınız, çocuğunuzun saçları ve yüzü ile oynayınız.
  • Çocuğunuzun dünyasına girmeye çalışınız. Sık sık kendi varlığınızı belli ediniz.
  • Uzun ve yoğun oturumlar yerine kısa sık oturumlar tercih ediniz.
  • Yüksek sesle ve heyecanlı konuşmalardan kaçınınız. Kendinizi sinirli hissettiğinizde çocuğunuzla temas kurmada ısrar etmeyiniz. Nazik ve yavaş hareket ediniz.Fazla hareketli olmak yerine doğal olunuz.
  • Çocuğunuzla yaptığınız faaliyetlerde yerde diz üstü durarak veya oturarak onun seviyesine ininiz. Masada çalışırken çocuğunuzla aynı mesafede oturmaya çalışınız.
  • Çocuğunuz dokunulmaktan hoşlandığını belli etmese bile ona sık sık dokununuz.
  • Çocuğunuzla evde geçirdiğiniz zamanlarda çeşitli hareketler (sallanma, dans etme,havaya kaldırma, yere indirme vb.) kullanınız. Bunları yaparken durun ve yeniden yapın. Çocuğunuz yaptığınız hareketlere karşı çıkarsa veya hoşlanmadığını belirtirse daha sonra denemek üzere bırakınız.
  • Çocuğunuz ile sarılma içeren oyunlar oynayınız. Bu oyunları oynarken sizde zevk almaya çalışınız.
  • Çocuğunuz sizinle ilgilenmese bile onu görmezlikten gelmeyiniz. Size yaklaştığındaveya yanınıza oturduğunda sizin varlığınızın farkındaymış gibi davranınız.
  • Onun yanında olmanızı kabul edinceye kadar yaklaşınız ve sadece birkaç saniye için de olsa yanında durarak iletişim kurmaya çalışınız.
  • Çocuğunuz odaya girdiğinde veya odadan çıktığında onun dikkatini çekmeye çalışınız.Odaya girince yanına gidiniz, adını söyleyiniz ve ona dokununuz. Odadan çıktığında ise el sallayarak “bay bay” deyiniz. Çocuğunuz bunlara tepki vermese bile bu hareketleri düzenli olarak yapınız.
  • Sevgi dolu bir şekilde dokununuz. Onu okşayın ve sarılın.
  • Çocuğunuza dokunurken dokunuşlarınız belirgin olmalı. Çocuğunuz hafif dokunuşlardansa belirgin dokunuşlara daha iyi tepki verebilir.
  • Çocuğunuz oyun oynadığı zamanlar onun yanında oyuncakları ile meşgul olunuz.Onunla birlikte oyuncaklarına dokununuz.
  • Arada bir çocuğunuzun elini tutarak sarılmak için kendinize doğru çekiniz; bu hareketi kabul ettikten sonra sadece elini tutarak size sarılmayı ona bırakınız.
  • Çocuğunuzdan memnun olduğunuzu ona belirtmeye çalışınız.
  • Çocuğunuzun başka insanlarla ilgilendiğini hissettiğinizde onların da sevecen tepkiler vermesini sağlamaya çalışınız.
  • Çocuğunuzu kaldırmadan önce yanak, kol veya ellerine hafifçe dokununuz.
  • Doğal olarak insanlarla iletişim kurmaları için fırsatlar yaratınız. Bu konuda sabırlı olunuz.
  • Elini sallayarak “bay bay” yapmasını öğretiniz. Kaldırılmak veya sallanmak istediği zamanlar kollarını kaldırmasını öğretiniz.
  • Çocuğunuz başarabildiği zaman mesaj götürme, basit işler yapma ve basit talimatlara uyma davranışları geliştiriniz.
  • Çocuğunuzun bazı durumlarda acı çekip çekmediğini anlamaya çalışınız. Çocuğunuzunacı çektiğini düşündüğünüz zaman o bunu belli etmese bile acı çekiyormuş gibi davranınız. Ona sarılarak teselli etmeye çalışınız.
  • Evin içerisinde çocuğa zarar verebilecek (soba, piriz, elektrikli ev aletleri, kalorifer peteği gibi) tehlikeli nesnelere dikkat ediniz.
  • Çocuğunuz eve gelen misafirlere uygunsuz davranışlarda bulunduğu zamanlar bu olumsuz davranışlarını hoş karşılamayı deneyerek yaptığı davranışlara alternatif davranışlar geliştiriniz. Gelen misafirin uygunsuz bir yerine dokunmasına alternatif olarak yanağına dokunmasını sağlamaya çalışınız. Böyle bir durumda utanıp sinirlenmek yerine çocuğunuza neyi, nasıl ve ne zaman yapıp yapmamasını anlatarak ve göstererek öğretmeye çalışınız.
  • Çocuğunuz misafirler varken olumsuz davranışlar gösterirse dikkatini başka birnesneye yönlendirmeye çalışınız (Sevdiği bir oyuncağı verebilirsiniz).
  • Evinize gelecek insanlara otistik çocuğunuz olduğunu önceden söyleyiniz.
  • Çocuğunuz uygun olmayan bir ortamda size çok fazla yaklaştığında, yavaşça ve sinirlenmeden geri çekilin.
  • Çocuğunuz arkanıza yaklaştığında veya dizlerinize sarıldığında başınızı çevirip gülümseyerek merhaba deyiniz. Bunu birkaç defa yaptıktan sonra çocuğunuza dönere konunla göz ilişkisi kurmaya çalışınız.
  • Çocuğunuzla görme, işitme ve dokunma duyularını kullanarak temas kurmaya çalışınız.
  • Size bakmasını istediğinizde tam önüne geçerek onunla aynı seviyeye geliniz. Daha sonra adını söyleyerek “bana bak” deyiniz.
  • Vücudun belli bölümlerinin (el, kulak, burun vb.) adlarını söyleyerek size göstermesini sağlamaya çalışınız. Vücut bölümlerini içeren şarkılar ve oyunlardan faydalanabilirsiniz.
  • Çocuğunuzu bakma, dinleme ve dokunmaya teşvik eden oyunlar oynamaya çalışınız(Banyo zamanı bu tür oyunlar için çok uygundur). Ellerinden tutarak size dokunmasını sağlayınız. Size dokunduğunda ilginç sesler (bibip gibi) çıkararak veya hareketler yaparak (dudağınıza dokunduğunuzda ağzınızın açıp kapatınız) ilgisini çekmeye çalışınız.
  • Sizin farkınızda olmasını ve yüzünüze bakmasını teşvik etmek için onunla aynı seviyedeoturarak göz ilişkisi kurmaya çalışınız. Bunu yaparken çocuğun hoşlandığı ve ilgilendiği nesneleri gözlerinize yakın tutarak size bakmasını sağlayabilirsiniz.
  • Çocuğunuzun dikkatini çeken nesnelere veya giysilere baktığını fark ettiğinizde onu elinize alarak göz ilişkisi kurmak için başınızı çocuğunuza doğru çeviriniz.
  • Çocuğunuzla göz ilişkisi kurmak için başınıza ilginç bir şapka takmayı deneyebilirsiniz.
  • Sabun ile baloncuklar yaparak çocuğunuzun baloncukların havaya uçup patlayıncayakadar seyretmesini teşvik ediniz. Bunu yaparken baloncukları kullanarak göz ilişkisi kurmaya çalışınız.
  • Çocuğunuzun bir nesneye baktığını fark ettiğinizde o nesneye yaklaşarak nesnehakkında konuşmaya bunu yaparken de çocuğunuzun gözlerine bakmaya çalışınız.
  • Çocuğunuzla oynarken göz ilişkisi kurmaya çalışınız. Bunu yaparken oyunu durdurunve size bakmasını bekleyin. Size bakarsa oyuna devam ediniz.
  • Çocuğunuz gözünü kırpmadan uzun süre size bakarsa ona sürekli bakmak yerine arada bir bakınız.
  • Çocuğunuzun dikkatini çekmek için eline, koluna veya omzuna dokununuz. Önceelinize bir şey saklayınız, sonra elinizi açarak sakladığınız nesneyi çocuğunuza gösteriniz.
  • Çocuğunuza jestler ile duygular arasındaki ilişkiyi göstererek anlatmaya çalışınız.
  • Kitaplara veya resimlere birlikte bakınız. Bunu yaparken “mutlu bir yüz bulalımmı?” veya “hangisi kızgın?” gibi sorular sorunuz.
  • Dergilerden insan yüzleri kesip, mutlu insanlar koleksiyonu yapıp bunu duvara asınız.
  • Çocuğunuzun dikkatini toplaması amacı ile uyarıcılar kullanınız (“dinle” için kulağına,“bak” için yanağına dokununuz).
  • Çocuğunuzla konuşmaya başladığınızda adını söyleyiniz ve dikkatini en iyi şekilde toplayabilene kadar bekleyiniz.
  • Çocuğunuzla çalışırken veya oynarken onun dikkatini dağıtacak etkenleri en aza indirmeye çalışınız.
  • Günlük işlerinizi yaparken çocuğunuzla konuşunuz veya şarkı söyleyiniz. Çocuğunuzunbildiği şarkılar veya cümleler kullanmanız daha iyi olacaktır.
  • Çocuğunuzu farklı gürültü seviyeleri ve ses tonları ile tanıştırınız.
  • Evde bulunan eşyalar ile (çatal, tencere kapağı gibi) müzik veya ritimler oluşturmaya çalışınız. Bunu yaparken çocuğunuzun katılımını teşvik etmeye çalışınız.
  • Sizinle iletişim kurmasını teşvik etmek için onunla beraber yaptığınız faaliyetlerle ilgili şarkılar söyleyiniz.
  •  Çocuğunuzun hareket etmeden oturmasını isteyiniz. Bunu yaparken size baksın ve sizi dinlesin. Bu durum ilk başlarda çok kısa sürebilir. Birlikte hikaye dinleyerek bu süreyi arttırabilirsiniz.
  • Bir ses çocuğunuzu rahatsız ediyorsa sesi durdurmaya ve çocuğunuzu rahatlatmaya çalışınız. Gerekirse onu başka bir yere götürünüz. Eğer ses çıkarma zorunluise (elektrik süpürgesi gibi) sesin başlayacağını çocuğunuza söyleyiniz.Çocuğunuzun sevmediği sese alışması için o sesin daha yumuşak halini kullanabilirsiniz.
  • Çocuğunuza gösterdiğiniz ilgi ve övgülerinizin direkt olarak “o an” yaptığı davranışlar ile bağlantılı olmasına dikkat ediniz.
  • Kendi varlığınızı daha iyi belli etmek için onun ilgisini çeken şeyleri kendiniz yaparakona yaklaşınız ve dikkatini çekmeye çalışınız.
  • Beraber yürüyüşe çıktığınızda ona bir şeyler (özellikle dokunabileceği şeyler)göstererek onun hakkında konuşmaya çalışınız.
  • Çocuğunuz önünde bir oyuncakla duruyorsa, size gösteriyor veya veriyormuş gibidavranınız. Oyuncağa bakınız veya elinde tutunuz. İlgi göstererek ve tekrar geri vermeden önce oyuncak hakkında konuşunuz. Oyuncakla birlikte çocuğunuz size bir mesaj vermeye çalışabilir. Bu durumu anlamaya çalışınız.
  • Çocuğunuzun bir şeyle ilgilendiğini fark ettiğinizde, bakışlarını takip ederek kendisineilgi gösteriniz. Onunla bir şey paylaştığınızı hissettiriniz.
  • Çocuğunuzun jest kullanmasını veya bir nesneyi eliyle göstermesini sağlamaya çalışınız. Bir nesneye beraber bakın ve o nesne nerede diye sorun. Nesneyi göstermesi için ilk başlarda elinden hafifçe- tutarak nesneye doğru yönlendirin.
  • Çocuğunuz hazır olduğunda birlikte yaptıklarınızı başka kişilere göstermeyi deneyiniz. Çocuğunuz resim veya benzeri bir aktivite yaptığında onu başkalarına göstermesini sağlayınız.
  • Çocuğunuza istediğiniz bir nesneyi nasıl verebileceğini öğretiniz. Bunun için istediğiniznesneyi çocuğun eline almasını sağlayarak bileğini hafifçe tutunuz ve elinikendinize doğru çekiniz. Bu çalışma sırasında çocuğunuzun ilgisini çeken nesneler kullanınız.
  • Çocuğunuzla beraber oynadığınız oyunlara zamanla başka çocukların katılmasını sağlayınız.
  • Çocuğunuzun sevdiği, sizin sevdiğiniz ve babanın/annenin sevdiği nesnelerden bahsediniz.
  • Çocuğunuzun oynadığı oyunlara olduğunuz yerden soru sorarak tepki veriniz.
  • Çocuğunuzun bir şey yaptığını veya bir ses çıkardığını fark ettiğinizde onu taklit ediniz. Bunu yaparken çocuğunuzla alay etmemeye özen göstererek ilgisini paylaşınız.
  • Çocuğunuzun istediği şeyleri size göstermesini destekleyiniz. Sizi istediği nesneye doğru götürmesine veya o nesneyi eline alarak göstermesini sağlayınız.
  • Sizinle oynamayı kabul ettiği zaman oyuna yeni bir şeyler katınız. Örneğin iki lego ile oynuyorsanız oyuna üçüncü bir Lego katınız.
  • Çocuğunuzla oyun oynamaya sessiz sakin oyunlar oynayarak başlayınız. İlk önce oyuna seyirci olarak katılınız. Çocuğunuz bunu kabul ettikten sonra oyun oynamaya başlayınız.
  • Çocuğunuzla oyun oynarken size tepki vermesi için ona süre tanıyınız.
  • Çocuğunuz ile kucak oyunları oynayınız. İlk başlarda sırtı size doğru olarak onun sevdiği oyunları, sevdiği şarkılar eşliğinde oynayınız. Daha sonra aynı oyunları kendinize doğru oturtarak oynayınız.
  • Çocuğunuza dokunarak hareketlerini yönlendirebilirsiniz. Örneğin çocuğunuzun ellerini alıp kendi elleriniz içinde nasıl hareket edeceğini gösteriniz.
  • Çocuğunuzun eline kum veya su dökerek ve onun da sizin elinize kum veya sudökmesini sağlayacak şekilde oyunlar oynayınız.
  • Çocuğunuz ile oyuna başlarken şarkı söyleyerek öne arkaya veya ileri geri sallanarak tempo tutunuz. Oynarken yüz yüze gelmeye dikkat ediniz.
  • Yüzünüze yakın bir müzik aleti veya hareket eden bir oyuncak tutarak çocuğunu zile göz teması kurunuz.
  • Çocuğunuz ile yuvarlanma veya kovalama oyunları oynayarak beklemeyi öğretmeye çalışınız. Beklemeyi öğretirken oyunda durarak belli bir süre bekleyerek yeniden oyuna başlayınız.
  • Çocuğunuzun yüzüne, saçına ya da ellerine üfleyerek onun kendi vücudunu keşfetmesini sağlayınız.
  • Çocuğunuzla oynadığınız oyunlarda kendi hızını kontrol etmesini sağlamaya çalışınız.
  • Çocuğunuza oyun veya oyuncak seçme hakkında fırsatlar vererek onun seçiminekatılınız. Önceleri seçeceği oyuncakları sınırlı sayıda tutunuz, daha sonra oyuncak sayısını arttırınız. Oyuncaklara uzanarak, dokunarak ya da işaret ederek seçmesine izin veriniz.
  • Çocuğunuz ile aranıza büyük bir top alarak ileri geri sallanınız. Onu bir salıncakta sallayınız.
  • Çocuğunuz ile en az üç kişinin gerekli olduğu oyunlar oynayarak onun diğer çocuklarla iletişim kurmasını sağlamaya çalışınız.
  • Çocuğunuzun size ya da başka insanlara bakmasını sağlamak için fotoğraf, aynaya da maske kullanınız.
  • Yaptığınız aktiviteleri basamaklara ayırarak çocuğunuza gösteriniz.
  • Anlattığınız şeylerde çocuğunuzun ilgisini çekmek için saklama ve bulma oyunları oynayınız.
  • Çocuğunuz işaretlerin anlamlarını öğrendiğinde, bahsettiğiniz nesneleri işaretederek gösteriniz.
  • Çocuğunuz ile konuştuğunuzda hangi nesneden bahsettiğinizi çocuğunuzun bildiğinden emin olunuz. Bahsettiğiniz nesnenin üzerine işaret koyarak çocuğunuzun dikkatini çekmeye çalışınız.
  • Belirli bir nesne, hareket ya da olaydan bahsederken her seferinde aynı cümleyi kullanınız. Söylediğiniz cümleleri basit düzeyde tutunuz.
  • Çocuğunuza bir nesneyi diğer insanlara nasıl göstereceğini öğretiniz. Bunun içinilk başlarda elini tutarak göstermek istediği nesneye doğru yönlendiriniz.
  • Çocuğunuz bir nesneye doğru sizi sürüklediğinde o nesneyi istediğini anlatmaya çalıştığını düşününüz. Çocuğunuza istediği nesneyi vermeden önce size bakmasını veya sizin farkında olduğunu belirten bir tepki vermesini sağlamaya çalışınız.
  • Çocuğunuz ile etkinlikler yaparken onun isteklerini cümle olarak söyleyiniz. Örneğin;çocuğunuzun ismini söyleyerek “.......şeker istiyorsun” cümlesini kullanınız.
  • Çocuğunuzun ne istediğini size gösterebilmesi için nesnelerin yerlerini değiştirmeyiniz.Böylece çocuğunuz ne istediğini o nesneyi size göstererek ifade edecektir.
  • Çocuğunuza işaret etmeyi öğretirken onun ilgisini çeken şeylerle başlayınız.
  • Çocuğunuzun işaret parmağını tanıması ve ayırması için telefon numarası çevirme,parmak boya veya kumda resim yapma aktivitelerinden faydalanabilirsiniz.
  • Çocuğunuz bir nesneye uzanarak onu size göstermeye çalıştığında parmağından tutarak o nesneye dokunmasını sağlayınız.
  • Çocuğunuzun en sevdiği oyuncağı ulaşamayacağı bir yere koyarak ona uzandığında oyuncağa doğru işaret etmesi için çocuğunuzun işaret parmağını yönlendiriniz.
  • Çocuğunuz istediği nesneyi sizin almanızı beklerken size baktığında taklit etmesiiçin daha çok sözlü dil kullanınız. O nesnenin ismini söyleyiniz.
  • Çocuğunuz ile nesneleri işaret etmeyi içeren oyunlar oynamaya çalışınız.
  • Çocuğunuza nesneleri işaret etmeyi öğretirken önce dokunabileceği nesnelerden başlayınız. Daha sonra dokunamayacağı (havada giden uçak gibi) uzaktaki nesneleri işaret etmeyi öğretiniz.
  • Çocuğunuza sözcükleri öğretmeye onun ilgisini çeken nesnelerle başlayınız.
  • Çocuğunuza yeni bir nesne ismi öğretirken o nesnenin rengi, büyüklüğü, küçüklüğü,uzunluğu, kısalığı vb. gibi özelliklerinden bahsediniz.
  • Çocuğunuz bir nesneyi isterken, o nesnenin adını söyleyerek çocuğunuzun bunu taklit etmesini sağlayınız.
  • Çocuğunuzun bir çok durumda kullanabileceği “daha fazla” sözcüğünü öğretmek için verdiğiniz bir içeceği ya da yiyeceği ona verirken daha fazla istiyorsun deyiniz. Örneğin; çocuğunuz su içerken bardağındaki su bitince, tekrar su istediğinde“daha fazla su istiyorsun” cümlesini kullanınız.
  • Çocuğunuza istemediği şeylere “hayır” demesini öğretiniz. Örneğin bir şeyi istemediğinde bunu tekrarlaması için '”hayır” deyiniz. Mümkün olduğunca çocuğunuzu“hayır”larını kabul etmeye çalışınız.
  • Çocuğunuz size bir şeyler söylediğinde ona mutlaka cevap veriniz. Bunu yaparken size bir şeyler anlatmaya çalışıyormuş olduğunu düşünerek davranınız. Çocuğunuz bir sözcüğü tam olarak söylemese bile ona cevap veriniz ve memnuniyetinizi belirtiniz. Örneğin; “öpek” derse, siz de “evet köpek” deyiniz.
  • Çocuğunuzun diğer çocuklardan bir şeyleri nasıl isteyebileceğini göstererek öğretiniz.
  • Zaman zaman çocuğunuzun bir şeyler isteme ihtiyacı hissedeceği ortamlar oluşturmaya çalışınız.
  • Çocuğunuz bir nesneyi adlandırdığında sizinle konuşuyormuş gibi cevap vererek,o nesneyi kaldırıp aranızda tutunuz böylece sizin yüzünüzü görebilmesini sağlamış olursunuz.
  • Çocuğunuz yakında ya da görünürde olmayan bir nesneyi adlandırdığında sizden o nesneyi istiyormuş gibi cevap vererek, adlandırdığı nesneyi çocuğunuza veriniz.
  • Çocuğunuza sözcük öğretirken ilk başlarda “zıpla”, “koş”, “al”, “ver” gibi oyunoynaması için kullanması gereken sözcükler öğretiniz.
  • Çocuğunuzun, insanların söylediklerine cevap verdiği durumlara dikkat ederek daha sonra aynı sözcükleri benzer durumlarda kullanmaya çalışınız.Çok sık meydana gelen durumlar hakkında tüm aile bireylerinin aynı cümleleri kullanmasını sağlayınız. Bu cümleleri sadece gerçekten anlamlı olduğu zamanlarda kullanınız.
  • Çocuğunuzun dikkatini çekebilmek için söylediğiniz cümlenin başında onun adını söyleyiniz. Çünkü konuşmaya başlamadan önce çocuğunuzun dikkatini çekmeniz gerekir.
  • Çocuğunuza neler yapacağınızı göstermek için nesneler kullanınız. Örneğin; tabağıgöstererek “yemek vakti” deyiniz. Kullandığınız nesneleri her zaman aynı şekilde kullanmaya dikkat ediniz.
  • Çocuğunuzla iletişimde kullandığınız dili basit tutunuz. Yapacağınız şeyleri mümkünse göstererek yapınız.
  • Çocuğunuz diğer insanlarla oynarken yönergeleri daha iyi anlaması için bir arkadaşının ona yardım etmesini sağlamaya çalışınız.
  • Çocuğunuza bir soru sorduğunuzda cevaplaması için ya da istediğiniz bir şeyiyapması için ona mutlaka süre tanıyınız.
  • Çocuğunuzla iletişim kurarken el kol hareketleri yaparak ya da bahsettiğiniz şeyi göstererek konuşmaya çalışınız. Bunu yaparken fotoğraflardan da yararlanabilirsiniz.
  • Bir olay yaşadığınızda o olay hakkında çocuğunuzla konuşunuz. Konuşurken çoksoru sormaktan kaçınarak yorum yapmaya çalışınız. Unutmayınız ki çok fazla soru sormanız bazen çocuğunuzun ekolali yapmasına neden olur.
  • Çocuğunuzun ekolali yapmasını yararlı cümleler öğretmek için kullanmaya çalışınız.
  • Çocuğunuza dikkat çekmek, yardım istemek ya da yapmak istediği bir şeyi yapması için kullanabileceği sözcükler öğretiniz.
  • Çocuğunuza selam verirken sadece “merhaba” deyiniz. Böylece söylediğinizi aynı şekilde tekrar etse bile sözcüğü doğru kullanmış olur.
  • Çocuğunuza farklı durumlarda kullanabileceği yeni sözcükler ve cümleler öğretmekiçin çocuğunuzun ilgili olduğu veya bir şey istediği zamanları seçiniz.
  • Çocuğunuz bir şey istediğinde daha önceden bildiği sözcüklerle birlikte mümkün olduğunca “istiyorum” sözcüğünü kullanmasını sağlamaya çalışınız. Örneğin; “yemek istiyorum”, “balon istiyorum” gibi.
  • Çocuğunuz sizden yardım istediğinde “bana yardım et” cümlesini kullanmasını öğretmeye çalışınız.
  • Çocuğunuz bir şey istemediğinde ona “istemiyorum” demeyi öğretiniz. İstemediği şeylere “istemiyorum” demesine saygı gösteriniz.
  • Çocuğunuzun sizi taklit edebilmesi için sizi model olarak iyi gözlemesi gerekmektedir.Sizi iyice dinlediğine emin olduğunuzda, taklit etmesi için istediğiniz bir cümleyi öğretiniz.
  • Çocuğunuzun hazır olduğunu düşündüğünüzde daha uzun cümleler öğretmeyideneyiniz. Eğer bunu öğrenmek istemezse daha sonraya erteleyiniz.
  • Çocuğunuzu üzecek ya da kafasını karıştırabilecek cümleler kullanmaktan kaçınınız.
  • Çocuğunuzdan ne yapmasını istediğinizi kesin ve anlaşılır bir şekilde söyleyiniz.Ondan ne istediğinizi anlaması için el kol hareketlerinden faydalanınız.
  • Çocuğunuz onunla konuştuğunuzda ya da oynadığınızda size bakmıyorsa bakmasını hatırlatmak için “bak” deyiniz.
  • Çocuğunuzun konuşanın sözünü kesmemesi ve sırasını beklemesini öğretmek için nesneler kullanınız. Örneğin; bir kalem alarak bunu konuşan kişiye veriniz,konuşması biten kalemi konuşma sırası gelene versin.
  • Eğer çocuğunuz konuşulan konu hakkında konuşmuyorsa ya da konuyu değiştiriyorsa onu uyarınız.
  • Çocuğunuzun diğer insanlarla gün içerisinde konuşması için ona fırsatlar hazırlayınız.
  • Diğer çocukların ve yetişkinlerin çocuğunuzla konuşma başlatmasını sağlamaya çalışınız.
  • Çocuğunuzu konuştuğu kişiye bakması için uyarınız.
  • Belirli zamanlarda çocuğunuzun ilgi duyduğu bir durum hakkında sizinle konuşmasına fırsat tanıyınız.
  • Çocuğunuzla oyun oynarken aranızda oyuncak alışverişi geçmesini sağlayınız.
  • Çocuğunuza paylaşmayı öğretmeye çalışınız. Bunun için çocuğunuzun sevdiği biroyuncağın aynısını alarak onunla oyun oynayınız daha sonra birini kaldırarak aynınesne ile sırasıyla oynamayı deneyiniz. İlk başlarda çocuğunuzun sırası sizinkinden çok daha uzun olmalı.
  • Çocuğunuz sizinle oynamaktan keyif almaya başladığında oynadığınız oyuncağıbir başka oyuncak ile değiştirerek yeni oyunlar oynamaya çalışınız.
  • Çocuğunuzun takıntılarını yenebilmesi için ilk başlarda onun takıntılarına katılınız.Daha sonra çocuğunuzun takıntılı olduğu nesneyi farklı şekillerde kullanmasınıöğretmeye çalışınız. Örneğin, sürekli ipi sallayan çocuğun, ipi makaraya sarabilmesini öğretmek gibi.
  • Çocuğunuzun sevdiği bir oyun ile ya da onun ilgisini çeken bir nesne ile oynayaraksize katılmasını sağlamaya çalışınız. Size katıldığı zaman farklı oyunlar oynamaya çalışınız.
  • Çocuğunuz sizi taklit ettiği zamanlarda sizin onu taklit edebileceğiniz oyunlar oynamaya çalışınız. Birbirinizi taklit ederek yeni oyunlar oluşturabilirsiniz.
  • Çocuğunuzla belirli aktiviteleri belirli yerlerde yaparak çocuğunuzun çevresinidaha iyi kavramasına yardımcı olunuz.
  • Çocuğunuzla konuşurken bir sonra neyin olacağını söyleyiniz. Örneğin; “ilk önceeve gideceğiz, sonra yemek yiyeceğiz” diyebilirsiniz.
  • Çocuğunuzun ellerini sallama davranışını bırakması için ilgisini çeken nesneler veaktivitelerden faydalanabilirsiniz. Bu davranıştan vazgeçirmeye çalışırken sözcüklerdenyararlanabilir ve ona dokunmayı kullanabilirsiniz. Bazı çocuklar elleri ileyapabilecekleri bir şeyin verilmesi durumunda ellerini sallamayı bırakmaktadırlar.Örneğin çanta taşımak gibi.
  • Çocuğunuzu aşırı derecede korumayın. Yapabileceği işleri yapmasını sabırla bekleyin.
  • Unutmayın ki siz her zaman yanında olmayabilirsiniz.
  • Çocuğa bakmak yalnızca onun yeme, içme, giyinme, barınma gibi gereksinimlerinikarşılamak değildir. Onun sosyal, duygusal kültürel gereksinmelerini karşılanması gerektiğini unutmayın.
  • Çocuğunuzun zihinsel yetersizliği nedeniyle yeteneklerinin sınırlı, yaşıtlarındangeri olduğunu unutup, ondan yapamayacağı şeyleri beklemeyin.
  • Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın. Normal gelişim gösteren çocuklarınızı yetiştirirken yaptığınız davranışları bu çocuğunuzda uzun süreli, daha sabırla uygulamak zorundasınız.
  • Çocuğunuzu sevme, beğenilme, övgü gibi gereksinimleri olduğunu unutmayın.
  • Başarılı olduğu işler için ödüllendirin.
  • Çocuğunuzun eğitim ve öğretimine erken yaşta başlayın.
  • Öğrettiklerinizi sık sık tekrarlayın. Öğrenemediğini görünce ısrar etmeyin fakataradan zaman geçtikten sora sabırla aynı işlemleri yapmaya ve yaptırmaya çalışın.
  • Eğitimde Amaç yeni bir davranış kazandırma ya da davranış değiştirmedir. Bu sebeple özel gereksinimli çocukta da neyi amaçladığımız öncelikle çok iyi belirlenmelidir. Eğer yeni bir davranış kazandırılması gerekiyorsa onun için gerekli alt yapınınhazır olup olmadığı o bilgi veya becerinin varlığı araştırılmalıdır. Yani, çocukbir bütün olarak tanınmalıdır. Eğer davranış değişikliği hedefleniyorsa buna çok iyi karar verilmelidir. Çünkü kazanılmış davranışın yerine yenisini koyma çok daha karmaşık zihinsel faaliyetler gerektirdiğinden bazen işleri daha karmaşık içinden çıkılmaz bir hale sokabilir. Mevcut kazanılmış davranışın sakıncaları, yeni davranışın kazandırdıkları birlikte değerlendirilmelidir.
  • Belirlenen hedefin kazanılmasını sağlayacak en uygun ve canlı öğrenme yaşantıları sağlanmalı, soru ve yardımlarla doğru cevaba ulaşması sağlanmalı, yeterince tekrarlar yapılarak verdiği cevabın doğru olduğunu kendisi de anlamalı bu konularda eğitimci ödüllendirme yolu ile doğru cevapların pekiştirilmesini sağlamalıdır.
  • Çocuğa kazandırılacak davranışlar çocuğun zihinsel ve fiziksel yetileri dikkate alınarakseçilmesi gerekir. Basit yaşantılar sıkıcı olurken zor hedefler de çocukta başarısızlık ve cesaretsizlik duygusunu pekiştirir.
  • Çocuğun öğrendiklerini benzer alanlarda da kullanmasına, hatırlayıp transferyapmasına ortam hazırlamalı ve beceriler arasındaki ilişki çocuğa hatırlatılmalıdır.Kavanoz kapağını açan çocuk diş macunu ve şurup şişesinin kapağını açabileceği gibi...
  • Model olma öğretimi kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle eğitimci her konuda model olmalıdır.
  • Ödüllendirme çocuğun davranışı kazanmasını ve istenen davranışı tekrarlamasınıkolaylaştırır. Özellikle maddi ödül çok daha etkilidir.
  • Eğitim sırasında göz ilişkisi kurma ve dinleme çocuğun kendine güven duymasını sağlar.
  • Eğitimin sonunda mutlaka değerlendirme yapılmalı ve programın geliştirilmesindeve yeniden düzenlenmesinde değerlendirme verilerinden yararlanmalıdır.
  • Özel gereksinimli çocuğun küçük yaşta normallerle kaynaştırılma çalışmalarına

başlanmalıdır.

 

Konuşma  ile İlgili Çalışmalara İlişkin Öneriler

  • Konuşmalarda işarete yer vermeyin.
  • Çocuğunuzun uydurduğu sözcükleri kullanmayın. Doğrusunu öğretmeye çalışın.
  • Çocuğunuzun yakınındaki ve en çok kullanılan eşyalarının adını doğru söylemesini öğretin.
  • Sözcüklerin söylenişindeki hataları çocuğu telaşa düşürmeden ve tedirgin etmeden düzeltin. Doğru söylemeye başladıkça onu sözle ödüllendirin.
  • Tren, araba, hayvan seslerini tanıtın.
  • Yaşına uygun öykü ve masalları anlatın.
  • Konuşma taklitle öğrenildiğinden onunla düzgün konuşun.

 

Sayı Kavramını Geliştirme Çalışmalarına İlişkin Öneriler

 

  • Öncelikle söyleneni anlama ve yapma gibi alışkanlıklar kazandırılmalıdır. Örneğin;“kalemi ver”, “kapıyı aç” gibi.
  • Daha sonra “bu kadar ver” emri ile ileri aşamaya geçilir. Çocuğunuz istenilen sayıdaeşyayı seçip verecek duruma gelebilmelidir.
  • Bu çalışmalar, önce 1 (bir) sayı kavramının kazandırılması ile başlamalı, daha sonra2'ye 3'e geçilmelidir.
  • Sayı ile birlikte renk kavramının verilmesi yerinde olur. “İki tane kırmızı düğme ver” şeklinde.
  • Ara sıra 1 (bir) üzerinde çalışmanın arkasından 2 tane isteyerek dikkatinin gelişmesini sağlayın.
  • 2'yi kavradıktan sonra bir yere 1 veya 2 tane nesne koyarak “ bu kadar ver” sözüylehareket ve sayı kavramlarını geliştirme çalışmalarını sürdürün.

 

Renk Kavramını Geliştirme Çalışmalarına İlişkin Öneriler

  • İlk olarak doğrudan doğruya kırmızı renk kavramını verin.
  • Çeşitli kırmızı renkteki eşyaları göstererek kırmızı kavramını tekrar edin.
  • “Kırmızı kalemi ver”, “kırmızı düğmeyi al” gibi emirlerle karışık renklerin arasında kırmızıyı seçmesini öğretin.
  • Daha sonra mavi renk kavramını verin.
  • Her iki rengi de öğrendiğinde “mavi kalemi masaya koy”, “kırmızı kutuyu banaver” gibi emirlerle mavi ve kırmızıyı beraber çalıştırın.
  • Öğrettiğiniz renkten kağıtlarla kesip yapıştırma, el işi alıştırmaları yaptırın, kırmızıve mavi renkte kalemlerle boyatın, günlük yaşantınızda renklere dikkatini çekin.
  • Çeşitli nesnelerden (kalem, iplik, düğme gibi) aynı renk olanlarını eşlemesini isteyin.Başaramazsa siz yapın, sonra bozup tekrar ondan isteyin.

 

Resimler Üzerine Konuşma Çalışmalarına İlişkin Öneriler

 

  • Renkli resimler üzerinde “bu resimde neler var” diyerek çocuğu gördüklerini söylemeye teşvik edin.
  • Resim üzerinde eşya, hayvan vb. ayrıntılara girip, adlandırmasını isteyin.
  • Resimler üzerinde “daha ne var” sorusuyla serbest konuşmasına izin verin.
  • Resimlerde sık sık rastlanılan nesneleri çeşitli kartonlara yapıştırarak bir çalışma defteri oluşturun.
  • Bu defter üzerinde konuşmaları sürdürün.

 

Evdeki Eşyaların Tanıtılması Çalışmalarına İlişkin Öneriler

 

  • Eşyanın adı üzerinde durarak, bilmediği yada öğrenmediği eşyaları aralıklı olarak sorun.
  • Birden fazla eşyanın adını aynı anda öğretmekten kaçının.
  • Öğrendiği eşya adları ile basit emirleri yerine getirmesini sağlayın. “Sandalyeye otur” gibi.

 

El ve Beden Hareketleri Çalışmalarına İlişkin Öneriler

 

  • Ucu sivri olmayan küçük kağıt makası ile kesme işlemi yaptırın.
  • Hamur veya çamur ile çalışın. Avuç içerisinde yuvarlak yapmasını öğretin.
  • Gazete, kağıt parçalarından avuç içinde top yapıp oynamasını sağlayın.
  • Kağıt, mendil vb. şeyleri öğretin.
  • Delikli boncukları ipe dizmesini isteyin. Zamanla sizin belli bir sıraya dizdiğinizboncukları aynı sıraya dizmesini öğretin.
  • Kalemle önceleri gelişigüzel karalama, sonradan belirli şekilleri çizebilmesi içinalıştırmalar yapın. Önce daire, sonra kare ve üçgen çizdirin.
  • Belirli resimleri, şekilleri kağıttan makasla kesip çıkarmasını öğretin kesilen şekillerin aynı resimleri eşlemesini öğretin.
  •  El-göz koordinasyonu için çekiçle çivi çaktırın. Ayrıca makasla çizgi üzerindenkesmesini öğretin.

 

Sosyal Gelişim Çalışmalarına İlişkin Öneriler

 

  • Çocuğu arkadaş edinebileceği yerlere götürün, arkadaşlık kurup oynamasına yardımcı olun.
  • Çarşı, pazar gibi toplu yerlere götürerek dış çevre ile ilişki kurmasını sağlayın.
  • Çalışmalarınızda sabırlı, güler yüzlü, sevecen bir tutum takınmayı unutmayın.Ona güven verip bazı etkinlikleri başarabileceğine inanmasını sağlayın.

 

 

 

KAYNAKÇA

Aydın, Aydan. (2003). Otizmde İlk Adım. Epsilon Yayınları.

Beha, Lika ve Fehim Arman. (). Otizm Kavramı ve Otizmin Belirtileri.

Borazancı, Selvi (2000) AQ Otistik Zeka ve Seviyeleri Otizm. Persson Sistem Yayıncılık.

Darıca, Nilüfer; Şebnem Tuş (Gümüşçü), Ülkü Abidoğlu (Pişkin) (2000). Otizm ve Otistik Çocuklar. Özgür Yayınları

Eracar, Nevin ve Vildan Onur (1999). Normaller Için Kitap: Otizm Biraz Yer

Açar Mısınız? Beyaz Yayınları

Gerland, Gunilla. (2000). Gerçek Bir InsanSistem Yayıncılık

Kayaalp, Inci Vural (2001). Sos! Otizm ve Iletişim Problemi Olan Çocukların

Eğitimi Evrim Yayınevi.

Korkmaz, Barış (2000). Yağmur Çocuklar. Otizm Nedir? Istanbul: Doğan Kitapçılık.

Korkmaz, Barış (2003). “Otizm”, Farklı Gelişen Çocuklar. (Editör: Adnan Kulaksızoğlu).

Istanbul: Epsilon Yayıncılık.

Persson, Selvi Borazancı (2002). AQ Otistik Zeka ve Seviyeleri Otizm. Istanbul:

Sistem Yayıncılık.

Sacks, Oliver. (1997). Mars'ta Bir Antropolog. Iletişim Yayınevi.

Tufan, Ismail (2003). Otistik Çocuk Dahi mi, Engelli mi? Iletişim Yayınevi

Yörükoğlu, Atalay. () Otizm. A. Ü. Eğitim Tedavi Uygulama ve Araştırma Merkezi.

Yorumlar

  • Yasin Demir

    Bütün yazılanları birkaç defa okudum. Gerçekten zor bir süreç otizm eğitimi. Özel eğitim kursları almış ama başka branşı olan bir eğitimciyim. Konu kendi çocuğumuz olunca acemice davranıyoruz. Yazdığınız uygulamalar için teşekkürler. Çocuğum şuan 20 aylık. İletişimini ve sosyalitesini arttırmaktan başka çaremiz yok gibi.

  • Mustafa Tanır

    Yazınızı okudum uzun ama otizm ile ilgili tüm alanları içermesi açısından çok beğendim teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dilerim.

    Çok teşekkür ederiz Mustafa Bey...

  • Gülcan Kocaoğlu

    Yazınızı okudum biraz fazla akademik geldi. bir şey sormak istiyorum bu yazınızda ya da sitenizde neden hiç engelli çocuk resmi yok. Engelliler için kurulmuş bir sitede.

  • k.k.k.k.

    Siteniz çok amatör bir site bence.

    Sayın k.k.k.k. (isminizi yazmadığınız için böyle hitap etmek zorunda kaldık) Haklısınız sitemiz amatör bir site olarak görülebilir ancak bizler ne kadar profesyonel isek sitemizin de aynı orantıda amatör olması bizi mutlu ediyor. Görünümden ziyade içeriğin önemli olduğu bir anlayış içinde olanlar için sitemizin gerekli bilgilendirme görevini yaptığına inanıyoruz. Esenlikler dileriz...

Yorum Bırakın